Category Archive Robot Teknolojisi

Yapay Zeka ile Kimyasal Reaksiyon Hesabı

Zurich IBM Research araştırmacıları, yapay zekayı kullanarak kimyasal reaksiyonların sonuçlarının öngörülebileceğini kanıtladılar.

Şimdiye kadar birçok kez kimyasal reaksiyonların sonuçlarını öngörebilen yapay zeka uygulamaları geliştirildi, geliştirilmeye çalışıldı. Bunlardan en kapsamlısı olan Bartosz Grzybowski’nin programı, yaklaşık 20 bine yakın kimyasal kuralını barındırıyor ve bunlara göre işlem yapıyor. 

IBM araştırmacıları ise kurallardan yola çıkarak bir program yazmak yerine, Google Translate gibi dilden dile tercüme yapan bir yazılımı örnek aldılar. Yapay zekaya önce reaksiyonlar verildi ve yapay zeka kendi kendine bu reaksiyonların mantığını öğrendi. Bunun sonucunda ise reaksiyonların sonucunu öngörmeyi denedi.

Peki ne işe yarayacak?

Bu yapay zeka sayesinde, hem maliyetli hem de yoğun iş gücü isteyen ilaç sentezlemek, sadece tek tuşla gerçekleşebilecek. 10.000 farklı kombinasyonu saniyeler içerisinde gerçekleştirecek olan bu program sayesinde ilaç sanayii çağ atlayacak.

Tek Atomlu Transistör

Karlsruhe Teknoloji Enstitüsü’nden Fizik Profesörü Thomas Schimmel ve ekibi, var olan en küçük transistör olan tek atomlu bir transistör geliştirdi.

Yeni geliştirilen bu kuantum elektroniği bileşeni, tek bir atomun kontrollü yeniden konumlandırılmasıyla elektrik akımını değiştirebilmesini sağlamaktadır. Tek atomlu transistör, oda sıcaklığında çalışır ve çok az enerji tüketir, bu da bilgi teknolojisi için tamamen yeni perspektifler açmaktadır. Endüstrileşmiş ülkelerde, bilgi teknolojisi şu anda toplam güç tüketiminde % 10’un üzerinde bir paya sahiptir. Transistör, bilgi işlem merkezlerinde, bilgisayarlarda, akıllı telefonlarda veya çamaşır makinesinden uçağa birçok uygulama için gömülü sistemlerde dijital veri işlemenin merkezi unsurudur.

Yeni geliştirilen bu kuantum elektroniği bileşeni, tek bir atomun kontrollü yeniden konumlandırılmasıyla elektrik akımını değiştirebilmesini sağlamaktadır. Tek atomlu transistör, oda sıcaklığında çalışır ve çok az enerji tüketir, bu da bilgi teknolojisi için tamamen yeni perspektifler açmaktadır. Endüstrileşmiş ülkelerde, bilgi teknolojisi şu anda toplam güç tüketiminde % 10’un üzerinde bir paya sahiptir. Transistör, bilgi işlem merkezlerinde, bilgisayarlarda, akıllı telefonlarda veya çamaşır makinesinden uçağa birçok uygulama için gömülü sistemlerde dijital veri işlemenin merkezi unsurudur.

Piyasada satılan düşük maliyetli bir USB bellek bile birkaç milyar transistör içerir. Gelecekte, Profesör Thomas Schimmel ve ekibinin geliştirdiği tek atomlu transistör, bilgi teknolojisindeki enerji verimliliğini önemli ölçüde artırabilir. Schimmel, “Bu kuantum elektroniği elemanı, geleneksel silikon teknolojilerininkinden daha az enerjiyi harcamayı mümkün kılıyor” ifadelerini kullandı. Tek atomlu elektroniğin öncüsü sayılan Profesör Schimmel, bu yılın başlarında KIT ve ETH Zürih tarafından ortaklaşa kurulan Tek Atom Elektroniği ve Fotonik Merkezi’nin Eş-Direktörü olarak atandı. 

Dünyanın en küçük transistörü, tek bir atomun kontrollü tersine hareketiyle akım geçirir. Konvansiyonel kuantum elektroniği bileşenlerinin aksine, tek atomlu transistör sadece mutlak sıfır, yani -273 ° C civarında çok düşük sıcaklıklarda çalışmakla kalmaz, aynı zamanda oda sıcaklığında da çalışır. Bu özellikler, gelecekteki uygulamalar için büyük bir avantajdır. Tek atomlu transistör, tamamen yeni bir teknik yaklaşıma dayanmaktadır. Transistör sadece metalden oluşur ve yarı iletkenler kullanılmaz. Buda aşırı düşük elektrik voltajlarına ve dolayısıyla çok düşük bir enerji tüketimine neden olur.

Kaynak: Webtekno

Yürüyen Mikro Robotlar

Vücudun içinde yürümek için tasarlanmış bacaklı mikro robotlar

İnsan bedeninde ilaç taşıma gibi görevler için tasarlanmış çok sayıda nano cihazlar geliştirilmektedir. Bu çalışmalar sonucu ortaya çıkan en son ürün dört ayaklı küçük bir robot.

Bu teknoloji ilk olarak Pennsylvania da Yrd. Prof. Marc Miskin tarafından Cornell Üniversitesi’nde yapılmıştır. Araştırmada kendisine katılan profesörler Itai Cohen ve Paul McEuen ve Alejandro Cortese idi.

Tescilli bir çok aşamalı nanofabrikasyon tekniğini kullanarak, her biri 4 inçlik (102 mm) tek bir silikon kompozitten gelen milyonlarca 70 mikron uzunluğundaki Bacaklı Mikro Robotlar, yığınları birkaç hafta içinde üretilebilir.

Her Bacaklı Mikro Robotlarun gövdesi, bir silikon katmanıyla örtülmüş ultra ince bir cam dikdörtgenden oluşur.Elektronik kontrol bileşenleri ile iki veya dört güneş hücresi bu katmana kazınır. Bu arada bacaklar, bir tabaka platin ve titanyumdan oluşan 100 atom kalınlığındaki bir malzemeden yapılır (ikincisi yerine grafen de kullanılabilir).

Güneş hücrelerinin üzerine bir lazer ışıltı verildiğinde, ortaya çıkan elektrik akımı dönüşümlü olarak ön ve arka bacaklar arasında ileri geri uygulanır. Bu akımın uygulanması, titanyum sert kalırken platin genişlemesine neden olur, böylece her bir bacağın bükülmesi sağlanır. Akım kapatıldığında, bacak geriye doğru düzelir. Bu şekilde Bacaklı Mikro Robotlar ileriye gidebilir.

Bacaklı Mikro Robotlar aslında vücuda hipodermik bir iğne ile enjekte edilebilecek kadar küçüktür ancak bu teknikle Bacaklı Mikro Robotların boyutu tırnak genişliğinde olacak ve doku katmanının altında seyahat etmekle sınırlı kalacaklar, çünkü lazer ışığının etki edebileceği bölge sınırlıdır. Bununla birlikte, Miskin, ultrason ve manyetik alanlar gibi diğer güç kaynaklarından eneji sağlıyor.Pennsylvania ve Cornell’deki meslektaşlar sensörlerle saat içeren ve kendini kontol edebilen Bacaklı Mikro Robotların “akıllı” sürümleri üzerinde de çalışıyorlar.

Miskin araştırmasını Boston’daki Amerikan Fiziksel Toplum, Mart Toplantısı’nda sunacak.

Robot Teknolojileri

Teknoloji ve bilimde yaşanan ve çığır açan sıçramalar, insanı ve toplum yaşamını değiştirecek önemli gelişmeleri beraberinde getiriyor. Artık elektronik aletler, bilgisayar ve yazılımların hayatımızın vazgeçilmezi olmalarının yanı sıra, son zamanlarda sıkça bahsedilen teknoloji dalı Robotik 21. yüzyılda önemli gelişmelere temel oluşturuyor.

Canlıların robot teknolojisi kapsamında işlevlerinin taklit edilmesi robot teknolojisini etkileyecek ve itici güç olması en önemli hususlardan biri olarak görülüyor. Bu kapsamda Biyomimikri gibi yeni gelişmekte olan bilim kollarının önemli katkıları olması bekleniyor.

Robot teknolojisine dair beklentiler, robot teknolojisi üzerine yoğunlaşmış araştırma merkezleri ve üniversitelerdeki araştırma çalışmalarının yakın gelecekteki sonuçlarına bağlı olarak gelişecek. Endüstriyel robot teknolojisi daha hafif ve daha hızlı robotlar geliştirilmesini talep ederken, üretim maliyetlerinin azaltılması, mühendislerin robot teknolojisine dair en önemli beklentisi haline geldi.

Robot teknolojisine dair beklentiler, robot teknolojisi üzerine yoğunlaşmış araştırma merkezleri ve üniversitelerdeki araştırma çalışmalarının yakın gelecekteki sonuçlarına bağlı olarak gelişecek. Endüstriyel robot teknolojisi daha hafif ve daha hızlı robotlar geliştirilmesini talep ederken, üretim maliyetlerinin azaltılması, mühendislerin robot teknolojisine dair en önemli beklentisi haline geldi.

Yapay Zeka Destekli Fotoğraflar

Fotoğraflarınız Yapay Zeka Desteğiyle 3D Fotoğraflara Dönüşsün!

Yapay zeka dünyası gelişmelerine dur durak demeden devam ediyor.  Şimdi de yeni bir girişim ile karşı karşıyayız; Yapay zeka destekli olarak 3D fotoğrafların derinlik algılarını kendi üreten bir Yapay zeka destekli uygulama derinlik eklenmesi gereken alanları kendi tahmin ederek bulup bu yerlere otomatik olarak net alan derinliği ekliyor. Sonuç mu? Sadece birkaç adımda fotoğraflarınıza net alan derinliği verebilmenizin dakikalar içinde gerçekleşebilmesi.

Fotoğraflarınızı isterseniz bir DPTH’in kamerası üzerinden çekebilir ya da galerinizdeki fotoğraflardan birini seçip kolayca düzenleyebilirsiniz. Düzenlemek için seçtiğiniz fotoğrafınızı DPTH’e eklediğinizde uygulama otomatik olarak fotoğrafı işleme tabi tuttuğunu belirterek, sürecin 10 saniye ile 1 dakika arasında tamamlanabileceğini belirtiyor.

İşlem tamamlandıktan sonra size hemen bir bildirim gönderen DPTH, net alan derinliği eklediği yeni fotoğrafınızı böylece size sunuyor. Ayrıca bu ekranda Depth Map ve ayarlar seçenekleri üzerinden düzenlenen fotoğrafın tüm detaylarını inceleyebiliyorsunuz.

Bu noktada ayarlar üzerinden fotoğrafın derinliğini, blur oranını ya da mesafesini kolayca değiştirmeniz mümkün. Bu değişimleri Depth Map üzerinde yapabildiğiniz gibi doğrudan işlem görmüş yeni görsel üzerinde de deneyimleyebiliyorsunuz. Sonraki adımdaysa bir klasik son adım olarak, oluşturduğunuz yeni derinlik algılı görseli kolayca sosyal ağlarda paylaşabilmeniz ya da direkt olarak telefonunuza kaydedebilmeniz için karşınıza çıkan seçenekler oluyor.

Ama şunu belirtmeden geçmeyelim; paylaştığınız ve kaydettiğiniz görsellere DPTH logosu ekleniyor. Eğer bu logonun görseliniz üzerinde görünmesin istemiyorsanız 18,99 TL ödeyerek profesyonel pakete geçiş yapabilme hakkınız var.  Bu pakete ilerleyen zamanlarda eklenmesi düşünülenler de mevcut; yüksek çözünürlüklü görsel indirme, Depth Map indirme ve 3D animasyon yapma gibi özellikler. Ama bir güzel nokta daha var ki o da yapacağınız bu tek seferlik ödemeyle ömür boyu tüm bu özelliklerden faydalanabilecek oluşunuz. Buradanuygulamayı indirerek detaylı bilgi alabilirsiniz.

Lazer Teknolojileri

Lazer Işınlarının Oluşumu ve Özellikleri

Lazer, uyarılmış atomların fotonlarını yayınlama şeklini kontrol eden ve onları uyumlu bir huzme şeklinde oluşturan optik kaynaklardır. İngilizcede, “Light Amplification by Stimulated Emission of Radiation”ın kısaltmasıdır. Yani lazerin nasıl çalıştığını da açıklayan “Uyarılmış Işıma ile Mikrodalga Yükseltici” anlamına gelmektedir.

Tarihte ilk olarak 1917 yılında Albert Einstein uyarılmış ışımayı öne sürmüştür. 1960 yılında Theodore Maiman optik frekansta lazer hareketini gerçekleştirmiş ve yakut lazeri bulmuştur.

Lazerin elde edilmesi için atomları uyarılma eşiğinin üzerine çıkarmak üzere enerji verilir. Genel olarak uyarılmış atomların seviyesi, temel seviyenin 2 ya da 3 seviye üzerindedir. Bu, popülasyon terslenmesinin (population inversion) seviyesini artıracaktır. Popülasyon terslenmesi, temel seviyedeki atomlara karşı uyarılmış atomların sayısıdır. 

Uyarılmış atomlar, bulundukları yörüngelerden daha düşük enerjili yörüngelere düştüklerinde açığa çıkardıkları enerji, salınan fotonun enerjisine eşittir. Bu enerji fotonun dalga boyunu belirler, dolayısıyla da açığa çıkan ışığın rengini belirler.

Lazer ışığının özelliklerini aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

> Tek renklidir, yani tek bir dalgaboyuna sahiptir.

> Koherenttir. Yani düzenlidir.

> Tek yönlüdür ve aynı zamanda çok güçlü, konsantre ve ince bir ışındır. 

Lazer Çeşitleri

  •  Katkılanmış Yalıtkan Lazer
  •  Yarı İletken Lazer
  •  Gaz Lazer
  •  Darbeli Boya lazer

Lazerin Kullanım Alanları

  1.  Üretim Teknolojileri

Tablo 1. Lazer Tipleri ve Kullanılan Gazlara Göre İmalat Sanayide İşlevleri

GazlarKarbondioksit LazeriNd:YAG Lazeri
OksijenKesmeKesme
AzotKesmeKesme
HelyumKesmeKaynak
ArgonKesme

 İmalat sanayi kullanımındaki avantajları

  •  Birkaç mikron mertebesindeki bölgelere odaklanabilme kabiliyeti 10W/cm’nin üzerindeki yüksek güç yoğunluğu sebebiyle tungsten gibi yüksek ergime sıcaklığı olan metaller kendiliğinden ergirler ve ısıya duyarlı civar bölgeler üzerindeki etki minimuma iner.
  •  Lazer ışını temassız olarak çalışır, yani takım ile iş parçası arasında hiçbir mekanik temas oluşmaz ve iş parçasının istenmeyen alaşımlanması veya bozunumu önlenmiş olur.
  •  Kaynak süresi, iri taneli olma, tekrar kristalleşme ve segregasyon gibi uygun olmayan içyapı değişimlerine engel olacak ve hızlı üretimi sağlayacak kadar kısadır.
  •  Lazer ışının üretimi mikro plazma kaynağındaki gibi koruyucu gazların kullanılmasını, elektron ışını ile kaynaktaki gibi vakumun sağlanmasını gerektirmez.
  •  Bu sebepten bilhassa seri imalat için, üretim hızı, otomatize edilebilmesi imkânı gibi üstünlükleri vardır.
  •  Isı girdisi düşük olduğundan ısıdan dolayı gerçekleşecek metalürjik etkiler ve çarpılma düşük olacaktır.
  •  Elektroda ihtiyaç yoktur. Bu nedenle elektrottan kaynaklanacak kirlenmelerin önüne geçilmiş olmaktadır.
  •  Lazer ışını optik elemanlar kullanılarak kolaylıkla odaklanıp, doğrultulup yönlendirilebildiği için diğer kaynak yöntemleri ile ulaşılması zor olan yerlerde kaynak yapılabilmesini sağlar.
  •  Geniş bir malzeme aralığı ve bunların kombinasyonunu kaynaklamak mümkündür.
  •  Lazer ışını, elektron ışın kaynağında olduğu gibi manyetik alandan etkilenmez.
  •  Vakum veya X-ışını koruması gerektirmez.
  1.  Bilişim Teknolojileri 

Verilerin boyutları büyüdükçe daha hızlı ve daha güvenli veri aktarım yöntemleri üzerindeki çalışmalar artmaktadır. Bu alandaki en önde gelen alternatiflerden biri olan lazerle veri aktarımı konusunda çalışmalar aralıksız devam etmektedir.

İlk olarak 1990’larda çalışmalarına başlanan lazerle veri aktarımı, laboratuvar ortamında gerçekleştirilen deneylerle geliştirilmektedir. Kısa mesafelerde saniyede 2.5 terabit veri transferi sağlayabilen sistemler geliştirilmiştir. Böylece süper hızlı veri transferi gerçek zamanlı olarak gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Bu sistemlerle birlikte ikili sayı sistemiyle verileri 16 farklı ışık çeşidiyle yansıtmakta, resimlerinde her bir pikselini kodlayarak gönderilebilmekte ve karşı tarafta kodlar çalıştırılarak resimler açılabilmektedir.

Son zamanlarda özellikle sosyal medyada yüksek çözünürlükte veri paylaşımı kullanıcılar arasında yaygınlaşmaktadır. Bu sebeple özellikle sosyal medya şirketleri lazer tabanlı internet teknolojisi kullanarak hızı ve kaliteyi artırmayı hedeflenmektedir.

Ayrıca uydu haberleşmesinde kullanılan elektromanyetik dalgaların ve sinyallerin girişimlere duyarlı olması, mesafeye bağlı olarak enerjilerinde kayıpların yaşanması lazerle iletişimi önemli hale getirmiştir. Buna bağlı olarak, 18 Ekim 2013 tarihinde Ay ve Dünya arasında lazer ile veri iletimi gerçekleştirilmiştir. Massachusetts Institute of Technology (MIT) ve NASA’dan bir grubun yaptığı çalışma sonucunda Dünya yüzeyinden Ay yüzeyine 622 Mbit/s veri gönderilmiştir.

  1.  Sağlık Teknolojileri

1960’lı yıllarda cerrahi amaçlı ilk kullanılan lazer yüksek güçlü ve dokuda kolayca buharlaşma yapabilen CO2’li lazer olmuştur.

Lazerin Tedavi Amaçlı Kullanıldığı Alanlar

  •  Böbreklerde taş kırma,
  •  Kalp ve damar cerrahisi,
  •  Beyin cerrahisi,
  •  Sindirim sistemi rahatsızlıkları,
  •  Deri hastalıkları,
  •  Kulak burun boğaz hatalıkları,
  •  Ortopedik problemler,
  •  Estetik ameliyatlar.
  1.  Savunma ve Uzay Teknolojileri

Lazer sistemleri savunma sanayide kullanımı yaygınlaşmaktadır. Özellikle yüksek enerjili lazerin imhası “soft death” yani “yumuşak ölüm” olarak adlandırmaktadır.

  •  Lazer takviyeli konvansiyonel kimyasal patlayıcı ateşli silahların geliştirilmesinde (lazer cihazları),
  •  Askeri kontrol, gözetleme, ölçme, analizlerin uygulanmasında (lazer cihazları),
  •  Dolaylı olarak askeri silahların, araç, gereçlerin üretim süreçlerinde (lazer üretim yöntemleri),
  •  Doğrudan kalıcı ya da geçici imha edici lazer silahların yapımlarında (lazer silahı). 

Yüksek enerjili lazerlerin tespit edilmemesi sebebiyle gelişmiş ordularda lazer silahları lazer güdümlü füzeler kullanılmakta ve yüksek isabet oranıyla istenilen çözüm elde edilmektedir.

Lazer ile birlikte, tahribatsız olarak numunelerden kümülatif olarak bilgi alınabilmekte ve numunelerin atomik boyutta yapıları ortaya çıkarılmaktadır. Diğer taraftan atmosfer ve bileşenlerinin üç boyutta tespit ve teşhisi yapılabilmekte ve gerekli ölçüm hesaplamalar ortaya konmaktadır. Böylece havacılıkta kullanılan malzemelerin uygunluğu uçak, helikopter gibi araçların seyrüsefer kontrolleri lazer sistemleri aracılığıyla gerçekleştirilmektedir.

Savunma sanayide lazer füzelere veya bombalara üzerlerinde olan lazer algılayıcı sensörler ile yol göstermek, rota belirlemek amacıyla kullanılmaktadır. Ancak bugün özellikle uçaksavarlarda, deniz kuvvetlerinde, insansız hava cihazlarında, uçak ve helikopterlerde bir karşı savunma cihazı olarak kullanılmaktadır. Gücü 20 Kw ve üstü değerine ulaşabilen lazer silahlar bazı ordularda kullanılmaya başlamıştır.

  1.  Hologram

Hologramlar, fazlasıyla ilgi çekicidir ve göze hitap etmektedir. Holografi, üç boyutlu dünyamızı iki boyutlu ortam üzerine kaydederek hiçbir yardımcı araç kullanılmasına gerek kalmadan çıplak gözle iki boyutlu ortam üzerinde her üç boyutu da görebilmemizi sağlayan kayıt ve görüntü teknolojisidir.

Hologram, orijinal objenin üç boyutlu gerçek kaydı, kısaca üç boyutlu lazer fotoğrafıdır. Başka bir deyişle; 3 boyutlu görsel bilginin lazer teknolojisiyle kaydedilmesi, depolanması ve hareket efektinin kazandırılarak çok boyutlu ortama aktarılması sonucu elde edilir.

Holografide uyumlu lazer ışınının pozitif teması ile dalga sınırlarını eşleştirerek kayıt yapılır. Bu üç boyutlu kayıt kırılmış bir şablon şeklinde oluşur; bir dizi çok ince çizgi veya tek merkezli daireler halindedir. Bu kırılma, ışığı bükerek lazer ışığının orijinal kaydın dalga sınırına geri gönderir. Objenin üç boyutlu görüntüsü hologram ışık olarak yapılanır. Hologram, fizik, kimya, basım, mühendislik gibi pek çok kavramın hepsini birden içinde barındırdığı için gelişmiş ve karmaşık bir üründür.

Hologramlar derinlik ve paraleks içerdiğinden, objeyi ve çevresindekileri daha da derinlik içinde görülmesini sağlar. Hologramların taranması, fotokopi yoluyla çoğaltılması veya aynısının basılması mümkün değildir. Hologramlar, aynı zamanda uygulandıkları yüzeyden ayrıldıklarında bozunuma uğramaktadır. Böylece hologramların amaç dışı kullanılması mümkün olmamaktadır.

Gelecekte, özellikle günümüzde kullanılan LED televizyonların yerini hologram teknolojisiyle çalışan televizyonların alması beklenmektedir. Ayrıca, lazerin görüntü teknolojilerinde kullanılmasının geliştirilmesiyle artırılmış/sanal gerçeklik uygulamalarında, bilgisayar oyunlarında hologram teknolojisinin kullanılması ve yaygınlaşması beklenmektedir.

1970’lerde “holografik veri depolama” yöntemini geliştirilmesiyle normal hologramlarda olduğu gibi bir nesnenin görsel kopyasını kaydetmek yerine bir veri dizisi kaydedilmektedir. 1 ve 0’dan oluşan ikili veri dizisi, aydınlık ve karanlıktan oluşan bir ışık dizisi olarak yansıtılmasıyla verinin depolama ve iletim işlemi gerçekleştirilmektedir. Gelecekte özellikle büyük verinin iletimi ve depolanması daha da önem kazanacağından holografik belleklerin kullanımı yaygınlaşacaktır.

Genel Değerlendirme ve Sonuç

Lazer teknolojisinin dünyada önemli bir çalışma alanı olarak her geçen gün önemini artırmaktadır. Ülkemizde üniversitelerimizde lazer çalışmaları ile ilgili kurulmuş olan araştırma merkezleri faaliyet göstermektedir. Bu araştırma merkezlerinde malzeme, sağlık ve imalat teknolojilerinde ileri düzeyde çalışmalar yapılmaktadır.

Diğer taraftan özellikle savunma sanayinde, takım tezgâhı üretimi yapan firmalarda lazer sistemleri konusunda çalışma yapan Bakanlığımız destekli Ar-Ge merkezleri de faaliyet göstermektedir.

Bu sebeple özellikle makine ve tıbbi cihaz ithalatı fazla olan ülkemizde lazerli sistemlerin geliştirilmesi yüksek katma değerli ürün üretimi ve ihracatını artıracaktır. Ayrıca savunma sanayinde lazer sistemlerine yönelik ürünlerin üretilmesi bu alandaki ihracat potansiyelimizi artıracaktır.

Kaynaklar

  1.  “Lazer Nasıl Çalışır?”, www.elektrikport.com.tr
  2.  Kaçar, Elif “Sanayide Lazer Uygulamaları ve Güvenliği” İş Sağlığı ve Güvenliği Sempozyumu, Ankara, 2015.
  3.  “Lazer Kaynağı”, Sakarya Üniversitesi.
  4.  Körpınar, M. Ali. “Lazerin Biyofiziksel Özellikleri ve Medikal Uygulamaları”.
  5.  TÜBİTAK MAM, Lazer Teknolojileri Laboratuvarı.
  6.  TÜBİTAK BİLGEM, Elektro-Optik Lazer Sistemleri.

Endüstriyel Robot Teknolojisi

Son 10 yılda robot teknolojilerinde yaşanan gelişmeler sanayi sektörlerini üretim kabiliyetleri açısından olağanüstü bir biçimde değiştirmiştir. Robotlar eskiden ağırlıklı olarak üretim verimliliğini, kalitesini artırmak ve üreticilerin operasyonel maliyetlerini düşürmek adına karmaşık, tekrarlayıcı veya tehlikeli görevleri yerine getirmek için geleneksel olarak kullanılmaktayken endüstriyel robot pazarı artık nesnelerin interneti (IOT) tarafından yönlendirilen yeni bir dönüşüm sürecini yaşamaktadır.

Elbette, artan iş gücü maliyeti ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki zorlayıcı rekabet de birçok şirketi verimliliği artırmak adına endüstriyel robot kullanımına yönlendirmektedir.

Endüstriyel robotlar sanayinin her alanında ve üretimin her aşamasında kullanılır hale gelmiştir. Otomotiv sektöründe montaj, boya, kaynak, kalite kontrol aşamalarında; elektronik sanayinde montaj, kalite kontrol, boya, nakliye, paketleme; gıda sanayinde üretim, paketleme, nakliye, etiketleme gibi çok çeşitli işlerde endüstriyel robotlar kullanılmaktadır. Robotların entegrasyonunda ve programlanmalarındaki bazı zorluklar ise müşteriye özel uygulamalarda yaygın olarak kullanımlarını sınırlamaktadır.
 

Güneş Sistemi’nin sınırında bir nesne keşfedildi.

Bilim insanları, güneş sistemimizin sınırlarında gezinen büyük bir nesne keşfetti.

Bilim insanlarının keşfettiği bu nesne, Güneş Sistemi’nin erken dönemlerine ait olabilir ve gezegenlerin bugünkü formuna nasıl kavuştuğuna açıklık getirebilir.

Solar system, illustration

Bilim insanları, çok uzak olmaları ve radyasyondan etkilenmemiş olmaları dolayısıyla bu nesnenin erken güneş sisteminin kalıntısı olabileceğini düşünüyor. Keşfedilen bu nesne sayesinde araştırmacılar, güneş sisteminin bugünkü formunu kazanmadan önce nasıl göründüğünü tespit edebilir.

Isı Algılayıcı Kameralardan Gizleme Yöntemi

Bir nesneyi ısı algılayıcı kameralardan gizlemek, askeri ve teknoloji uygulamaları için olduğu kadar araştırma için de faydalı olabilir. Bu tür bir yöntemi geliştirme çabaları, değişik derecelerde başarı ile on yıllardır devam etmektedir.

Bir nesne ve çevresi arasındaki sıcaklık farkını maskelemek için önceki birkaç sistem geliştirilmiştir. Ancak, bu alternatiflerin her biri, cihazları yapmada güçlük, güç kaynağına ihtiyaç duyma, sert malzemelerin kullanımı veya ısı birikmesine neden olabilecek kalın ve ağır termal battaniyelerin eklenmesi gibi zayıf yönlere sahiptir. 

Araştırmacılar elyaflardan yapılmış bir aerojel filmi ürettiler. Kendi başına, aerojel, iyi bir ısı yalıtkanı olduğunu ortaya çıkardılar, ancak araştırmacılar, liflerini polietilen glikol (PEG) ve koruyucu bir su geçirmez tabaka ile kaplayarak yeteneklerini arttırdı. PEG eridiğinde ısı depolar ve katılaşınca ısıyı serbest bırakır. Simüle edilmiş güneş ışığında, bir nesneyi kaplayan kompozit film, güneş ışığından ısınırken, yalnızca çevre gibi sıcaklık derecelerinde yavaşça artar ve nesneyi termal bir kamerada görünmez hale getirir.

Sıcak bir nesne, bir aerojel filmine, polietilen glikol eklenerek kızılötesi tespitten tamamen gizlenebilir.

Beyin Sinyal Çevirici

Bilimsel bir ilk olarak, beyin mühendisleri düşünceyi anlaşılır ve tanınabilir bir konuşmaya çeviren bir sistem yarattılar. Konuşma sentezleyicilerinin ve yapay zekanın gücünü kullanan bu buluş, bilgisayarların doğrudan beyinle iletişim kurmasının yeni yollarına yol açabileceğini kanıtladılar.

Bilimsel bir ilk olarak, Columbia nöro mühendisleri düşünceyi anlaşılır ve tanınabilir bir konuşmaya çeviren bir sistem yarattılar. Birinin beyin aktivitesini izleyerek, teknolojik olarak bir kişinin daha önce görülmemiş netlikle duyduğu kelimeleri yeniden oluşturabildiğini gözlemlemişlerdir. Konuşma sentezleyicilerinin ve yapay zekanın da gücünü kullanan bu buluş, bilgisayarların doğrudan beyinle iletişim kurmasının yeni yollarına imkan sağlayabilir. Aynı zamanda, amyotrofik lateral skleroz (ALS) ile yaşayanlar dış dünya ile iletişim kurma yeteneklerini yeniden kazana bilecekleri gibi, konuşamayan insanlarında engelinin kalkmasına temel oluşturabilmektedir.

Yapay Zeka Nedir?

Yapay zekâ, bir bilgisayarın veya bilgisayar kontrolündeki bir robotun çeşitli faaliyetleri zeki canlılara benzer şekilde yerine getirme kabiliyetidir.

Yapay zekayı düşünmenin en iyi yolu yapabildiklerini insanların beceri ve yetileriyle karşılaştırmaktır. Sonuçta insanlar bildiğimiz en zeki canlılar ve yapay zeka da insan zekasını taklit ediyor. Aslında yapay zekayı sıradan bir yazılımdan ayırt etmenin en iyi yolu da bu: İnsan zekasını taklit eden yazılımlara yapay zeka diyoruz.

Yapay zeka programları karmaşık verilerdeki kalıpları tanıması, tecrübelerinden faydalanması ve insanlar tarafından alınan kararları uygulaması için insan bilgisine ihtiyaç duymaktadır. Yapay zeka sistemleri bir şeyler gözlemlemekte ve daha sonra önceden belirlenmiş parametreler temelinde onu tanımaya çalışmaktadır. Dolayısıyla, belirli bir duruma göre yapay zeka sistemleri, sorunu çözmek için görev yapmakta ve buna tepki vermektedir.

Yapay Zeka, nesne tanıma özelliği sayesinde bir fotoğraftaki grubun anne, baba, çocuk ve kediden oluşan bir aile olduğunu anlayabiliyor; hangisinin kadın ve hangisinin erkek olduğunu fark ediyorlar. Boyunu ölçüyor, beden ölçülerini alıyor ve ne renk giydiklerini fark ediyorlar.

Geleceğimiz açısından yapay zeka, içerikli robot makinalar, insan görünümlü androidler aramızda çok yer alacak gibi görünmektedir.

PVC Borularda Bor Kullanımı

Polivinil klorür, oldukça geniş kullanım alanı olan bir plastik polimer. Polietilen ve polipropilenden sonra dünyada en çok üretilen üçüncü sentetik plastik polimerdir. Katı ve esnek olmak üzere iki formu vardır.

PVC polimerlerde içeriğine katkı olarak talk, zeolit, bor, gümüş gibi bazı özel tozlar ilave edilir. Bu katkılar kullanım amaçlarına göre değişiklik göstermektedir.

PVC malzemelerde Bor faydalarını ve amaçları için ; www.borpvcmalzemeler.com

Ekonomik Kriz ve Ar-Ge ve İnovasyona Dair…

Günümüz bilim ve teknolojisi, öngörülen gelişmenin ötesine geçmiştir. Artık değişim ve dönüşüme ülkeler bile engel olamamaktadır. Günün şartları ve beklentileri toplumları zorlamaktadır. Bu nedendendir ki ülkelerin ve o ülkenin bilim insanlarının günün şartlarını ve gelecek şartları düşünerek teknolojik çalışmalarını programlamak zorunda kalmaktadır. Dünyada ki bu hızlı değişim ve dönüşüm dahada rant odaklı bir dar döngü oluşturmaktadır.

Türkiye’ bu hızlı dönüşüm ve değişimin çok üzücü ki ortasında diğer toplum ve teknolojilerinin kanalize edilmiş şekilde etkisinde kalmıştır. Her geçen gün yetiştirdiğimiz bilim insanları üretmiş olduğu teknolojileri pazara sunarak büyümeye katkı sağlamaktadır. Fakat bu katkı yeterli gelmeyerek toplumun ihtiyacı olan ilerlemeyi sağlamamaktadır.

 

Nanoteknoloji Hayatı Değiştirecek…

Geleceğin teknolojisi olarak nitelenen nanoteknoloji son yıllarda büyük önem kazanmaya başladı. Nanoteknoloji küçüğün teknolojisi olarak adlandırılıyor. Nano sözcüğü bir fiziksel büyüklüğün milyarda biri anlamına geliyor. Örneğin 1 nanometre, metrenin milyarda birini ifade ediyor. Bir saç telinin çapının 100 bin nanometre olduğu düşünüldüğünde ne kadar küçük bir ölçekten söz edildiği anlaşılabilir.

 

Nanoteknolojinin neden bu kadar önemli olduğuna gelince; bir aygıtta kullanılan malzemenin boyutu küçüldükçe çalışma hızı artıyor ve o malzemenin yeni özellikleri ortaya çıkıyor. Uzmanlar, yakın zamanda her alanda yeni malzemelerin ortaya çıkacağını ve nanoteknolojiyle hayatımızın kökten değişeceğini belirtiyor. ABD, Japonya, Çin, Güney Kore, İsrail ve AB ülkeleri nanoteknolojiyi öncelikleri arasında görüp yatırım yapan ülkeler arasında. Ancak bu alanda yalnızca maddi yatırım yapılması yetmiyor, yeterli sayıda uzman yetiştirilmesi de gerekiyor.

 

Çin nanoteknoloji konusunda önümüzdeki 25 yıl boyunca 1 milyon uzman yetiştirmeyi amaçlıyor. AB de 2010 yılında ABD ve Japonya’yı yakalamak için nanoteknolojiyi öncelikli alan olarak ilan etti. Türkiye de bu alanda varlığını göstermeye hazırlanıyor. Prof. Salim Çıracı öncülüğünde Bilkent Üniversitesi’nde Ulusal Nanoteknoloji Merkezi kurulması yönünde çalışmalar başlatıldı. Merkez 30 milyon YTL bütçeyle 2007 yılında faaliyete geçecek.

Çıracı İTÜ’den birincilikle mezun oldu, ABD’de Stanford Üniversitesi’nden master ve doktora derecelerini aldı. IBM Araştırma Merkezleri’nde çalıştı. Bilkent Üniversitesi Fizik Bölümü Kurucu Bölüm Başkanı olarak görev aldı. Ulusal Nanoteknoloji Merkezi ve yakın zamanda her alanı etkilemesi beklenen nanoteknoloji konusunda Çıracı ile konuştuk.

Nanoteknoloji nasıl ortaya çıktı?
Arkasında nanobilim var. Nanobilim de metrenin milyarda biri ölçeğinde bilim ve teknoloji üretmek anlamına gelir. Bu, boyutun nanometreyle ölçülecek şekle indirilmesi değil, o boyuta indirilen malzemenin çok farklı işlevlerinin ortaya çıkması demek. Nanobilim ilk olarak 1960’larda ortaya atıldı. Yapılan çalışmalar malzemenin küçüldükçe tamamen farklı özellikler kazanacağını gösterdi. Ancak 1960’lardan 1990’lara kadar mevcut teknolojilerle idare edildi. 1995’ten itibaren artık nanoteknoloji kullanma zamanının geldiği anlaşıldı. 1995’te benim de bulunduğum bir NATO toplantısında bunu üretebilecek teknolojiye bugün ulaşıldığı ve artık nanoteknolojinin geleceğin bilimi olacağı ortaya çıktı. Nanoteknoloji ondan sonra gündeme gelmeye başladı. Bu arada ABD’li ekonomistler de nanoteknolojinin ABD için çok önemli bir alan olabileceğini, ABD’deki diğer teknolojilerin yavaş yavaş başka ülkelerin eline geçeceğini ve ABD’nin rekabetçi yapısını kaybedeceğini söyleyerek dönemin başkanı Clinton’a yaptıkları baskıyla nanoteknolojiyi öncelikli alan ilan ettirdiler.

 

Nanoteknoloji ne işimize yarayacak ve hangi alanlarda kullanılıyor?
Nanoteknoloji sayesinde yeni tip otomobiller üretilecek. Çünkü kullandığı malzeme çok farklı olacak, lastikler daha uzun ömürlü olacak. Benzin motoru ortadan kalkacak. Hem imalat teknolojileri hem de hayatımız derinden değişecek. Yakın zamanda nanoteknolojiye sahip ülkelerle sahip olmayan ülkeler arasında büyük fark ortaya çıkacak. Biz de bu yarışta ya atılım yapan ülkeler arasında olacağız ya da olamayacağız. Nanoteknoloji tekstil, savunma sanayi, komünikasyon, bilgi işlem, tıp, enerji alanlarında kullanılacak.

 

Nanoteknoloji pahalı bir bilim alanı. Bu merkezin maliyeti nasıl karşılanıyor?
Projemizin bütçesi 30 milyon YTL değerinde. 11 milyon YTL DPT’nin, dört milyon YTL de Bilkent Üniversitesi’nin verdiği kaynak var. Geri kalanını proje üreterek karşılayacağız. Kuruluş aşamasından sonra maliyetleri projelerle çok rahat karşılayacağımızı düşünüyorum. Burası 140 kadar uzmanın çalışacağı Nanoteknoloji Mükemmeliyet Merkezi olacak. İlk merkez burada kurulacak, burada yetişen uzmanlar yeni merkezler kuracak.

 

 

Nanoteknoloji konusunda ABD’de Ulusal Bilim Vakfı 2015’e kadar 1 trilyon Dolar destek sağlayacağını açıkladı.

Türkiye bu alana ne kadar bütçe ayırmalı?
ABD şu anda nanoteknolojiye en çok bütçe ayıran ülke. Çin, Japonya, Güney Kore de bu alana sağlam bütçe ayırıyor. Almanya, nüfusuna oranla nanoteknolojide dünyanın en ileri ülkesi. DPT 11 milyon YTL verdiği zaman, bu bile bizi harekete geçirmek açısından önemliydi. AB’den birtakım projeler de aldık, Türkiye 7. Çerçeve Programı’na bir milyar Euro katkıda bulunuyor. Bu verilen paranın daha fazlasını almak istiyoruz, ama uzman sayımız az. Bu konuda çok ciddi programlar yapılmalı. Hedefimiz kendi elemanlarımızı yetiştirerek büyümek. Bundan 10 yıl önce ABD araştırma finansmanı bakımından ilerideydi. Şu anda Türkiye’de araştırma kaynağı bulmak ABD’den daha kolay. Ama uzman yetiştirmeliyiz.

 

Nanoteknoloji Kuluçka Merkezi projesi geliştirdiniz, söz eder misiniz?
Kuluçka Merkezi Cyberpark’ta faaliyet gösterecek. Buradan çıkacak önemli bir buluş orada biraz daha geliştirilecek, ürün haline getirilecek ve pazarlanacak. Yani kuluçka merkezi buradaki öğrencileri pazara hazırlamaya yönelik bir çalışma. Silikon Vadisi’ndeki birçok firma Stanford Üniversitesi’nin bir modeli. Stanford Üniversitesi öğrencilerinin 1951’de kurduğu Stanford Araştırma Parkı, Silikon Vadisi’nin oluşumunu sağladı. Stanford’da yetişen öğrenciler Silikon Vadisi’nin işletmelerini kurdu. Bilkent Üniversitesi bünyesinde kurulan Ulusal Nanoteknoloji Merkezi’nin hedefi de buradaki öğrencilerin teknoparklarda kendi nanoteknoloji işletmelerini kurmaları.

Türkiye’de özel sektörün nanoteknoloji çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Nanoteknoloji Türkiye’de gelişme sürecinde. Şu anda Türkiye’de bu alana bir ilgi var. Herkes yeni bir ürün geliştirmek istiyor. Tekstilde yeni bir polimer, yeni bir boya, yeni bir aygıt geliştirmek istiyor. Daha işin başındayız. Şu anda Türkiye belli yerlere gelmiş, belli göstergeleri iyi olan, ama neredeyse sınırda bir ülke. Şu halimizle biraz ilerlesek de nanoteknolojiye yatırım yapmazsak 25 yıl sonra çok geri kalmış olacağız. İleri teknolojiler ülkeler arasındaki farkı açıyor. 30 bin Dolar’a aldığınız bir arabayı yapan şirket 500 Dolar kazanıyor. Şimdi yeni teknolojiler kullanılarak yapılmış bir kanser ilacının haftalık dozu iki bin Dolar. Bu kadar pahalı olmasının nedeni teknolojinin yalnız onlarda olması. Nanoteknolojide de bu böyle.

 

Çin’de nanofiberler üzerine yapılan çalışmalar sonucu bu fiberle dokunan kumaşların kir tutmayacağı ve çamaşır makinelerinin sonunun geleceği söyleniyor…
Örneğin ileride klimanın kullanımı azalacak. Üretilen kumaşların vücuttaki nemi buharlaştıran, sizi soğuk tutan etkisi olacak. Ayrıca kumaşlar anında küçük bir potansiyel farkıyla rengini değiştirebilecek. Sabah açık renk bir elbise giyiyorsanız, akşam aynı elbisenin rengini değiştirerek bir davete gidebileceksiniz. Özellikle burada yaptığımız bir çalışmada askeri alanla ilgili, ışığa duyarlı akıllı elbise projemiz var. Biri size lazer ışınıyla nişan alırsa hemen uyarıyor. Enerjiye ihtiyaç duyulduğunda güneş pili gibi çalışıyor. Nanoteknolojinin 2025 yılına kadar gelişmesi bekleniyor.

Nanoteknoloji gündelik yaşamımızı nasıl etkileyecek?
Küçücük telefonunuz dünyanın en hızlı bilgisayarının kapasitesinde olacak, beyninizle koordineli çalışacak. Sağlık göstergelerinizi doktora götürmenize gerek kalmayacak, telefonunuz siz farkında olmadan bu değerleri hastanelere gönderecek. Nanobiyoteknoloji sayesinde genlerde değişiklik yapılabilecek. Çocuğunuz doğmadan göz rengini, boyunu, genetik hatalarını değiştirebileceksiniz. Nanoteknolojinin en önemli etki alanlarından biri de enerji. Bizim hidrojen depolama projemiz var. Vestel’in de hidrojen enerjisi konusunda önemli bir projesi var. Karbondioksit derecesi dünyada alarm veriyor. Hidrojen, mutlaka kullanmamız gereken bir enerji türü. Arabalardan bilgisayarlara kadar her alanda kullanılabilir. Ayrıca inşaatta özellikle boya alanında nanoteknoloji kullanılacak. Nanoteknolojinin bir diğer alanı bilgi işlem ve bilgi depolaması. Bilgisayarlar çok daha gelişecek. Kuantum mekaniği sayesinde binlerce defa hızlanacak. O bilgisayarın sahipleri dünyadaki bütün şifreleri kırabilecek. Yapılan bir araştırmaya göre bir yılda dünya üzerinde 10 üzeri 19 bit bilgi üretiliyor. Bu yıl bu bilgileri CD’lere depolamak isteseniz 6000 km’lik CD’ye ihtiyaç var. Bu bilgileri nanoteknoloji kullanarak bir santimetreküpte depolamak mümkün.

Dünyaya nano diyen Türkler
“Burada nanoteknoloji konusunda çok önemli Türk bilim adamları çalışıyor. Prof. Ekmel Özbay geçtiğimiz aylarda gerçekleştirdiği bir projeyle AB Descartes Bilim Ödülü’nü kazandı ve bu ödülü kazanan ilk Türk oldu. Bu proje sayesinde bir CD’ye 25 bin film sığacak, internet 100 kat hızlanacak. Doç. Ahmet Oral atomik kuvvet mikroskobu üretti. Bu mikroskoplar atomları görebilecek kadar küçük aletler. Başka aletler de yaptı. Burada bir şirketi var ve dünyanın bütün ülkelerine bu aletleri satıyor. Burada öyle arkadaşlar var ki teknolojiyi yaratmış ve dünya pazarında en iyi yerlere satıyorlar. Bunu daha da geliştirmek istiyoruz. Bu yıl MIT’den Yrd. Doç. Mehmet Bayındır’ı buraya getirdik. Çok genç olmasına karşın dünya çapında bir bilim adamı. Fiber lazerler üzerine çalışıyor. Bunlar çok hızlı lazerler. Bu lazerlerden dokuyu yakmadan, acı vermeden kesecek neşterler yapmak istiyoruz. Eskiden hastanın tümörü alınır ve hasta 10 gün hastanede kalırdı. Şimdi bu fiber neşter sayesinde kısa sürede ayakta endoskopiyle orası yakılıp temizleniyor. Ayrıca bu merkezde yalnızca fizikçiler değil, çok güçlü kimyacılar, nanobiyoteknoloji alanında çalışanlar da var.”

Ulusal Nanoteknoloji Merkezi
“Ulusal Nanoteknoloji Merkezi kurma çalışmaları aslında 2000 yılında başladı. Ben o sırada ABD’deydim. 1996 yılından beri nanoteknoloji konusunda çalışmalar yapıyorum. Avrupa’da çeşitli kuruluşlara nanoteknoloji konusunda danışmanlık yaptım. İlk nanoteknoloji panellerini hazırlayan ve NATO ülkelerinin devlet başkanlarına nanoteknoloji öneren grup içinde yer aldım. 2001 yılında Türkiye’ye döndükten sonra nanoteknoloji merkezi kurmak için girişimlerde bulundum. Projem 2004 yılında Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) tarafından kabul edildi. Bu proje altı aydır devam ediyor. Zaten 1990’ların başından beri Bilkent Üniversitesi İleri Araştırmalar Merkezi’nde çalışmalar yapıyorduk. Merkez 2007’de faaliyete geçecek. Ulusal Nanoteknoloji Merkezi’nde ilk ürün olarak arkadaşlarımız dünyanın en küçük Türk bayrağını çizdi. Bu arada bize birçok araştırma talebi geldi. Özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin nanoteknoloji konusunda çok önemli araştırma talepleri var. İlk hedefimiz bu alanda uzmanlar yetiştirmek. Bu uzmanları iş dünyasına araştırmacı olarak yetiştirmek ve endüstriyel buluş geliştirmelerini sağlamak istiyoruz.”

Kaynak: http://www.vsdergi.com/200609/03/01_4.asp

Güneş Panelleri ve Yeni Modellemeler

Güneş panellerinde kullanılan polisilikonlar artık güneş panelleri için büyük bir maliyet yükü olmaktan çıktı. Aslında güneş panellerinin fiyatını bu denli artıran şey kablolama ve kurulum işlemleri ve arazi temini ve bun bağlı sistemlerdir. Düşük polisilikon fiyatları güneş panelleri için güzel bir haber olsa da asıl güzel olan şey verimlilik konusunda kat edilen mesafedir.

MIT’de çalışan bilim adamları ve uzmanlar yaptıkları yeni araştırma ile polisilikonların daha verimli hale geldiklerini ve eskiye nazaran daha dayanıklı olduklarını doğrular nitelikte araştırma bulgularına ulaştılar. Hatta hiç zaman kaybetmeden bu heyecan verici bilgileri bilim dünyası ile paylaştılar. Nanokar aracılığı ile siz de polisilikon piyasasını yakından takip edebilir ve ucuza güneş panalleri sahibi olabilirsiniz.

Güneş Panelleri ve Yeni Modellemeler

Güneş Panelleri ve Yeni Modellemeler

Geçmiş zamanlarda güneş panelleri için kullanılan geniş alanlar artık daha yüksek verim için çok rahat bir şekilde kullanılabilecek. Güzel haber ise şu bu araştırma sonuçları hacim kazandıktan sonra seri üretim denilen aşamaya geçilecek. Bu sayede artık güneş panelleri insanların ulaşılması olmaktan çıkacak. Daha fazla bilgi almak için makalenin devamını okuyabilirsiniz.Biz de bu heyecan verici gelişmeleri kutlamak ve piyasaya can katmak için güneş panelleri için mükemmel kampanyalar başlattık. www.nanokar.com adresinden bütün kampanyaları takip edebilir ve detaylı bilgi sahibi olabilirsiniz.

Solar Cell, Güneş Pili, Güneş Hücresi

İngilizce karşılığı solar cell olarak bilinen güneş pilleri ışığı doğrudan elektrik enerjisine çevirme yeteneğine sahip fotovoltaik araçlara verilen isimdir. Diyot ama yarı iletken bir biçimde çalışan güneş hücresi, güneş ışınlarında bulunan enerjileri iç fotoelektrik reaksiyon aracılığı ile elektriğe dönüştürür.

Bu alanda gerçekleştirilen çalışmalar şimdilerde organik ve inorganik olmak üzere iki kola ayrılmış durumda. İçerik bakımından silikona yoğunlaşmış durumda olan güneş pilleri inorganik olarak tanımlanırken daha çok organik içeriklere sahip güneş pilleri ise organik sınıfına girmektedir. Makalenin bu kısmına dek sizlere güneş pili nedir ya da diğer bir deyişle güneş hücresi nedir gibi sorulara cevap verdiğimizi sanıyorum kısaca. Şimdi biraz daha öz bilgiler vermek suretiyle devam edelim makalemize.

En basit şekilde güneş pilleri eski tür hesap makinelerinde kullanılan bir enerji depolama aygıtı idi. Yüksek voltajlı ya da düşük voltajlı olmak üzere birçok farklı şekilde istifade edebildiğimiz güneş pilleri farklı alanlarda da çok rahat bir şekilde kullanılmaktadır. Nanokar olarak biz de bu alanda en iyi güneş pilleri ile müşterilerimizi buluşturmak ve ihtiyaçlarını karşılamak için çalışıyoruz.  Makalenin en başında cümle içinde fotovoltaik diye bir kavram kullandım. İzninizle size bundan bahsetmek istiyorum. Fotovoltaik üzerine güneş ışığı düştüğü zaman uçlarına elektrik gerilimi oluşan yapıları ifade etmede kullanılan bir kavramdır.

Tedarikçi : www.nanokar.com