Category Archive Blog

Yeni virüsler nasıl evrimleşiyor ve yayılıyor?

Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan Corona (Korona) virüsü ile ilgili dünya alarma geçti. Dünya Sağlık Örgütü’nün acil durum ilan ettiği Corona virüsü, soğuk algınlığından Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS) ve Ağır Akut Solunum Sendromu (SARS) gibi daha ciddi hastalıklara kadar çeşitli hastalıklara neden olan büyük bir virüs ailesinin parçası. Virüslerin genel olarak nasıl bir genetik değişim sonrası insana geçebildikleri ve insan için taşıdıkları tehditler konusunda aşı teknolojileri alanında araştırmalarıyla tanınan Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Bilimleri Araştırma Merkezi ve Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nesrin Özören’den bilgi aldık. Özören, küresel iklim değişikliğinin, kalabalık kentsel yaşam ve artan insan hareketliliğinin daha önce bilinmeyen yepyeni virüslerin ve dolayısıyla hastalıkların ortaya çıkmasında ve hızlı yayılmasında etkili olduğunu belirtti.

SARS ve MERS’ten sonra şimdi de Corona virüsü dünya gündemine yerleşti. Virüsler genetik değişime nasıl uğruyor? Bu hastalıklarda virüsler nasıl bir evrim izliyor ve virüsler insana hangi yollarla geçiyor?

Normal bir nezle virüsü, Corona veya Influenza (grip) virüs yapılarında kendilerini kodladıkları öğelerden, RNA parçalarından oluşuyor. RNA’nın kendisini kopyalarken çok fazla hata yapma olasılığı var. Virüsün çoğalması için gereken ise konak bir hücre. Virüs konak hücreye yapışıp (burun, boğaz, üst solunum yolu epitel hücreleri) içeri alındığında o konak hücrenin içinde ve metabolizmasını korsan olarak kullanarak kendisini ürettirebiliyor. Virüsün kendisini kopyalayıp, üretilebilmesi için bazı mekanizmalar var. Grip virüsünün sekiz adet RNA parçasından oluşan genomu var ve buna bağlı kodlayan RNA ürettiriyor, kendi enzimlerini ürettiriyor ve sonrasında konak hücrenin zarından tomurcuklanıyor, yeni virüsler ortaya çıkıyor. Bu yeni virüsler yakındaki diğer konak hücrelere yapışarak içeri alındıkları takdirde yeni bir çoğalma döngüsü başlıyor. Corona virüsünün tek parça RNA genomu olsa da hata oranları gene de yüksek.

Aşılarının güvenli bir şekilde uygulandığı ve beş yıl ve üzeri koruyuculuğu bulunan virüsler ise DNA virüsleri. Hepatit B (sarılık yapan) virüsü örneğin, genomu DNA’dan oluşuyor. Bu virüs için de konakçı bir hücreye ihtiyaç var (karaciğer hücresi) DNA kopyalanırken hata yapma riski daha düşük, RNA kopyalanırken ise hata olasılığı daha fazla.

Corona, SARS veya MERS gibi virüslerin kaynağı ise RNA virüsleri olarak biliniyor. Corona virüsünün taşıyıcısının yarasa olduğu belirlendi. Yarasadan yarasaya geçen bir virüs var ve o virüs mutasyona uğruyor. Ancak geçirilen her mutasyon virüsü daha tehlikeli yapmıyor. Tamamen zararsız veya kendini kopyalamayan, yayılması mümkün olmayan olan virüsler de ortaya çıkabilir ancak bunlar hastalık yapamayacağı için bunları gözlemlememiz mümkün değil. Fakat virüs yeni bir özellik sayesinde geçişgenlik kazandıysa çoğalabiliyor ve böylelikle bu virüsleri izleyebiliyoruz. Virüsün konak içinde kopyalanması ve bir sonraki konağa varabilmesi için farklı özelliği olan virüslerin hayatta kaldıklarını görüyoruz. Rastgele mutasyonlardan birinde yarasa hücresine çok iyi yapışabilen virüs artık insan hücresine de iyi tutunma özelliği kazanıyor.

Virüsün her geçtiği canlıdan canlıya veya türden türe kendi sağ kalım mücadelesi söz konusu. Virüs kendisini bir başka canlıda kopyalayabilmek için canlının hücre zarı üzerindeki proteinlerden birine, sanki bir limana varmış gibi, yapışabiliyor. İnsan hücresine yapışabilme özelliği kazandığı zaman orada çoğalmaya başlıyor. Yarasa hücrelerinin üzerinde de benzer konakçı proteinler mevcut. Yarasalar, şempanzeler, fareler ile insan hücre zarı arasında çok büyük farklar yok. İmmünolojik bakımdan virüsün yarasadan insana sıçraması büyük bir eşik. Corona virüsünde virüsün insandan insana geçebildiği de görüldü. Bu da virüsün insan vücudunda sağ kalmayı başarıp kendi kopyalarını yapmayı başardığını gösteriyor.

Virüslerin özellikle kış döneminde ortaya çıkması tesadüf mü?

Virüsler sadece kış mevsiminde ortaya çıkan partiküller değil, yazın da ortaya çıkabiliyorlar ancak kışın popülasyonları daha fazla büyüyor ve insanların bağışıklık yanıtı da daha zayıf düştüğü için hastalık sıklığı artıyor. Virüsün insana geçmesi sonucunda hapşırma, öksürme gibi yollarla virüs yayılmaya başladığında yayacağı partiküller içinde kaç tane virüs olduğuna bakmak gerekiyor. Virüs konakçı hücrelerin içinde kendini çok iyi kopyaladığında bu oran yükseliyor ve bulaşma olasılığı artıyor. Örneğin, bir öksürmeden sonra bir metrelik bir alana dağılan bir milyon sıvı taneciğinin içinde sadece beş partikülde virüs olsun ve sonra başka bir insana bulaşmış olsun. Kişinin bağışıklık sistemi çok güçlüyse bu virüsü yok edeceği için hissetmez ve hastalanmaz bile. Bu kişiler taşıyıcı olabilirler. Nitekim Corona virüsünde hastalık belirtisi taşımayan bir insandan da virüsün bulaşabildiği görüldü. Çin hükümeti geçmişte SARS gibi bir deneyime sahip olduğu için çok büyük önlemler aldı ancak Corona SARS’tan daha az öldürücü bir virüs . Oran olarak bakılacak olursak yüzde 3-5 gibi bir öldürme kapasitesi söz konusu, SARS’ta ise bu çok yüksekti. Elbette önümüzdeki günlerde Corona virüsü ile ilgili gelişmeleri dikkatle izleyip göreceğiz. Ancak mevcut verilerle şunu söylemek mümkün; Corona virüsü çok korkutucu bir virüs değil. Yeni bir virüs çıktığında en önemli sorun çoğu insanın bu yeni virüsle ilk kez karşılaşmasından doğuyor. 65 yaş üstü kişiler, organ nakli olmuş veya kanser hastaları aldıkları kemoterapi veya radyoterapiden dolayı akyuvarlarının sayısının düştüğü, bağışıklık yanıtı düşmüş kişiler için çok riskli grupları oluşturuyor.

Corona virüsünün neden daha önce değil de şimdi çıktığı merak konusu. Bunun nedeni nedir?

Bu soru çok soruluyor ancak kesin bir cevabı bulunamadı. Çin’de asırlardır yaban hayvanları tüketiliyor. Dolayısıyla bugün neden bu virüsün çıkmış olduğu sorusu yanıtlanabilmiş değil. Akla gelen ihtimallerden ilki, iklim değişikliği olabilir. Küresel iklim değişikliği, sıcaklıkların artması insanların bağışıklık sistemlerini ve yarasaların taşıdığı virüsleri de etkiliyor. İkinci etken aşırı kalabalık şehir hayatı ve toplu taşıma gibi havasız ortamlar. Üçüncü ihtimal küresel ölçekte çok hareketli bir insan nüfusu olan dünyamız. Çok fazla seyahat ediyoruz. Eskiden küçük bir köyde hastalık çıktığında köy karantina ile korumaya alınırdı, oysa bugün dünyada milyonlarca turist mevcut. Bu riskler devam ettikçe yeni virüslerin ortaya çıkma olasılıkları da yükseliyor.

Virüsler aslında insanlığa ders de verebilir ama insanlar haklı olarak önce korkuyorlar. Fakat geçmişe baktığımızda çiçek gibi, verem gibi ölümcül sonuçları olan hastalıklar da yaşadık. Çok sayıda insanımızı geçen yüz yılda verem nedeniyle kaybettik. Verem kontrol altına alındı, bugün eskiden olduğu gibi ölümcül ve korku verici değil. Çiçek virüsü ise dünyada hastalık yapamayacak şekilde aşılama sayesinde silindi. 1.Dünya Savaşı sonrasında yaşanan aşırı kıtlık, savaş sonrası çekilen yokluk İspanyol Gribi gibi büyük bir salgını getirdi. Her dönemde yeni bir virüsün çıkabileceğini unutmamak gerekiyor, tedbirli olmamız lazım.

Bir virüs hemen konağına öldürücü etki yapıyorsa o virüsün bulaşma zamanı kalmıyor, mesela Ebola virüsü bulaştığı insanların yarısından fazlasını öldürüyor bir kaç gün içinde, çok kişiye bulaşma fırsatı kalmıyor bu sayede. Geniş toplumlara en çok zararı Corona virüsü gibi belli bir kuluçka süresi ve konağını öldürmeyen virüsler veriyor. İnsanı öldürmüyor ama yayılmış oluyor ve çok daha fazla kişiyi etkiliyor. Ağır bir nezle veya grip olarak seyreden bu hastalığı sağlıklı insanlar atlatabiliyor.

Çin’den ithal edilen ürünlerin virüs taşıma ihtimali var mı?

AIDS virüsü için benzer bir test yapılmıştı. AIDS’li biri ile aynı havuza girebilirsiniz veya AIDS hastasının kullandığı çatal deterjan ve sıcak su ile yıkandıktan sonra virüs kapma olasılığı neredeyse sıfırlanıyor. Bu tür objelerden virüs bulaşması milyonda bir olabilir. Her virüs için dış yüzeylerde (konakçı hücre dışında) sağ kalabilme ve yeni enfeksiyon başlatabilme kapasitesi farklı- bazıları 20-30 dakika, bazıları haftalarca. Kolonya (etanol, %70 ) ile bolca spreyle objeyi silerek sadece Corona değil her virüsten korunursunuz. Çin’den gelen oyuncakları gümrüklerde ultraviyole ışıkla dezenfekte etmek mümkündür.

Peki virüse karşı aşı geliştirmek mümkün mü? Her sene olduğumuz grip aşılarının artık eskisi kadar etkili olmadığı doğru mu?

Daha önce var olmayan bir virüse karşı önceden aşı üretmek mümkün değil. Ancak AIDS virüsü ve grip virüsüne karşı geliştirilen ilaç kombinasyonlarının Corona virüsü ile mücadelede yardımcı olduğu gözleniyor. Bu da gösteriyor ki Corona virüsüne karşı elimiz kolumuz bağlı değil.

Her yıl için yeni grip aşı geliştirirken, üretici şirketler bir istatistiki bir projeksiyon yaparak bir önceki yılın verilerine bakıp bir sonraki yıl görülmesi muhtemel iki veya üç virüse karşı karışık aşı preparatı geliştiriliyor ve o aşı %70 gibi bir koruma sağlayabiliyor belirli bir bölge için tahmin tutarsa. Fakat sizin bölgenizde farklı bir grip virüsüne yakalandığınızda aşılanmış olsanız bile grip olma ihtimaliniz var, ancak gene de aşılanan kişiler nispeten daha hafif atlatabiliyorlar o seneki gribi.

Dünyada şu anda aşı geliştiren ve tüm dünyaya sunan belli başlı şirketler var, bu şirketler size üç, dört çeşit grip aşısı üretebilir ancak bu aşılar belli bir oranda koruma sağlar. Bizim bu noktada kendi kaynaklarımızı kullanarak yerli-milli aşı geliştirmek yönünde çabalarımızı hızlandırmamız şart görünüyor. Ülkemizde böyle bir çalışma olsa sadece iki veya üç tür grip virüsüne karşı kompozit aşı değil de, beş-altı tür grip virüsü suşundan oluşan özgün ve adjuvanlı aşılar geliştirilebilir. Sağlık sistemimize ülke olarak son yıllarda önemli yatırımlar yaptık. Çocuk aşıları alanında son beş yıldır önemli çalışmalar yapılmakta. Dolayısıyla artık kendi aşımızı geliştirmek ve bu yönde teknoloji geliştirmek zorundayız. Hammadde için dünyadaki birkaç şirkete bağımlı olmaktan çıkmamız lazım.

Aksi halde iklim değişikliğinin etkilerini yaşadığımız globalleşen dünyamızda yepyeni virüslerin karşımıza çıkması çok da sürpriz olmayacak.

Kaynak: Boğaziçi Üniversitesi

Nanoteknolojik Maske Koruyucu

Dünya sağlık örgütünün yayınlarına göre enfeksiyonların çok büyük bir kısmı, temas yolu ile yayılmaktadır. Yapılan araştırmalara göre gün boyunca bir insan ortalama 23 kez refleksi olarak elini ağzına götürmektedir. Enfekte olan kişilere veya kişilerin dokunduğu noktalara dokunan sağlıklı insanlar aldıkları virüsü ağız yoluyla vücutlarına aktarmaktadır. Maskeler büyük oranda insanların elini ağzına götürmelerini engellemektedir. Bir diğer enfeksiyon şekli ise damlacık enfeksiyonudur hasta kişiler öksürdüğünde ağızlarından çıkan vücut sıvıları, ortama yayılır 5 mikrondan daha küçük damlacıklar havada askıda kalmaktadır maskeler genel olarak bu damlacıklardan kullanıcıyı korurlar. Korunmanın en etkili yolu ise ellerimizi en az 20 sn boyunca sabun ile yıkamaktır. Bilimsel makaleler COVID-19 virüsünün, Sabun-Su (alkaline pH > 12) ortamda inaktif olduğunu belirtmiştir.

COVID-19 Polikliniğine/Acilde Hasta Kabulü ve Takibi (15 yaş ve üzeri vakalar için)

»»Maske takılı olarak, triyaj – yönlendirme alanından gelen hastaların COVID-19 olgu tanımı açısından değerlendirmesi yapılır.

»»COVID-19 olgu tanımına uyanlar, belirlenen alana alınır.

»»Uygun kişisel koruyucu ekipman (önlük, tıbbi maske, gözlük/yüz koruyucu, eldiven) giyilerek hastanın bulunduğu alana girilir.

»»Hastanın anamnezi alınır,

»»Muayenesi yapılır

»»Vital bulgularına bakılır (kalp hızı, ritmi, solunum sayısı, kan basıncı, vücut sıcaklığı ve şartlar uygun ise oksijen saturasyonu kontrol edilir)

»»Genel durumu stabil olmayan hastanın; solunum desteği, dolaşım desteği sağlanarak ilgili servise yatışı yapılır*,

»»durumu stabil olan hastanın, muayenesi yapılır »»Tetkikleri istenir;

Kan tetkikleri

Tam kan sayımı, Üre, kreatinin, sodyum, potasyum, klor, AST, ALT, total bilirubin, LDH, CPK, D-dimer, troponin, C-reaktif protein değerleri hekimin uygun gördüğü durumlarda istenebilir.

Görüntüleme

Akciğer grafisi çekilir ve değerlendirilerek, aşağıdaki tanımlanmış durumlarda uygun teknikle Akciğer BT çekilir.

BT çekilemeyecek olan gebe hastalarda öykü ve muayene bulgularına göre klinik olarak karar verilmeli.

Akciğer BT

  1. Ateş + öksürük – Akciğer grafisi doğal: Kontrastsız düşük doz BT
  • Ateş + öksürük – Akciğer grafisi tanısal/tanısal değil: Kontrastsız düşük doz BT
  • Ateş + öksürük + komorbid hastalık veya ileri yaş (60 yaş ve üzeri) + tanısal olmayan akciğer grafisi: Kontrastsız tam doz BT, başka bir hastalık nedeniyle endikasyon varsa kontrastlı BT çekilir

1

1- Komplike olmamış hastalık tablosu olan

  1. Altta yatan hastalığı olmayan (kardiyovasküler hastalıklar, DM, HT, kanser, kronik akciğer hastalıkları başta olmak üzere diğer immunsüpresif durumlar)
  • Ateş, kas/eklem ağrıları, öksürük, boğaz ağrısı, nazal konjesyon gibi bulguları olan
  • Akciğer filmi ve/veya akciğer tomografisi normal olan hastalardan

COVID-19 için kişisel koruyucu ekipman kullanılarak test için solunum yolu örneği alınır.

Hastane dışında izolasyon önerisi ile semptom takibi yapılmak üzere, İl/İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından belirlenmiş olan izolasyon alanlarına veya eve gönderilir, günlük olarak takipleri telefon ile yapılır.

Test pozitif çıkarsa hasta yatırılarak oseltamivir ve hidroksiklorokin başlanır. Negatif çıkarsa; hastalık düzeliyorsa alternatif tanıya göre hareket edilir. Testi negatif çıkan ancak hastalık belirtileri kötüleşen hastalar yeniden değerlendirilmek üzere hastaneye çağırılır. COVID-19 ekarte etmek için ikinci solunum yolu örneği alınarak test istenir. Hastanın klinik durumuna göre ayaktan veya yatarak izlenmeye devam eder.

2- Pnömoni/Ağır pnömoni tanımına uyanlar

I.

  1. Solunum sayısı < 30/dakika olan, oda havasında SpO2 düzeyi % 90 üzerinde olan ve
  • Akciğer grafisinde veya tomografisinde pnömoni bulgusu olan hasta

İlgili servise yatırılır. COVID-19 için solunum yolu örneği alınır. Test yapılır. Test sonucu beklenmeden tedavi algoritmasına uygun olarak oseltamivir ve hidroksiklorokin başlanır. Test sonucu takip edilir.

II.

  1. Takipnesi olup (≥30/dakika), oda havasında SpO2 düzeyi % 90 altında olan,
  • Akciğer grafisinde veya tomografisinde pnömoni bulgusu saptanan veya akut organ disfonksiyonu gelişen hasta

Yoğun bakım ünitesine yatırılır. COVID-19 için solunum yolu örneği alınır ve test yapılır. Test sonucu beklenmeden tedavi algoritmasına uygun olarak oseltamivir ve hidroksiklorokin başlanır. Test sonucu takip edilir

Test sonuçları pozitif ise; sonuç İl Sağlık Müdürlüğüne haber verilir ve vaka yönetimşemasına göre hareket edilir.

2

Test sonuçları negatif ise;

Ayaktan izlenen hastalarda klinik bulgularda kötüleşme varsa test tekrarlanır.

Yatırılarak izlenen hastalarda alternatif tanı konulamadı ise test tekrarlanır.

  • Yatış işleminde aşağıdaki yoğun bakım endikasyonları var ise hasta yoğun bakıma, diğer koşullarda ilgili servise yatırılır.

Yoğun Bakım Ünitesi Yatış Endikasyonları

»»Solunum sayısı ≥ 30

»»Dispne ve solunum güçlüğü bulguları

»»5 litre/dakika ve üstünde nazal oksijen desteğine rağmen oksijen saturasyonu %90’ın altında olan olgular

»»5 litre/dakika ve üstünde nazal oksijen desteğine rağmen parsiyel oksijen basıncı 70 mmHg’nın altında olan olgular

»»PaO2/FiO2 < 300

»»Laktat> 4 mmol/L

»»Akciğer grafisi veya tomografidebilateralinfiltrasyonlar veya multi-lober tutulum

»»Hipotansiyon (sistolik kan basıncı < 90 mmHg, olağan SKB’den> 40 mmHg düşüş, ortalama arter basıncı < 65 mmHg)

»»Cilt perfüzyon bozukluğu

»»Böbrek fonksiyon testi, karaciğer fonksiyon testi bozukluğu, trombositopeni, konfüzyon gibi organ disfonksiyonu

»»İmmünsüpresif hastalık varlığı

»»Birden fazla özellikle kontrolsüz komorbidite varlığı »»Troponin yüksekliği, aritmi

Kaynak: https://covid19.tubitak.gov.tr/korunma-tedavi-yontemleri

COVID-19 Çocuk Hasta Yönetimi ve Tedavisi

Çocuklarla ilgili COVID-19 enfeksiyonuna yönelik tedaviler ile ilgili, bugün içinbilimsel kanıt düzeyi yeterli olan veri bulunmamaktadır. Bu nedenle çocuklarla ilgili COVID-19 tedavi önerileri erişkin çalışmalarına göre değerlendirilmeli ve çocuk hastanın durumuna göre planlanmalıdır. COVID-19 salgının başından itibaren, 22 Mart 2020 tarihine kadar, dünya genelinde 0 – 9 yaş arasında ölüm görülmemiştir. Daha büyük çocuklarda, 10 – 19 yaş arasında ise %0.2 ölüm bildirimi yapılmıştır. Bu rakamlar ve bugüne kadar paylaşılan veriler değerlendirildiğinde, çocuklarda klinik tablonun daha hafif seyirli olduğu görülmektedir. Ayrıca, çocuklarda ilaçların olası yan etkileri de tedavi kararı verirken göz önüne alınmalıdır. Bugün için çocukluk çağında tedavi her bir hasta için ayrı değerlendirilmeli ve olası ağır vakalarda planlanmalıdır.

Çocukluk Çağında Tedavide Kullanılabilecek Olası İlaçların Dozları ve Uygulama Şekilleri

İlaç Adı Günlük Çocuk Dozu, Verilme Yolu Tedavi
Süresi (gün)
   
     
Oseltamivir Term bebekler 0-12 ay 3mg/kg/doz günde 2 kez 5 gün
tb 75 mg 15 kg ≥ günde iki kere 30 mg  
süsp 12 mg/ml 15 kg ile 23 kg arası olanlar günde iki kere 45 mg  
  23 kg ile 40 kg arası olanlar günde iki kere 60 mg  
  40 kg > günde iki kere 75 mg  
     
Hidroksiklorokin, Çocuklardaki doz (<18 yaş): 5 gün
200 mg tablet 10 mg/kg (maks: 600 mg/doz) PO BID x 2 (yükleme),  
  sonra 3 mg/kg PO TID (maks: 200 mg/doz) 4 gün toplam  
± tedavi süresi beş gün  
Azitromisin* 1-5 ay çocuklarda 10 mg/kg/doz (maks doz 500 mg/doz) 5 gün
200 mg/5 ml süsp 6 ay > çocuklar ve adölesanlarda 10 mg/kg ilk gün günde  
500mg tb1 tek doz (maks doz 500 mg/doz), devamında 5 mg/kg  
  günde tek doz 2-5 gün boyunca (maks doz 250 mg/doz)  
  toplam 5 gün  
     
Lopinavir 250 mg/ Çocuklarda doz: 14 gün – 6 ay arasında olanlarda: 10- 14 gün
ritonavir50mg lopinavir komponenti 16 mg/kg PO BID  
tablet2 6 ay – 18 yaş arası:  
  15-25 kg: 200 mg-50 mg PO BID 26-35 kg: 300 mg-75 mg  
+ PO BID >35 kg: 400 mg-100 mg PO BID  
    10- 14 gün
Ribavirin kapsül 2 gr (30 mg/kg) yükleme dozu  
200 mg 4×1 gr (17 mg/kg/ 6 saatte bir /4 gün  
  4×0.5 gr (8 mg/kg/ 8 saatte bir /6 gün  
     

Yoğun bakım ünitesinde yatan, destek tedavilerine rağmen organ fonksiyonları bozulmaya devam eden kesin covid-19 tanısı konulmuş hastalarda antiviral tedaviye ek öneriler; MASya da hemofagositoz sendromu gelişen hastalarda rehberin yoğun bakımda tedavi bölümüne başvurunuz.

  1. 1    Hem azitromisin, hem de hidroksiklorokin Q-T aralığını uzatıp, ventriküler taşikardiye eğilim yaratabilir. Bu nedenle özellikle QT’yi uzatan başka bir klinik durumu olan hastalarda azitromisin kullanılmamalıdır. Diğer durumlarda hasta bu açıdan, gereğinde EKG çekilerek yakından izlenmeli, kardiyotoksik istenmeyen etki görülenlerde öncelikle azitromisin kesilmeli, daha sonra hidroksiklorokinin önce dozu azaltılmalı, sorun yine devam edersekesilmesi düşünülmelidir
  • 14 günden küçük yenidoğanlarda lopinavir ve ritonavirin güvenlik, etkinlik ve farmakokinetik profilleri belirlenmemiştir. 14 günden küçük yenidoğanlarda, özellikle preterm yenidoğanlarda, lopinavir / ritonavir oral çözeltisinin kullanımı ile propilen glikol toksisitesi geliştirme riski vardır. Oral çözelti etanol ve propilen glikol içerir; etanol propilen glikol metabolizmasını rekabetçi bir şekilde inhibe eder. Oral solüsyonun kullanımını takiben erken doğan bebeklerde pazarlama sonrası raporlar arasında kardiyotoksisite (tam AV bloğu, bradikardi, kardiyomiyopati), laktik asidoz, santral sinir sistemi depresyonu, solunumsal komplikasyonlar, akut böbrek yetmezliği ve ölüm bulunur. Oral çözelti, bebek yakından izlenmedikçe ve yararlar açıkça riske ağır basmadığı sürece, doğum sonrası 14 günden küçük tam dönem yenidoğan veya doğum tarihinden sonraki 14 güne kadar erken doğum yenidoğanları dahil olmak üzere hemen doğum sonrası dönemde kullanılmamalıdır. Günde bir kez dozlama (oral çözelti veya tabletler), 18 yaşından küçük çocuklar için onaylanmış bir rejim değildir.

Kaynak: https://covid19.tubitak.gov.tr/korunma-tedavi-yontemleri

Koronavirüs Testi : COVID-19 Coronavirus Rapid Test Kit

Koronavirüs testi, burun salgılarında, kanda veya diğer vücut sıvılarında bir koronavirüs enfeksiyonu belirtileri arar. Koronavirüsler solunum sistemini enfekte eden virüs tipleridir. Hem hayvanlarda hem de insanlarda bulunurlar. İnsanlarda koronavirüs enfeksiyonları tüm dünyada yaygındır. Genellikle ciddi hastalıklara neden olmazlar. Bioeasy Coronavirus Rapid Test Kit ile 10 dakika gibi kısa bir sürede virüsü tespit edebilirsiniz.

Bazen hayvanları enfekte eden bir koronavirüs değişir ve insanları enfekte edebilen yeni bir koronavirüse dönüşür. Bu koronavirüsler daha ciddi olabilir ve bazen pnömoniye neden olabilir. Pnömoni, akciğerlerde sıvının biriktiği hayatı tehdit eden bir durumdur.

Bu yeni koronavirüslerin üçü son yıllarda keşfedildi:

  • SARS (severe acute respiratory syndrome), ciddi ve bazen ölümcül bir solunum hastalığı. İlk olarak 2002 yılında Çin’de keşfedildi ve dünyaya yayıldı. Uluslararası bir çaba, hastalığın yayılmasını hızla kontrol altına almaya yardımcı oldu. 2004’ten bu yana dünyanın hiçbir yerinde yeni vaka bildirilmemiştir.
  • MERS (Middle East respiratory syndrome), Suudi Arabistan’da 2012 yılında keşfedilen ciddi bir solunum yolu hastalığıdır. Hastalık 27 ülkeye yayıldı. Amerika Birleşik Devletleri’nde sadece iki vaka bildirilmiştir. Tüm vakalar Arap Yarımadası’ndaki veya çevresindeki seyahat veya ikamet ile ilişkilendirilmiştir.
  • COVID-19 (coronavirus disease 2019). 2019’un sonlarında Çin’in Hubei Eyaletindeki Wuhan Şehrinde keşfedildi. Enfeksiyonların çoğu Çin’de meydana gelmiştir veya Hubei Eyaletinden seyahatle ilgilidir. Amerika Birleşik Devletleri’nde bazı vakalar bildirilmiştir. Salgın Hastalık Kontrol Merkezleri (CDC) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından yakından izlenmektedir.

Koronavirüs enfeksiyonlarının belirtileri şunları içerir:

  • Ateş
  • Öksürük
  • Nefes darlığı
  • Boğaz ağrısı
  • Baş ağrısı

COVID-19 semptomları genellikle SARS ve MERS semptomlarından daha hafiftir.

COVID-19 semptomları şunları içerir:

  • Ateş
  • Öksürük
  • Nefes darlığı

COVID-19 Koronavirüs Salgınında En Güncel Durum Ne?

COVID-19 salgınının en güncel verilerine,  toplam vaka ve ölü sayısına bu linklerden ulaşabilirsiniz :

Coronavirus COVID-19 Global Cases Koronavirüs Türkiye’ye Yakın Ülkelerde Görülüyor

Semptomlarınız varsa ve haritadaki bölgelerden birine gitmediyseniz veya sahip olan birine maruz kalmadıysanız, bu yeni koronavirüslerden birine sahip olmanız pek olası değildir. Grip gibi başka bir virüs türü olabilir.

Son açıklanan verilere göre coronavirus İtalya’da , Türkiye çevresindeki Irak ve İran gibi ülkelerde birçok kişinin ölümüne neden oldu.

Sağlık Bakanlığı’nın hazırlamış olduğu rehber kaynağına buradan ulaşabilirsiniz.

Sağlık Bakanlığı Bulaşıcı Hastalıklar Dairesi’nin hazırlamış olduğu bilgilendirici broşür ve afişlere buradan ulaşabilirsiniz.

T.C Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü COVID-19 ile ilgili bilgilendirme amaçlı, sıkça sorulan sorular sayfası hazırladı, sayfaya buradan ulaşabilirsiniz.

Coronavirus Turkish Agency adlı twitter hesabından en güncel haberleri takip edebilirsiniz.

Bioeasy Coronavirus COVID-19 Rapid Test Kit

Koronavirüs testi enfeksiyonları teşhis etmeye ve hastalığın yayılmasını önlemeye yardımcı olmak için kullanılır.Burun, boğaz veya akciğerlerden örnekler kullanır. Virüsün hızlı ve doğru bir şekilde teşhis edilmesini sağlar.

Test için bir numune almanın birkaç yolu vardır :

  • Sürüntü testi : Burnunuzdan veya boğazınızdan bir örnek alınır.
  • Kan : Parmak ucundan kan örneği alınır.
  • Balgam

Bioeasy Biyoteknoloji olarak eski adıyla 2019-nCoV, yeni adıyla COVID-19 korona virüsünün teşhisine yönelik 3 çeşit test kiti geliştirmiştir. Koronavirüs Hızlı Testleri ile 10 dakikada coronavirus tespiti yapabilirsiniz.

Koronavirüs Testlerimiz : 

Bioeasy COVID-19 Koronavirüs Testleri

For English :

Bioeasy COVID-19 Coronavirus Rapid Test Kits

  • 25 Test / Box

Bioeasy COVID-19 koronavirüs hızlı test kitinin temel özellikleri:

  • Yüksek hassasiyet
  • Hızlı
  • Özel teknisyen veya cihaz olmadan kullanımı kolaydır
  • Saklanması ve taşınması kolaydır
  • Birden fazla örnek türü desteklenir

How Coronavirus Test Kit Work?

Covid-19

Koronavirüsler hayvanlar arasında yaygın olan büyük bir virüs grubudur. Nadir durumlarda, ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezine göre, bilim adamlarının zoonotik olarak adlandırdığı şeydir, yani hayvanlardan insanlara bulaşabilirler.

Koronavirüs Belirtileri Nedir ?

Virüsler, genellikle soğuk algınlığına benzer şekilde, hafif ila orta derecede üst solunum yolu hastalığı olan insanları hasta edebilir. Koronavirüs semptomları arasında burun akıntısı, öksürük, boğaz ağrısı, baş ağrısı ve belki de birkaç gün sürebilen bir ateş bulunur.

Bağışıklık sistemi zayıf, yaşlılar ve çok genç olanlar için, virüsün zatürre veya bronşit gibi daha düşük ve çok daha ciddi bir solunum yolu hastalığına neden olma ihtimali vardır. Ölümcül olduğu bilinen az sayıda insan koronavirüsü vardır.

MERS virüsü olarak da bilinen Middle East Respiratory Syndrome ilk olarak 2012 yılında Orta Doğu’da rapor edildi ve aynı zamanda solunum problemlerine neden oldu, ancak bu semptomlar çok daha şiddetliydi. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezinden paylaşılan bilgiye göre, MERS ile enfekte olan her 10 hastanın üçte dördü öldü.

SARS olarak da bilinen Severe Acute Respiratory Syndrome, daha ciddi semptomlara neden olabilen diğer koronavirüstür. İlk olarak güney Çin’deki Guangdong eyaletinde tanımlanmıştır. Dünya Sağlık Örgütüne (WHO) göre, solunum problemlerine neden olur, ancak aynı zamanda ishal, yorgunluk, nefes darlığı, solunum sıkıntısı ve böbrek yetmezliğine neden olabilir. Hastanın yaşına bağlı olarak, SARS ile ölüm oranı vakaları % 0-50’si arasında değişmekte olup yaşlılar en savunmasız durumdadır.

Wuhan koronavirüsünün şu anda SARS ve MERS’den daha hafif olduğu düşünülmektedir ve semptom geliştirmesi daha uzun sürer. Hastalar bir hafta boyunca hafif bir öksürük ve ardından nefes darlığı ile hastaneyi ziyaret ettiler. Şimdiye kadar, vakaların yaklaşık% 15 ila % 20’si şiddetli hale geldi.

Koronavirüs Nasıl Yayılır ?

Virüsler hayvanlarla insan temasından yayılabilir. Dünya Sağlık Örgütüne göre, bilim adamları MERS’in develerde başladığını düşünüyor. SARS vakasında bilim adamları misk kedilerinden şüpheleniyorlardı. Yetkililer, Wuhan’daki mevcut salgına hangi hayvanın neden olduğunu henüz bilmiyorlar.

Virüslerin insandan insana bulaşması söz konusu olduğunda, genellikle birisi enfekte bir kişinin öksürükteki salgılarıyla temas ettiğinde olur.

Virüsün hastalığa neden olma yeteneğine bağlı olarak, öksürük, hapşırma veya el sıkışma bulaşmaya neden olabilir. Virüs, enfekte olmuş bir kişinin dokunduğu ve daha sonra ağzına, burnuna veya gözlerine dokunarak da bulaşabilir.

Wuhan koronavirüsü için insandan insana bulaşma doğrulanmıştır, ancak uzmanlar şimdi kimin en çok bulaştırdığını, kimin en fazla risk altında olduğunu ve bulaşmanın çoğunlukla hastanelerde mi yoksa toplumda mı meydana geldiğini anlamaya çalışmaktadır. SARS ve MERS büyük ölçüde hastanelerin içinde bulaşmıştır.

Koronavirüsten Kimler Daha Çok Etkilenir ?

MERS, SARS ve Wuhan koronavirüs yaşlı insanlarda daha ciddi hastalıklara neden gibi gözükse de, en son salgın etrafında belirsizlik devam etmektedir. Wuhan koronavirüsünün şimdiye kadar bildirilen vakalarında hiçbirinin henüz çocuklar arasında olduğu doğrulanmamıştır. Uzmanlar ortalama yaşın 40 yaş ve üstü olduğunu belirtmiştir.

Koronavirüs tedavisi

Spesifik bir tedavi yoktur, ancak araştırmalar devam etmektedir. Çoğu zaman, semptomlar kendi kendine gider ve uzmanlar erken bakım almayı önerir. Semptomlar standart soğuk algınlığından daha kötü hissedilirse, mutlaka doktora danışılmalıdır.

Doktorlar ağrı veya ateş ilacı reçete ederek semptomları hafifletebilir.

İnsan Koronavirüs Tipleri

Koronavirüsler yüzeylerindeki taç benzeri sivri uçları için bu şekilde adlandırılmıştır. Alfa, beta, gama ve delta olarak bilinen dört ana koronavirüs alt grubu vardır.

İnsan koronavirüsleri ilk olarak 1960’ların ortalarında tanımlandı. İnsanları enfekte edebilen yedi koronavirüs şunlardır:

  1. 229E (alfa koronavirüs)
  2. NL63 (alfa koronavirüs)
  3. OC43 (beta koronavirüs)
  4. HKU1 (beta koronavirüs)
  5. MERS-CoV (Ortadoğu Solunum Sendromuna neden olan beta koronavirüs veya MERS)
  6. SARS-CoV (ciddi akut solunum yolu sendromuna veya SARS’a neden olan beta koronavirüs)
  7. 2019 Yeni Coronavirüs (2019-nCoV)

Dünyadaki insanlar genellikle insan koronavirüsleri 229E, NL63, OC43 ve HKU1 ile enfekte olur.

Bazen hayvanları enfekte eden koronavirüsler gelişebilir ve insanları hastalayabilir ve yeni bir insan koronavirüsü haline gelebilir. Bunun son üç örneği 2019-nCoV, SARS-CoV ve MERS-CoV dur.

Koronavirüs Nasıl Önlenir ?

Henüz bu virüs ailesine karşı korunacak bir aşı yoktur. Bir MERS aşısı için denemeler devam etmektedir. ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri yeni virüse karşı aşı üzerinde çalışmaktadır, ancak klinik araştırmaların başlaması aylar ve mevcut hale gelene kadar bir yıldan fazla olacaktır. Hasta olan insanlardan kaçınarak enfeksiyon riskinizi azaltabilirsiniz.

Koronavirüs Test Kiti Var Mı?

Mikrobiyolojik testler mevcuttur. Ters-Transkriptaz-Polimeraz Zincir Reaksiyonu, RT-PCR içerir. Moleküler Tanı, Serolojik Testler, Viral Kültür, Genetik Sekanslama denilen tekniklerden faydalanılır.

Corona (Korona) Virüs İçin Nano Gümüş Teknolojisi

Corona (Korona) virüsü hayvanlar arasında yaygın olan büyük bir virüs grubudur. Nadir durumlarda, bilim insanlarının zoonotik olarak adlandırdığı durumdur, yani hayvanlardan insanlara bulaşabilirler.

Günümüzde sıkça görülen Corona virüsleri için nanoteknolojik önlemler alınmaktadır. Corona virüslerden yaşadığımız ortamları arındırmak için,   Nano gümüş teknolojisi ile ortamlar steril edilmekte Nano gümüş Teknolojisinin sayesinde  virüsler 3 ile 6 ay arasında etkisiz hale getirildiği iddia edilmektedir.

Nano Gümüş, antimikrobiyal özelliği olan nano boyutta bir aktif ajandır, literatürde birçok bakteri, küf, mantar vb. mikro organizmalar üzerinde etkisinin olduğu bilinmektedir.

Corona Virüsler

İlk olarak 1960’lı yıllarda görülmeye başlayan Corona virüsün, Çin’in Hubei eyaleti Wuhan şehrinde ortaya çıkması nedeniyle hastalık oldukça merak edilir bir konu oldu. Akciğer hastalığına neden olabilen ve tedavi edilmediğinde ağır akut solunum yolu yetersizliği sendromu gibi hastalıklara yol açmaktadır.


Covid-19 Hastalığının Belirtileri:

  • Ateş
  • Öksürük
  • Nefes darlığı
  • İshal(Daha az)
  • Bulantı ve kusmadır


Covid-19 Alınacak Önlemler

Enfeksiyonun yayılmasını önlemek için standart öneriler arasında düzenli el yıkama, öksürme ve hapşırma sırasında ağız ve burnun kapatılması, et ve yumurtaların iyice pişirilmesi yer alır. Öksürme ve hapşırma gibi solunum yolu rahatsızlığı belirtileri gösteren kişilerle yakın temastan kaçınmalıyız.

Şu an COVID-19 enfeksiyonuna karşı geliştirilmiş bir aşı henüz yoktur.

Corona virüs dahil tüm solunum yolu hastalıklarından korunabilmek için aşağıdaki önlemlerin düzenli olarak uygulanması önerilmektedir:

         Ellerinizi sık sık, 20 saniye süreyle su ve sabunla yıkayın. Küçük çocukların da aynı şekilde ellerini yıkamasını sağlayın.

         Su ve sabun bulunamıyorsa alkol bazlı bir el dezenfektanı kullanın.

         Öksürürken veya hapşırırken ağzınızı ve burnunuzu kağıt mendille kapatın, ardından mendili mutlaka çöpe atın.

         Kirli ellerle ağzınıza, burnunuza ve gözlerinize dokunmayın.

         Corona Virüs belirtileri olan yada teşhisi konmuş hastalarla aynı kaptan yemek yemek, aynı bardağı paylaşmak veya öpüşmek gibi kişisel temastan kaçının.

         Kapı kolları ve oyuncak gibi sık dokunulan yüzeyleri temizleyin ve bunları dezenfekte edin.

Dünya Sağlık Örgütü, riskli bölgelere seyahat eden herkes için aşağıdaki tavsiyeleri vermektedir;

         Çiftlikler, pazarlar, ahırlar ve hayvanların bulunduğu diğer yerleri ziyaret ederken genel hijyen kurallarına uymalarını,

         Hayvanlarla temas öncesi ve sonrası düzenli olarak ellerini yıkamalarını,

         Hasta hayvanlarla temastan kaçınmalarını,

         Çiğ ya da iyi pişmemiş hayvan ürünlerini tüketmemeleri gerektiği

konusunda uyarmaktadır.

corona dan korunma yolları

Novel Coronavirüs’ün / Covid-19 (Koronavirüs) tedavisi için henüz bir aşı bulunmamaktadır.

Nano Demir Oksit Uygulamaları

Demir oksit nanoparçacıkları, oldukça büyük bir yüzey alanına ve yüzey / hacim oranına sahiptir ve demir oksidin (g-Fe2O3, α-Fe2O3 ve Fe3O4) nano ölçekli kristalleridir.

Demir oksit, kolay bir ayırma yöntemiyle benzersiz bir süper para manyetik özelliğe sahiptir.

Demir oksit nanoparçacıklarının fiziksel ve kimyasal özellikleri göz önüne alındığında biyomedikal, çevresel ve tarımsal uygulamaları vardır.

Nano Grafen Teknolojisi

Grafen

21. yüzyılın mucize malzemesi olan GRAFEN karbon atomunun bal peteği örgüsü şeklindeki iki boyutlu planar yapıdadır. Grafen katlanabilir ve üstün mekanik özelliklerinden dolayı nanokompozit üretiminde karbon fibere üstünlük sağlamaktadır. Grafen kompozitlerin sağlamlık dışında elektrik iletkenliği, düşük gaz geçirgenliği, termal iletkenlik özellikleri otomotiv plastiklerinde çok geniş uygulama alanı sağlamaktadır. Örnek olarak grafenin iletkenlik ve gaz bariyer özelliği yakıt tankı tasarımında ve elektrostatik boyamada ideal çözüm sunmaktadır. İlaveten, grafen yakıt veriminin artması için lubrikant, uzun ömürlü ve hafif batarya ve akü üretiminde elektrot malzemesi ve uçak kanatlarının güçlendirilmesinde takviye malzemesi olarak kullanılabilir.

Grafenin Uygulama Alanları

·         Yapı-İnşaat Malzemeleri

·         Otomobillerin İç Donanımı

·         Rüzgar Türbinlerinin Kanatları

·         Alev Geçiktiriciler

·         Batarya, Akü, Süperkapasitör

·         Lubrikantlar

·         Uçakların İç Donanımları, Kanat Yapımı

Grafen

Fonksiyonelleştirilmiş grafen nanotabakalar (Karbon/oksijen oranı, yüzey alanı belirlenmiş)

Grafen oksit

Termal genleştirilmiş grafen nanotabakalar

Geri dönüşüm prosesi ile üretilmiş grafen tabakalar

Grafen katkılı masterbatchler

Grafen  ve Dispersiyon

NK0580CA         Yüksek Saflıkta Grafen,% 98 <3nm

NK 0580CA       -OH  Yüksek SaflıktaGrafen-OH,   % 9 98% <3nm

NK 0580CA       -COOH  Yüksek Saflıkta Grafen  – COOH, % 98 <3nm

NK 0580CA        -N2 Yüksek Saflıkta Grafen-N2,  % 98 <3nm

NK 0581CA         Endüstriyel Sınıf   Grafen,% 97, <10 nm

NK 0582CA         Yüksek Saflıkta Grafen  Dağılma,% 98, <3nm

NK 0583CA         Yüksek Saflıkta Grafen Dağılma, 98 +%, 2 ~ 4nm                  

Grafen Nanoplatelets

NK0540DX  Grafen Nanoplateletler (1-5 nm)

NK0541DX  Grafen Nanoplateletler (6-8 nm)

NK0544DX  Grafen Nanoplateletler (11-15 nm)

Grafen Oksit

NK0590CA Yüksek Saflıkta Grafen Oksit, 99 +%, <2nm

NK 0591CA Grafen Oksit,% 98 +, <2nm, Dia: 1 ~ 5um

NK 0592CA Grafen Oksit,% 98 +, <2nm, Dia: 8 ~ 15um

NK 0593CA Grafen Oksit,% 98 +, <2nm, Dia:> 50um

NK 0590CA-G Yüksek Saflıkta Grafen Oksit Jel,% 99 +,  <2nm

NK 0591CA-G Grafen Oksit Jel, 98 +%, <2nm, Dia: 1 ~ 5um

NK 0592CA-G Grafen Oksit Jel, 98 +%, <2nm, Dia: 8 ~ 15um

NK 0593CA-G Grafen Oksit Jel, 98 +%, <2nm, Dia: > 50um

NK 0594CA Endüstriyel Sınıf Grafen Oksit, 97 +%, <2 nm, Dia: 3 ~ 10um

Nanoteknoloji Nedir.

Nano bir ölçünün milyarda bir anlamına gelmektedir yani bir nano metre metrenin milyarda biridir nanoteknoloji  nano ölçeğe sahip maddenin kontroldür.

Biraz açmamız gerekirse en az bir boyut bir Mehmet elli yüz nanometre arasında olan maddi kontrolden bilimden nanoteknoloji denir nanoteknoloji nano ölçeğe sahip her türlü teknolojiyle Araştırma kapsadığından uygulama alanı çok geniştir.

Fen Bilimleri optik elektrik elekronik bilgisayar biyomedikal malzeme bilimi.

Enerji gibi birçok disiplini kapmış ünlü fizikçi şefe Man bin dokuz elli dokuz yılında desten çok formatlı batımı adlı konuşmasına ilk kez moleküler boyutta sistemler olabileceğinden bahsetmiştir.

Bu konuşmanın çekmiş tarihin başlangıcı olarak görüyor Feynman nano ölçekli uygulamaların geçmesi için önce bu boyuttaki materyallerin bu ölçüm ve üretim yöntemlerinin gelişmesine vurgu yapmıştır.

Günümüzde nano teknolojiyle silecek siz araba camı su geçirmeyen ve kir tutmayan kumaş.

Farklı tedaviler için kullanacak Algoloji prototiplere teknojik Kiler gibi birçok gelişme yaşanmıştır’na teknoloji kısa sürede daha fazla imalat imkan sunuyor bu sayede çalışma maliyetleri düşmüş oluyor.

Her geçen gün gelişmekte olan bu teknoloji sayesinde belki de moleküler boyutta bilgisayarlar ve nano boyutta robotlar ile tanışabiliriz.

Şuan kullandığımız eşyaların yüzde bir boyutlarda yüz kat daha dayanıklı bir işletme olduklarını düşünsenize ve bunu gerçekleştirmek için çalışmaya devam edip daha fazla nedir videosu için takipte kal.

Borun Kullanım Alanları

Bor, atom numarası 5 ve kimyasal sembolü B olan kimyasal elementtir. Bor bir yarı metaldir. Gerek Güneş Sistemi’nde gerek Dünya’nın kabuğunda düşük miktarlı bir elementtir. Buna rağmen, doğada rastlanan bileşiklerinin suda çözünürlüğü nedeniyle belli yerlerde yüksek yoğunlukta bulunabilir.

Simge: B

Atom numarası: 5

Atom kütlesi: 10,811 u

CAS numarası: 7440-42-8

Elektron konfigürasyonu: [He] 2s22p1

Erime noktası: 2.076 °C

Saflık derecesi yüksek (99,99%) kristalize Bor, elektronik yapı elemanları ve yarı iletkenlerde kullanılır.Yine kristalize borun tel seklindeki kristalleri uçak sanayi ve uzay taşıtlarında bulunan sentetik malzemelerde ve hafif madenlerde (alaşım) elyaf kuvvetlendiricisi olarak kullanılmaktadır.

Amorf Bor havai fişeklerin karışımında veya katı roket yakıtlarında katkı maddesi olarak kullanılır. Demirle alaşımı (ferrobor) sonucu sertlik derecesi çok yüksek çeliklerin imalatına olanak sağlar. Bu alaşımlar Bor B10 isotopuyla beraber atom reaktörlerinde nötron absorbanı olarak da kullanimaktadir.

Karbon ile kullanımda borkarbit elde edilir (sertlik: 9,3), Alüminyum ile de kadretik Bor (bor elması, AIB12) elde edilir ki her ikisinin de yüksek sertlik dereceleri doğrultusunda taslama, bilyeleme malzemeleri veya aşınmaya dayanıklı parçalar olarak, örneğin kum püskürtme memesi yapımında, kullanılırlar. İzolasyon (yalıtım) ve ağartma malzemeleri (Perborate) imalatlarındaki kullanımları nedeniyle bor bileşiklerinden Borik asid B2O3 ve Sodyumtetraborad Na2B4O7 (Borax) teknik açıdan önemlidirler.

Karbon ile kullanımda borkarbit elde edilir (sertlik: 9,3), Alüminyum ile de kadretik Bor (bor elması, AIB12) elde edilir ki her ikisinin de yüksek sertlik dereceleri doğrultusunda taslama, bilyeleme malzemeleri veya aşınmaya dayanıklı parçalar olarak, örneğin kum püskürtme memesi yapımında, kullanılırlar. İzolasyon (yalıtım) ve ağartma malzemeleri (Perborate) imalatlarındaki kullanımları nedeniyle bor bileşiklerinden Borik asid B2O3 ve Sodyumtetraborad Na2B4O7 (Borax) teknik açıdan önemlidirler.

Elementer Bor’un Kullanıldığı Önemli Uygulamalar

·         Roket yakıtlarında kompozit (katkı maddesi),

·         İnce taneli inşaat çeliğine alaşım ilavesi,

·         Nükleer yakıtların muhafazası için kullanılan çeliğe kompozit,

·         Nikel esaslı alaşımlar,

·         Bakırın deoksidasyonu,

·         Helikopter pervaneleri, tenis raketleri, golf sopası, (kristalize Bor ve borfibrin),

·         Bombardıman uçaklarındaki kaplama (yetersiz radar yankısı),

·         Havai fişekler ve işaret fişeklerinde (kuvvetli yeşil ışığından dolayı),

·         Silisyuma p-aşılanması,

·         Atom reaktörlerindeki kontrol çubuklarında (Ferrobor ve 10B),

·         Radyasyona dayanıklı kıyafetlerde,

·         Gübrelerde,

·         Uçak yakıtlarının temizlenmesinde.

Bor Bileşiklerinin Kullanıldığı Önemli Uygulamalar

·         Çamaşır tozları (Perborate),

·         Termik izolasyon (Bor silisyum fibrinleri),

·         Işık dalgası iletkenleri,

·         Isıya dayanıklı borsilikat camlar (Pyrex, Duran),

·         Seramik vernikleme (sırlama),

·         Bitki koruma (haşarata karsı) malzemeleri,

·         Fren ve debriyaj balataları,

·         Zırh ve kursun geçirmez yelekler,

·         Lehim kullanımında (borik asit),

·         Tahta koruma ürünlerinde (az zehirli olusundan),

·         Aleve dayanaklılığından dolayı platinlerde,

·         UV isini absorberi olarak güneş yağlarında,

·         Hava yastıklarında ateşleyici (Bornitrat karışımı),

·         Kanser tedavisinde terapi metodu (Boron Neutron Capture Therapie, BNCT).

Bor çok geniş ve çeşitli alanlarda ticari olarak kullanılan bor mineralleri ve ürünlerinin kullanım alanları giderek artmaktadır. Üretilen bor minerallerinin  %  10’a yakın bir bölümü doğrudan mineral olarak tüketilirken geriye kalan kısmı bor ürünleri elde etmek için kullanılmaktadır. Bor mineralleri ve ürünlerinin kullanıldığı sanayi dallarına aşağıdaki gruplarda toplamak mümkündür.

Cam Sanayi Bor, pencere camı, şişe camı v.b. sanayilerde ender hallerde kullanılmaktadır. Özel camlarda ise borik asit vazgeçilemeyen bir unsur olup, rafine sulu/susuz boraks, borik asit veya kolemanit/boraks gibi doğal haliyle kullanılmaktadır. Çok özel durumlarda potasyum pentaborat ve bor oksitler kullanılmaktadır. Bor, ergimiş haldeki cam ara mamulüne katıldığında onun viskozitesini arttırıp, yüzey sertliğini ve dayanıklılığını yükselttiğinden ısıya karşı izolasyonunun gerekli görüldüğü cam mamullerine katılmaktadır.

Seramik Sanayi Emayelerin vizkozitesini ve doygunlaşma ısısını azaltan borik oksit %  20’ye kadar kullanılabilmektedir. Özellikle emayeye katılan hammaddelerin %  17-32’si borik oksit olup, sulu boraks tercih edilir. Bazı hallerde borik oksit veya susuz boraks da kullanılır. Metalle kaplanan emaye onun paslanmasını önler ve görünüşüne güzellik katar. Çelik, alüminyum, bakır, altın ve gümüş emaye ile kaplanabilir. Emaye aside karşı dayanıklılığını arttırır. Mutfak aletlerinin çoğu emaye kaplamalıdır. Banyolar, kimya sanayi teçhizatı, su tankları, silahlar v.b. de kaplanır. Seramiği çizilmeye karşı dayanıklı kılan bor %  3-24 miktarında kolemanit halinde sırlara katılır.

Temizleme ve Beyazlatma Sanayi Sabun ve deterjanlara mikrop öldürücü (jermisit) ve su yumuşatıcı etkisi nedeniyle %  10 boraks dekahidrat ve beyazlatıcı etkisini artırmak için toz deterjanlara %  10-20 oranında sodyum perborat katılmaktadır.Çamaşır yıkamada kullanılan deterjanlara katılan sodyum perborat (NaBO2H2O2.3H2O) aktif bir oksijen kaynağı olduğundan etkili bir ağartıcıdır.

Yanmayı Önleyici (Geciktirici) Maddeler Borik asit ve boratlar selülozik maddelere, ateşe karşı dayanıklılık sağlarlar. Tutuşma sıcaklığına gelmeden selülozdaki su moleküllerini uzaklaştırırlar ve oluşan kömürün yüzeyini kaplayarak daha ileri bir yanmayı engellerler. Bor bileşikleri plastiklerde yanmayı önleyici olarak giderek artan oranlarda kullanılmaktadır. Bu amaç için kullanılan bor bileşiklerinin başında çinko borat, baryum metaborat, bor fosfatlar ve amonyum fluoborat gelir.

Tarım Bor mineralleri bitki örtüsünün gelişmesini artırmak veya önlemek maksadıyla kullanılmaktadır. Bor, değişken ölçülerde, birçok bitkinin temel besin maddesidir. Bor eksikliği görülen bitkiler arasında yumru köklü bitkiler (özellikle şeker pancarı) kaba yoncalar, alfa alfalar, meyve ağaçları, üzüm, zeytin, kahve, tütün ve pamuk sayılmaktadır. Bu gibi hallerde susuz boraks ve boraks pentahidrat içeren karışık bir gübre kullanılmaktadır. Bu da, suda çok eriyebilen sodyum pentaborat (NaB5O8.5H2O) veya disodyum oktaboratin (Na2B8O13) mahsulün üzerine püskürtülmesi suretiyle uygulanmaktadır.Bor, sodyum klorat ve bromosol gibi bileşiklerle birlikte otların temizlenmesi veya toprağın sterilleştirilmesi gereken durumlarda da kullanılmaktadır.

Metalurji Boratlar yüksek sıcaklıklarda düzgün, yapışkan, koruyucu ve temiz, çapaksız bir sıvı oluşturma özelliği nedeniyle demir dışı metal sanayinde koruyucu bir cüruf oluşturucu ve ergitmeyi hızlandırıcı madde olarak kullanılmaktadır.Bor bileşikleri, elektrolit kaplama sanayinde, elektrolit elde edilmesinde sarf edilmektedir. Borik asit nikel kaplamada, fluoboratlar ve fluoborik asitler ise; kalay kursun, bakır, nikel gibi demir dişi metaller için elektrolit olarak kullanılmaktadır.Alaşımlarda, özellikle çeliğin sertliğini artırıcı olarak kullanılmaktadır. Bu konuda ferrobor oldukça önem kazanmıştır. Çelik üretiminde 50 ppm bor ilavesi çeliğin sertleştirilebilme niteliğini geliştirmektedir.

Nükleer Uygulamalar Atom reaktörlerinde borlu çelikler, bor karbürler ve titan bor alaşımları kullanılır.Paslanmaz borlu çelik, nötron absorbanı olarak tercih edilmektedir. Yaklaşık her bir bor atomu bir nötron absorbe etmektedir. Atom reaktörlerinin kontrol sistemleri ile soğutma havuzlarında ve reaktörün alarm ile kapatılmasında (B10) bor kullanılır.

Diğer Kullanım Alanları Ahşap, malzeme prezervasyonu için sodyum oktaborat kullanılır. % 30’luk sodyum oktaborat çözeltisi ile muamele görmüş tahta malzeme yavaş yavaş kurutulursa bozunmadan ve küllenmeden uzun süre kullanılabilir. Silisyum üretiminde bor triflorür, polimer sanayinde, esterleme ve alkilleme işlemlerinde ve etil benzen üretiminde bor triflorür katalizör olarak kullanılmaktadır. Bor karbür ve bor nitrür; döküm çeperlerinde yüksek sıcaklığa dayanıklı (refrakter) malzeme püskürtme memelerinde de aşınmaya dayanıklı (abrasif) malzeme olarak kullanılan önemli bileşiklerdir. Araçların soğutma sistemlerinde korozyonu önlemek üzere boraks, antifiriz karışımına katkı maddesi olarak da kullanılır. Tekstil sanayi inde, nişastalı yapıştırıcıların viskozitlerinin ayarlanmasında, kazeinli yapıştırıcıların  çözücülerinde, proteinlerin ayrıştırılmasında yardımcı madde boru ve tel çekmede akılcılığı sağlayıcı madde, dericilikte kireç çöktürücü madde olarak boraks kullanılmaktadır.

Parçacık Hızlandırıcı Nedir? Kullanımı Alanları

Parçacık hızlandırıcı, 1930’lar da atom çekirdeğinin yapısını araştırmak için enerjik parçacıklar sağlamak için icat edildi. O zamandan beri, parçacık fiziğinin birçok yönünü araştırmak için kullanıldılar.

Görevleri, parçacıkları hızlandıran elektrik alanları ve onları yönlendiren ve odaklayan manyetik alanlar üreterek bir parçacık demetinin enerjisini hızlandırmak ve arttırmaktır.

Parçacık hızlandırıcıları yüklü temel parçacık (elektron, proton, pozitron, antiproton, müon v.b.) demetlerini istenen kalitede ve hedeflenen enerjilere hızlandıran donanımlardır. Parçacık hızlandırıcıları doğrusal (linak) veya dairesel olarak iki sınıfa ayrılırlar. Dairesel hızlandırıcıların mikrotron, betatron, siklotron ve sinkrotron olarak bilinen tipleri mevcuttur. Hızlandırılmış parçacık demetleri çarpışan demet veya sabit hedef deneylerinde kullanılmaktadır. Çarpışmalar sonucu parçacık dedektörleri aracılığı ile toplanan veriler deneysel sonuçlara ulaşmak için analiz edilmektedir.

Ayrıca yüklü parçacık demetlerinin özel yapılı çok kutuplu magnetlerden geçirilmesi ile sinkrotron ışınımı ve serbest elektron lazeri olarak anılan ışınımlar elde edilerek çok geniş bir spektrumda araştırma ve uygulamada kullanılmaktadır.

Parçacık Hızlandırıcı

Parçacık hızlandırıcılarının başta temel parçacık fiziği ve nükleer fizik deneyleri olmak üzere malzeme fiziğinden yüzey fiziğine, x-ışınlarından nötron terapisine, proton terapisinden iyon implantasyonuna, petrol ve gaz yataklarının aranmasından çevre atıklarının etkisiz hale getirilmesine, gıda sterilizasyonundan izotop üretimine, nükleer atıkların temizlenmesinden toryuma dayalı nükleer santrallere, polimerizasyondan litografiye, anjiyografiden baca gazlarının temizlenmesine, mikrospektroskopiden güç mühendisliğine, arkeolojiden litografiye, proteinlerden DNA’ya, biyoteknolojiden nanoteknolojiye, kristalografiden minerolojiye, gen biliminden savunmaya, ağır iyon füzyonlarından plazma ısıtılmasına kadar yüzlerce kullanım alanı mevcuttur. Başlıca parçacık hızlandırıcı tesislerine buradan ulaşabilirsiniz.

Parçacık hızlandırıcılarının başta temel parçacık fiziği ve nükleer fizik deneyleri olmak üzere malzeme fiziğinden yüzey fiziğine, x-ışınlarından nötron terapisine, proton terapisinden iyon implantasyonuna, petrol ve gaz yataklarının aranmasından çevre atıklarının etkisiz hale getirilmesine, gıda sterilizasyonundan izotop üretimine, nükleer atıkların temizlenmesinden toryuma dayalı nükleer santrallere, polimerizasyondan litografiye, anjiyografiden baca gazlarının temizlenmesine, mikrospektroskopiden güç mühendisliğine, arkeolojiden litografiye, proteinlerden DNA’ya, biyoteknolojiden nanoteknolojiye, kristalografiden minerolojiye, gen biliminden savunmaya, ağır iyon füzyonlarından plazma ısıtılmasına kadar yüzlerce kullanım alanı mevcuttur. Başlıca parçacık hızlandırıcı tesislerine buradan ulaşabilirsiniz.

Parçacık hızlandırıcıları ve dedektörleri hakkında bilgi ve belgeler:

Parçacık Hızlandırıcıları:

Keşif ve İnovasyon AraçlarıKeşif Işıldakları

Dünyadaki Başlıca Hızlandırıcı Merkezleri


Dünyadaki SEL TesisleriDünyadaki Işınım Kaynakları

Grafen Uygulama Alanları

Grafen, en kısa şekilde tanımlanmak istenirse karbon atom dizilimlerinin oluşturduğu grafit maddesinin iki boyutlu yani tek düzlemdeki halidir. Her bir karbon atomu, 3 farklı karbon atomu ile bağ yapar. Oluşan ağ şeklindeki moleküller de tek bir düzlemde yer alır. Yani üst üste atom yoktur ! Bütün atomlar yan yana dizilmiştir.

YAĞLAR

Grafenin çok katmanlı yapısı yağlarda, yağlamanın reolojik ve tribiolektrik özelliklerinin iyileşmesine ve kazanımına neden olmaktadır.

İLETKEN MÜREKKEPLER

Grafenin, yüksek elektrik iletkenliği bulunmaktadır ve bu sebeple, birden fazla su bazlı ve solvent bazlı mürekkep formülasyonuna grafen eklenerek iletken mürekkeplerin üretilmesini sağlamaktadır.

SOĞUTUCULAR

Grafen ile soğutucuların birleşmesiyle nanofluidler oluşmaktadır. Bu sayede  yüksek ısı transfer performansına sahip ürünler üretilebilmektedir.

TERMOPLASTİK POLİMER

Grafen masterbatch , endüstriyel uygulamalarda kullanılmak üzere grafen içerikli  termoplastik katkıdır. (sertlik, çizilme direnci, çekme mukavemeti vb.) gösterir.).

REÇİNE KÖPÜKLER

Grafen takviyeli reçine köpükleri, izolasyon ve yapısal uygulamalara uygun olarak geliştirilmiş termal ve mekanik özellikler sergiler.

REÇİNE MATRİSLERİ

Grafenin,  reçine matrislerine dahil edilmesi, Otomotiv, Havacılık ve inşaat endüstrilerinde birden fazla uygulama ile geliştirilmiş mekanik özellikler, termal ve elektrik iletkenlikleri, düşük ağırlıklar sergileyen yapısal sert kompozitlerle sonuçlanır.

LASTİK AYAKKABI

Grafen ilavesi ile kauçuklar daha kararlı, darbe dirençleri ve triboelektrik özellikler gösterir.

SU GEÇİRMEZ KAPLAMALAR

Grafenin yüksek hidrofobikliği, mükemmel antikorozyon, antifungal ve kendi kendini temizleyen özelliklere sahip su geçirmez kaplamalar üretmeye yol açar.

BOYALAR, LEKELER VE ASTARLAR

Boyalar, lekeler ve astarlara grafen dispersiyonları, daha iyi dayanıklılık ve elektromanyetik girişim (EMI) koruyucu özelliklere sahip kaplamaların hazırlanmasına izin verir.

Nanobilim ve Nanomühendislik Programı

Nanobilim ve Nanomühendislik, ülkemizde lisans ve lisans üstü eğitim olarak verilmektedir.

Nano-Bilim ve Nano-Mühendislik programının araştırma konuları diğer lisans ve lisansüstü programlardan temel farkları şu şekildedir:

  1. Malzeme ve ilgili proseslerin ve/veya olayların nano ölçekte incelenmesi
  2. Karakterizasyon çalışmalarında kullanılan cihazların nano ölçekte analize uygun olması
  3. Tasarım, simülasyon ve üretim aşamalarının nano ölçekte boyutlandırılması
  4. Disiplinler arası, çok amaçlı, temel araştırma ve ürün odaklı araştırmalara olanak sağlaması
  5. Farklı bölümlerden araştırmacıları aynı laboratuvar ve çalışma ortamında bir araya getirerek sinerji oluşturulması

Nanobilimi ve nanoteknolojiye giriş
· Nanobilimi ve nanoteknolojiye genel bakış
· Nanomalzemelerin fiziksel ve kimyasal özellikleri
· Nanoteller
· Nanomalzemelerin sentezi
· Nanomalzemelerin karakterizasyonu
· Nanosistemlere ve nano aygıtlara giriş
· Karbon nanotüpler
· Çevre Uygulamaları
· Nanofabrikasyon teknikleri
· Nano haberler
· Nanoteknolojinin son dönem uygulamaları
Nanoteknolojinin ve nanomalzemelerin temellerinin öğrenilmesi.
· Nanokarakterizasyonun temellerinin öğrenilmesi.
· Nanoteknolojinin son dönem uygulamaları
· Nanofabrikasyon için uygun prosesleri
· Nanobilimi ve nanoteknolojiye genel bakış
· Nanomalzemelerin fiziksel ve kimyasal özellikleri
· Nanoteller
· Nanomalzemelerin sentezi
· Nanomalzemelerin karakterizasyonu
· Nanosistemlere ve nano aygıtlara giriş
· Karbon nanotüpler
· Çevre Uygulamaları
· Nanofabrikasyon teknikleri
· Nano haberler
· Nanoteknolojinin son dönem uygulamaları
Nanoteknolojinin ve nanomalzemelerin temellerinin öğrenilmesi.
· Nanokarakterizasyonun temellerinin öğrenilmesi.
· Nanoteknolojinin son dönem uygulamaları
· Nanofabrikasyon için uygun prosesleri,

ÇALIŞMA KONULARI
• Karbon Nanotüp ve Fulleren Üretimi
• Kimyasal Tepkime Kinetiği
• Reaktif Akışların Modellenmesi
• Elektrik Ark Boşalımı ve Kimyasal Buhar Çökeltimi
• Fulleren Esaslı Kimyasalların Sentezi
• Nanomalzemelerin Adsorpsiyon ÖzellikleriSınıf Dersler

1 Sınıf Dersler

Temel eğitim olarak verilmektedir.

Kimya Temel

Fizik Temel

İngilizce

İş Güvenliği

Matematik

Türkçe

2.Sınıf Dersler
NANOBİLİM VE MÜHENDİSLİKTE FİZİKSEL KURAMLAR
LABORATUVAR GÜVENLİĞİ
SERAMİK MALZEMELER
POLİMER KİMYASI
NANOLİFLER
MALZEME BİLİMİ
TERMODİNAMİK

3.Sınıf Dersler
MAKRO VE NANOMALZEMELERİN MEKANİK ÖZELLİKLERİ
MALZEMELERİN KRİSTAL YAPISI
SERAMİK TEKNOLOJİSİ
CAM TEKNOLOJİSİ
ISIL İŞLEMLER
TOZ MALZEME TEKNOLOJİSİ
KUANTUM FİZİĞİNE GİRİŞ
MÜHENDİSLİK ETİĞİ VE KİŞİSEL GELİŞİM
TAŞINIM MEKANİZMALARI
MALZEME BİLİMİ LABORATUVARI

4.Sınıf Dersler
MALZEMELERİN GERİ DÖNÜŞÜMÜ
SERAMİKLERİN ŞEKİLLENDİRME YÖNTEMLERİ
NANO ÖLÇEKTE KARAKTERİZASYON YÖNTEMLERİ
KOLLOİD KİMYASI
KAPLAMA TEKNOLOJİLERİ
NANOMALZEMELERİN ÜRETİM METODLARI

Nano Ölçekli Görünmezlik Çalışmaları

Görünmezlik, dışarıdan bakıldığında nano ölçekli malzeme ile kaplanan nesnenin gönmemesidir. Fakat şu önemlidir ki görünmezlik’ denildiğinde, dışarıdan bakan kimsenin o nesneyi görmemesini sağlamak kadar, görünmezlik perdesi ardında bulunan nesnenin dışarıda kalanları görebilmesi gerekiyor. Bu mesele henüz pratik ve uygulanabilir bir çözüme kavuşturulabilmiş değil.

Nano ölçek nesneler üzerindeki çalışmalarda, görünmezlik perdesinin arkasında kalan nesnenin dışarıyı görebilmesi sağlanmaya çok yaklaşıldı. Nano, herhangi bir ölçünün milyarda biri anlamına geliyor. Yani bir nanometre, metrenin milyarda biri olarak tanımlanıyor.

Gözümüz ışığın nesneye çarpması sonucu yansımaları (foton) görmektedir. Görünmezlik çalışmaları nanoteknoloji ile birlikte hız kazamıştır. Çünkü nesneleri nano ölçekli malzemeler ile kaplayarak nesneye gelen ışığın(foton) açısının değişmeden nano ölçekli kaplamadan geçmesi üzerine çalışmalar ilerlemektedir.

Nano ölçekli görünmezlik çalışmaları, nano optik sensörler ile sağlanmaktadır.

Nanoteknoloji Mühendisliği Nedir?

Nanoteknoloji Mühendisliği; temel bilim ve mühendislik uygulamalarının birleştiği, inorganik ve organik kökenli doğal veya sentetik hammaddelerden başlayarak metal, seramik ve polimer esaslı mühendislik malzemelerinin ve nanomalzemelerin tasarlanmasını, geliştirilmesini, üretilmesini ve bunların özelliklerinin çeşitli sanayi dallarındaki teknik ihtiyaçlara uyarlanmasını konu alır. Disiplinlerarası bir alan olup, tüm mühendislik dalları, biyomedikal ve biyoteknoloji alanları, diş hekimliği, tıp gibi alanlarla yakın ilişki içindedir.

İnsanlık varolduğu sürece çevresi ile etkileşimde bulunmuş, yaşadığı zamana göre çevresinde bulunan çeşitli malzemeleri kendi ihtiyaçları çerçevesinde kullanmaya çalışmıştır. Seneler içinde insanlık, milattan önce üretilen Hitit krallarının demir tahta ve asalarından ve günümüzde üretilen mikroçiplere ve biyomalzemelere kadar geniş bir aralıkta üretim çalışmalarına devam etmiş ve bu çalışmaları teorik olarak ispatlayabilecek duruma gelmiştir. Günümüzde sürdürülen mühendislik çalışmaları sürekli olarak yeni malzemelerin geliştirilmesi üzerinedir ve her gelişme malzeme alanındaki gelişme ile paralel olmaktadır. Bu çalışmalar yapay insan dokularından, elektronik malzemelere ve nanomalzemelere kadar çok geniş bir alanda sürdürülmektedir.

Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Mühendisliği, her çeşit malzemenin atomik ve moleküler düzeydeki yapılarının incelenmesi yanında, makroskopik düzeydeki özellikleri ve karakterizasyonları üzerine eğitim vermektedir ve bu alandaki tek mühendislik programıdır. Yeni malzemelerin geliştirilmesi yanında mevcutların daha güvenli, sağlıklı ve emniyetli olmalarını sağlayacak üretim süreçleri ile de ilgilidir.


Havacılık başta olmak üzere, savunma, enerji, haberleşme ve otomotiv sanayii gibi birçok gelişen sektörün giderek artan ihtiyaçları üstün performanslı, nanofonksiyonel yeni malzemelerin geliştirilmesini zorunlu hale getirmiştir. Bunun sonucunda polimerler, seramikler ve kompozitler, konvensiyonel metalik malzemelerin yanında yerini almış ve mühendislik malzemelerini büyük ölçüde zenginleştirmiştir. Tüm bu gelişmeler karşısında, insanlık tarihi boyunca geliştirilmiş olan geleneksel malzemelerin, bir taraftan özelliklerinin daha da iyileştirilmesi, diğer taraftan yeni ve yaratıcı yaklaşımlarla alternatiflerinin geliştirilmesi kaçınılmazdır. Son 30 yıldır malzeme mühendisliği alanına yeni bir ivme kazandıran bu olgu, Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Mühendisliği eğitim programlarına da yön vermektedir.

Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Mühendisliği; en uygun malzemenin üretimi için, mikroyapı-özellik ve performans döngüsünü sağlamak için en uygun hammadde, üretim yöntemi ve ürün üzerine odaklanmaktadır.

Nanoteknoloji Mühendisliği İş imkanları?

Özellikle Türkiye’nin de mezun da olsanız iş bulmanız zordur. Ama nanoteknoloji mühendisliği birçok alanda ihtiyaç duyulduğu için genellikle iş bulabilirler. Nanoteknoloji mezun olanlar bu alanlarda iş bulabilir. Nanoteknoloji uzmanlığa alanlarında, askeri savunma sisteminde, TÜBİTAK, ARGE çalışmalarında, devletin laboratuvarların da beyaz eşya havacılık Elektronik Kozmetik Otomotiv gibi biyomedikal sektörlerde de iş bulabilir. Veya ülkemiz de ya da yurt dışında çalışmak imkanı veren birçok üniversite vardır.

Nanoteknoloji Mühendisliği  Araştırma Konuları

Parçacık Hızlandırıcıları Ve Uygulamaları

Parçacık Hızlandırıcıları, elektrik ve manyetik alanları kullanarak yüklü parçacık demetlerini hızlandıran, bir çok uygulama alanına ve ileri düzey donanıma sahip stratejik (üretken, kritik) teknolojidir.

Yüksek Enerji Fiziği

İnsanlığın yaşadığı evreni anlama çabası ve bu yöndeki çalışmaları bugün Yüksek Enerji Fiziği (YEF) olarak nitelendirilen bir alanda devam etmektedir. Maddenin temel yapıtaşlarını ve bunları bir arada tutan kuvvetleri araştırmak insanları, daha fazla düşünmeye, soru sormaya ve bunun sonucunda yeni teknolojiler üretmeye yöneltmiştir. Rutherford Deneyi ile temelleri atılan modern bilimde, atomun yapısı (Mehmet Akif Ersoy’un tabiriyle “Maddenin kudret-i zerriyesi”) bilim insanları tarafından “binlerce emek” sarf ederek araştırılmaktadır. Bugün Yüksek Enerji Fiziği’nde halen yanıtlanmayı bekleyen bir çok problem mevcuttur. Maddenin yapısını açıklamada başarılı olarak kabul edilen Standart Modelin hali hazırda cevaplayamadığı birçok soruların mevcut olması bilim insanlarını Standart Model ötesi başka kuramlara yöneltmiştir.

Proton Geçirgen Zar Yakıt Pilleri

Yakıt pilleri bilinen alternatif enerji kaynakları arasında (güneş enerjisi, rüzgar enerjisi vb.) yüksek verimli güç üretme kapasitesine sahip ve yakın geleceğin en önemli enerji üreteci olarak öngörülmektedir. Yakıt pillerinin temel prensibi zararlı gaz emisyonu olmaksızın, kullandığı yakıtı doğrudan yakmadan enerji elde etmesidir. Günlük yaşamda kullandığımız normal pillerden farkı ise, sisteme yakıt beslendiği sürece enerji üretimine devam edilmesidir. Bu enerji, bir otomobili çalıştırabilir veya bir yerleşim merkezinin enerji ihtiyacını karşılayabilir.

Güneş Pilleri İçin Alternatif Malzemeler ve Üretim Teknolojileri

Güneş pilleri yarıiletken malzemeler kullanılarak güneş enerjisinin direkt olarak elektriğe çevrilmesini sağlayan cihazlardır. Genel olarak güneş pilleri, yarıiletken malzemenin tek kristal yığın veya polikristal ince film olarak üretilmesi ile elde edilir. İnce film güneş pilleri yığın güneş pillerine kıyasla daha az aktif malzeme kullanılması ve farklı alttaşlar üzerinde üretim yapılabilmesi gibi avantajlarından dolayı öne çıkmıştır.

Optik Biyosensör Tasarımı

Biyosensörler, biyolojik materyaller içeren ve/veya bunların çeşitli ortamlardan kalitatif ve kantitatif tayininde ve izlenmesinde kullanılan cihazlardır.

Bir biyosensör 3 temel bileşenden oluşur:

 (i) tanıyıcı bölüm;

(ii) tanıyan ile tanınan arasındaki etkileşimi elektrik sinyaline çeviren “çevirici”; (iii) elektronik bölüm. Biyosensörün tanıyıcı tabakasına sabitlenmiş “tanıyan” ile tayini gerçekleşecek olan “tanınan” arasında, sensör yüzeyinde bir etkileşim oluşur. Bu etkileşim sonucunda oluşan değişiklik, örneğin bir elektrokimyasal değişikliğe neden olur. Alternatif olarak etkileşim sonucu ısı çıkışı veya ısı kaybı olur, optik özellikler değişir veya kütle değişimi gözlenir.

İlaç Tasarımında Moleküler Modelleme Yöntemleri

İyon kanalları sinir ve kas hücrelerinde elektrik sinyallerinin iletilmesini sağlar. İyon kanallarının çevresel ya da genetik nedenlerle düzgün çalışmaması birçok hastalıkların kaynağıdır. Dolayısıyla iyon kanallarının işleyişlerinin moleküler düzeyde anlaşılması, nöroloji, fizyoloji ve ilaç biliminde en önemli problemlerden biridir. İyon kanalları için tabiat, etkili, seçici ve gereksinimleri karşılayan zengin bir toksin kütüphanesi sunmaktadır. İlaç tasarımında laboratuar çalışmalarıyla bilgisayar simülasyonlarını birleştirmek, süreci daha da zenginleştirilebilir. Kapasite ve hız olarak yüksek performanslı bilgisayarların gelişimiyle proteinlerin moleküler seviyedeki simülasyonlarını ve ligandlarla etkileşimini doğru olarak incelemek mümkündür. Bu gücü kullanarak kanal, taşıyıcı ve reseptörlere toksin bağlanmasını hesapsal olarak çalışmak suretiyle toksin peptitlerinden yeni ilaçlar geliştirilmesi hedeflenmektedir.

Desalinasyon

Tatlı su kaynakları tüm yaşam ve insan aktiviteleri için en gerekli, sürdürülebilir gelişim içinse öncül koşuldur. Dünya yüzeyinin %70’i sularla kaplı olmasına rağmen, içilebilir tatlı su miktarı bunun yalnızca %0.7’sidir. Desalinasyon, tuzsuzlaştırmaktır. Suda mevcut tuzu, mineralleri ve diğer safsızlıkları gidererek; içme, sulama, kullanma amaçlı su elde edilmesini hedefleyen proseslere genel olarak desalinasyon prosesleri adı verilir. Üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemiz, desalinasyon sisteminin hayata geçirilmesine son derece uygundur. Desalinasyon sayesinde mevsimsel etkenler yüzünden veya küresel ısınma nedeniyle tatlı su kaynaklarındaki azalmanın olumsuz etkisi ortadan kaldırılabilecektir.

tık Plastik Malzemelerin Katalitik Ortamda Parçalanması ile Değerli Kimyasal ve Sıvı Yakıt Üretimi

Atık Plastik Malzemelerin Katalitik Ortamda Parçalanması ile Değerli Kimyasal ve Sıvı Yakıt Üretimi

Günümüzde plastik malzeme tüketimi hızla artmakta olup, bu tüketim sonucunda oluşan atıklar ciddi boyutta çevre kirliliğine neden olmaktadır. Bu sorunun üstesinden gelmek ve depolama, yakma yöntemlerinin dezavantajlarından kurtulmak için plastiklerin katalizörsüz veya katalizörlü ortamda ısı yoluyla parçalanarak monomerlerine, çeşitli yakıtlara ve/veya petrokimya sanayi için gerekli olan kimyasallara dönüştürülmesi, plastik atıkların oluşturduğu kirlilik probleminin çözümü için diğer yöntemlere alternatif olarak düşünülmekte, bu dönüştürmenin daha verimli olabilmesi için tepkime ortamında kullanılacak yeni nesil katalizörlerin (nanokatalizörler) sentezlenmesi hedeflenmektedir.

Biyoteknoloji nedir?

Biyoteknoloji; hücre ve doku biyolojisi kültürü, moleküler biyoloji, mikrobiyoloji, genetik, fizyoloji ve biyokimya gibi doğa bilimlerinin yanı sıra makine mühendisliği, elektrik-elektronik mühendisliği ve bilgisayar mühendisliği gibi mühendislik dallarından yararlanarak, DNA teknolojisiyle bitki, hayvan ve mikroorganizmaları geliştirmek, doğal olarak var olmayan veya ihtiyacımız kadar üretilemeyen yeni ve az bulunan maddeleri (ürünleri) elde etmek için kullanılan teknolojilerin tümüdür.

Biyoteknoloji insan, bitki ve hayvan hücrelerinde bulunan fonksiyonları anlamak ve değiştirmek amacı ile kullanılan teknikler ve işlemlerdir. Biyoteknoloji tıbbi konularda çok büyük ilerlemeler göstermiştir, hastalıkların teşhis ve tedavisinde büyük yol kat edilmiştir. Biyoteknolojinin başlıca amacı insan hayatının kalitesini arttırmaktır. Biyoteknoloji de ürünler ya da üretilen sistemler de biyolojik prosesler kullanılmaktadır.

Biyoteknolojik ürünler; dünya ilaç pazarındakı yerini gittikçe güçlendirmektedir. 2000 yılında dünya ilaç pazarının %10’una sahip olan bu ürünlerin payları bugün %20’lere yaklaşmış durumdadır. Sentez kimyasıyla üretilen ürünler gittikçe azalmakta, birçok firma biyoteknoloji alanına girmek için adım atmaktadır.

Biyoteknoloji Kullanım Alanları Nelerdir?

  • Sanayi alanında
  • Yeni sebze ve meyve üretiminde
  • Omuriliğinde onarılması
  • İnsanlarda var olan zararlı genler de
  • Tıbbi bitki üretimin de
  • İnsanların sağlığı için yararlı olan protein üretimin de
  • Kanser gibi ciddi hastalıkların tedavisinde ve önlenmesin de
  • Hasar oluşan beyin hücrelerin onarılmasın da
  • Organik atıklardan elde edilecek bakteriler de biyoteknoloji kullanılmaktadır.

Grafen Oksit Dispersiyonu

Grafen oksit, grafit kristalleri oksitlendiğinde elde edilen bir mono-atomik tabaka malzemesini ifade eder. Oksitlenme işlemini uygun kılan suda çözünme kabiliyeti nedeniyle ticari olarak temin edilebilen grafen ender malzemelerden bir tanesidir. Bu makalede sudaki grafen oksit dispersiyonunun sentezi, özellikleri ve bazı uygulamalarından bahsedeceğiz.

Grafen Oksit Dispersiyonun 7 Özelliği

1- Bir malzemenin özellikleri o malzemenin yapısı vasıtasıyla tanımlanır, ancak bu malzeme oldukça özgündür, çünkü bu materyalin kesin bir modeli yoktur. Grafen Oksit dispersiyonu, yeni uygulamalara fırsat veren olağanüstü fiziksel, kimyasal ve mekanik özellikler sunar.

2- Grafen Oksit şekilsizdir, ancak genel olarak, grafen oksit, safsızlıkları koruyacak şekilde tamamen çıkarmayı amaçlayan grafen modelinin aksine, işlevsel hidroksit ve oksijen gruplarına sahip petek şeklinde karbon atomları içeren iki boyutlu bir tabaka olarak tanımlanabilir.

3-Grafen oksit, farklı olarak bazı özellikleri de barındırır. Kimyasal ve atomik yapısına bağlı olan elektrik, iletkenlik özellikleri gibi.

4- Grafen oksit dispersiyonu ayrıca, foto ışıldama, yani ışımanın yayılmasıyla ışığın yayılması gibi benzersiz optik özelliklere sahiptir. Bu özellik, biyo duyumda, flüoresan etiketlerde ve optoelektronik uygulamalarda, optik fiberde veya likit kristal ekranlarda hareket eden ışığı tespit eden sensörlerde kullanılabilmektedir.

5-Ortalama elastik modülü ve kırılmaya karşı en yüksek direnç sırasıyla 32 GPa ve 120 MPa’dır.

6-Grafen Oksit Dispersiyonu ayrıca tek tip tabakalar halinde ultra ince ve esnek bir nano yapıdadır.

7- Grafen Oksit yüksek çözünürlüğe sahiptir ve aşağıda açıklandığı gibi suda kolayca dağılır.

Grafen oksit dispersiyonunun uygulanan sektörler

-Spor aletleri ve oyuncaklar

-Boya ve Cilalar

-Otomobil sektörü

-Havacılık ve Savunma

-Güneş paneli

-Tekstil

-Piller ve Enerji

-Ekranlar

-Kauçuk ve Plastik

-Binalar

-Elektronik ve Optoelektronik

Nano teknoloji ne demektir?

Nanoteknoloji, maddenin atomik, moleküler ayrıca supramoleküler seviyede kontrolüdür. Nanoteknolojinin ayrıca bugün moleküler nanoteknoloji olarak bahsedilen en eski ve yaygın tanımı, tam olarak ‘makroölçek ürünlerinin imalatı için atomların ve moleküllerin kontrolünün belirli bir amacını ifade etmektedir.

Nano Bilim ve Nano Teknoloji nedir?

Nano bir ölçek, nanoteknoloji de o ölçekte geliştirilen teknolojiler anlamına geliyor, bu yüzden nanobilim ve nanoteknoloji ile uğraşmak çok disiplinli bir durumdur; hedefi belirli bir konu değil; işbirliği gerektiren, birçok araştırmayı içine alan geniş bir kapsama alanını oluşturur.

Mikro teknoloji ne demek?

Mikro Teknoloji, boyutları 1 mikron (μm) ile 100 mikron arasında değişen elektro-mekanik düzeneklerin ve sistemlerin incelendiği disiplinler arası bir bilim dalıdır. … Mikro elektromekanik sistemlerde yapılan çalışmalar günümüzde nano elektromekanik sistem çalışmalarının da temelini oluşturmaktadır.

Nanoteknoloji fiziğin hangi alt dalıdır?

Nanoteknoloji bir bilim değil bir teknolojidir. Bu nedenle fiziğin hiçbir alt dalına girmez. Ancak sorduğunuzu herhalde fiziğin alt dalları içerisinde nanoteknoloji hangi alanda ilişkilidir diye anlamak gerekir. Fiziğin alt dallarından atom fiziği atomların yapısını ve özelliklerini inceler.

Gen teknolojisi ne demek?

Gen teknoloji nedir. … Kısaca “Bir mal veya hizmet üretmek için canlı organizmalardan veya bu organizmaların ürünün veya proses süreçlerinden yararlanma teknolojisi” olarak tanımlanabilecek biyoteknoloji aynı zamanda insanların kullandığı en eski teknolojilerden biridir.

Teknoloji kısaca ne demektir?

Kısa bir deyiş ile teknoloji tanımını yapmaya çalıştık; Teknoloji: Genelde, insan yeteneklerini genişletmek ve insan ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılan bilgi diyebiliriz. Teknoloji insanların kendi amaçlarına uygun olarak doğal dünyayı kullanmasıdır.

Nano yapı nedir?

Nano Teknolojisi NedirNano kelimesi Yunanca “nannos” kelimesinden gelir ve “küçük yaşlı adam veya cüce” demektir. … Bir nanometre metrenin milyarda birine denk gelir.


MEMS ne demek ?

MEMS veya mikro teknoloji, hızla gelişen bir teknolojidir ve mikro elektronik teknoloji gibi gelecekte yaşam standartlarını yeniden şekillendirmek için büyük bir potansiyele sahiptir. … MEMS‘ler için en popüler malzeme yarı iletkenler için kullanılan fiziksel ve ticari özelliklerinden dolayı silikondur.

Antibakteriyel Etkinlik Testleri ve Standartları

Günümüzde kullanılan pek çok ürünün antibakteriyel özellikte olanı piyasaya sürülmektedir. Bunun için öncelikle antibakteriyeli tanımını yapmak gerekir. Antibakteriyel madde;  antibakteriyel yüzey uygulamasının kullanımı yoluyla ürünlerin yüzeyinde bakterilerin üremesini engelleyen madde olarak tanımlanır.   

Antibakteriyel özellikte maddelerin en popüler olanı plastik ve benzeri özelliğe sahip olan ürünlerdir. 

Plastiklerde Antibakteriyel Etkinlik Testi:

Plastikler için antibakteriyel etkinlik testi  ISO 22196 metoduna göre akredite olarak yapılmaktadır. 

Tekstil vb. ürünlerde  Antibakteriyel Etkinlik Testi:

Tekstil ürünleri için antibakteriyel etkinlik testi ISO 20743 metoduna göre gerçekleştirilmektedir.

Dezenfektanlar İçin Antibakteriyel Etkinlik Testi:

Bilindiği gibi Dezenfektanlar patojen mikroorganizmaların bulunmasından şüphe duyulan yerler veya kontaminasyon kaynağı olabilecek cihaz ya da malzemeler için kullanılan kimyasal maddelerdir. 

Endüstriyel tip dezenfektanlar için TS EN 1276 standardı antibakteriyel etkinliği için kullanılmaktadır.

Medikal tip  dezenfektanlar için ise TS EN 13727 standardı kullanılmaktadır.

Seramikler için fotokatalitik aktivite ile antibakteriyel etkinlik ise ISO 27447 standardına göre gerçekleştirilmektedir.

Tüm metotların ve analizin genel amacı, antibakteriyel olduğu düşünülen ürünlerin,  mikroorganizmalar ile kontamine edip, analiz başlangıcında ve son aşamasındaki sonuçların logaritmik hesabı ile ürünün antibakteriyel etkiye sahip olup olmadığını değerlendirmektir.