Hidroksiapatit (HA ya da HAP) nedeniyle kemik malzemesinin kendi benzeri bir yapıya tıbbi amaçlar için, yüksek sıklıkta biyoaktif bir seramiktir.
Nano hidroksiapatit partikülleri diş minesindeki apatit kristalleriyle morfolojik ve yapısal olarak benzerlik göstermektedir. Son zamanlarda yapılan araştırmalarda nano hidroksiapatitin mine çürük lezyonlarını remineralize edici etkisi olduğu ortaya konmuştur. Bu derleme çalışmasında nano hidroksiapatit içeren diş macunlarının remineralizasyon üzerine etkileri detaylı olarak incelenmiş ve bu konuda yapılmış olan çalışmalar hakkında bilgiler verilmiştir.
Nano hidroksiapatitli diş macunlarının kullanım amacı;
– Diş dokusunun yenilenerek (rejenerasyon) güçlenmesini sağlamak için kullanılır.
– Dişteki mikroçatlakların onarılarak hassasiyetin giderilmesinde kullanılır.
– Hidroksiapatit opak beyaz renktedir ve diş beyazlatmadan sonra bu opak madde beyazlatmanın kalıcığını ve etkinliğini artırmada kullanılır.
– Dişlerin daha pürüzsüz bir yüzeye kavuşmasını sağlar.
Hidroksiapatit, diş minesindeki mikroçatlaklara dolma ve dişteki kalsiyum iyonları ile birleşme eğiliminde olduklarından, dişleri pürüzsüz hale getirirler ve böylece renk maddelerinin dişe tutunmasını engellerler.
Günümüzde Koruyucu Diş Hekimliği demek; sadece diş çürüğünü önlemek değil, dişlerin mine ya da açığa çıkmış dentin ve kök yüzeylerini de güçlendirmeye yönelik uygulamaların yapılması demektir. Rejenerasyon denilen bu onarım, yenilenme işi mikroskobik düzeyde olduğu için dişlerdeki mikro çatlaklar dolmaktadır.
Bunun için yıllardır florlu diş macunları kullanılmıştır. Flor, diş çürüğünü önlemede ve remineralizasyonda etkindir ve diş yüzeyini floro-apatit ile güçlendirmektedir. Ancak, dişler devamlı florlu macunlarla fırçalandığında, düs¸ük doz flouoride maruz kalmanın solunum, mide bağırsak, genito-üriner sistemlerde bazı sorunlara neden olabilecegˆi bildirilmiştir. Ayrıca özellikle gelişmiş ülkelerde dişlerde flourozis (aşırı flor yüklenmesi) olaylarında artış olmaktadır.
Bu yüzden diş çürüğünden korunma için kalsiyum-fosfatlı, amorf kalsiyum fosfatlı, glikopeptitli kazein gibi birçok maddeler diş macunlarına flor alternatifi olarak ilave edilmiştir.
Nano boyuttaki HİDROKSİAPATİT de bu maddelerdendir. Yıllardır hidroksiapatit ortopedi ve diş hekimliğinde kemik yapının onarılmasında ve güçlendirilmesinde kullanılmaktadır. Diş minesinin ya da diğer diş yapılarının güçlenmesinde, dişin orjinal dokusunun oluşumunda kullanılması bilimsel olarak yıllar önceden kanıtlanmışdır.
Ayrıca nano hidroksiapatitin sodyumfloride göre daha çok mineye bağlandığı gösterilmiştir. Bu ne demek; mine dokusu, nano hidroksiapatit ile sodyum floride göre daha orjinali gibi onarılmaktadır. Ultramikroskobik incelemelerde nano hidroksiapatit grubunda remineralizasyon (yenilenme) alanlarının pürüzsüz ve homojen özellikte oldugˆu, nano hidroksiapatit ve sodyum flouorid içeren dis¸ macunlarında düzensiz ve pürüzlü bir remineralizasyon yüzeyinin olus¸tugˆu ve yer yer bos¸lukların gözlendigˆi belirtilmis¸tir. Nano hidroksiapatit ise minenin içinde tamamen orjinal, aralıksız mine sert dokusu oluşturmaktadır. Bu yüzden hidroksiapatitin nano boyutu (20 nm. ve 80nm. arası) mine prizmalarına rahatlıkla ulaşsın ve yukarıda sayılan koruyucu özellikleri göstersin diye diş macunlarında kullanılmaktadır.
Alüminyum Tozu eşsiz özellikleri ile çok çeşitli sektörlerde yüzlerce farklı ihtiyacı karşılamak için kullanılmaktadır.
Özellikler
Ana kullanım alanlarından bazıları
Metalik Pigment olarak; kaplama, boya, mürekkep ve tekstil sektöründe dekoratif amaçlı parlak gümüş rengi için kullanılmaktadır.
Kimyasal olarak; Alüminyum Tozu kontrollü reaksiyon değerleri için poliofelin, sentetik alkol ve alüminyum-bazlı kimyasalların kimyasal üretiminde tercih edilmektedir, ve plastik ve kozmetik sektöründe kullanılmaktadır.
Roket Yakıtı olarak.
Fotovoltaik kalın film pastası olarak; güneş pillerinin üretiminde elektrik iletkeni olarak kullanılmaktadır.
Metallurji sektöründe redüktör (indirgen madde), ısı kaynağı ve alaşımlama katkısı olarak kullanılmaktadır. Alüminyum Tozunun ekzotermik özelliğinden dolayı alüminatermik uygulamalarda ve ekzotermik kaynaklarda sıklıkla kullanılmaktadır.
Refrakter olarak çelik endüstrisinde,
Yapışkan, Dolgu Macunu ve Kaplama olarak uzay ve askeri uygulamalarda kullanılmaktadır.
Patlayıcı olarak maden, havai-fişek ve askeri savunma sektöründe kullanılmaktadır.
Toz Metallurjisinde çeşitli parçaların üretiminde kullanılmaktadır.
Çinko oksit, oksitlenmiş metalik çinkodan üretilmektedir.
Kimyasal formül ZnO, 1 çinko atomu ve 1 oksijen atomu iyonik bağ ile bir araya getirilmiştir. Çinko oksit doğada mineral zirkit olarak meydana gelir, ama oldukça nadir ve ticari olarak kullanılamaz.
Nano çinko oksit, UV özelliğinden dolayı kozmetik başta olmak üzere diğer arge çalışmaları ve endüstriyel ürünlerde dolgu ve yarı mamül olarak tercih edilmektedir. Nanoteknoloji, nano çinko üretimini 1 nm ile 200 mikron aralıklarında istenilen oranda üretmektedir.
Antibakteriyel boyaların bakteri büyümesini 10 yıl süreyle engellediği bağımsız laboratuvarlarda kanıtlanmıştır. Bununla beraber katkılı ürünlerin siyah küf ve mantara karşı da sürekli koruma sağladığı görülmüştür.
Birçok durumda uzun süreli bir antimikrobiyal etki sağlamak için katkıyı boyaya direk olarak karıştırmak dahi yeterli olmaktadır. Benzer şekilde çoğu kaplamalar için de çözümler mevcuttur.
Hastane, okul, koğuş ve benzeri gibi toplu kullanım alanı olan yerlerde duvar yüzeyleri antimikrobiyal malzeme kaplanarak sağlıklı bir ortam oluşturulabilir. Nemli ortamlardaki duvar yüzeyleri antimikrobiyal malzeme kaplı boyayla boyanarak küf ve mantar oluşumu önlenebilir.
Aluminyum hidroksit, dünyada en büyük hacimli alev yavaşlatıcısıdır. 200 oC’ye ısıtmayla Al(OH)3, % 66 Alumina ve % 34 suya bozunur.
Bu geri dönüşümlü proses ATH’yi bir yangın geciktirici, yavaşlatıcı yapar.
Aluminyum kimyasallarının üretimi (aluminyum sülfat, poli aluminyum klorür, sodyum aluminat, zeolitler, aluminyum florür); cam üretiminde bir hammadde-sırlar ve karışımlar; katalizör üretiminde hammadde; alevlenme geciktirici; kauçuk ürünler ve halı arkaları gibi plastik benzeri ürünlerde duman bastıran doldurucu olarak kullanılmaktadır.
Kağıt, solvent, su dayanıklı boyalar, UV kurabl kaplamalar, mürekkepler ve yapıştırıcılarda yayıcı ve yapılandırıcı ajan, bir cila ve temizleme ajanı, kalıp yıkama ve ayırma ajanı, onyx ve katı yüzeyler gibi kalıp polimer ürünlerinin bir doldurucusu olarak kullanılır.
Ayrıca absorban, emülsifiye edici, iyon değiştirici, mordan (boyada pekiştirici), asit giderici ve filtre edici ortam olarak da kullanılmaktadır. Diğer kullanımları; seramiklerde, baskı mürekkeplerinde, deterjanlarda, ıslanmaz kumaşlarda, diş macunu veya tozunda ve antiperspirantlardadır.
Alüminyum Klorür Hidroksit[12359-72-7], Al2(OH)5Cl·2H2O empirik formülüyle Polialüminyum Klorür’ün r oranı(OH/Al) 2,5 olan özel bir formudur.
Amerikan FDA standartlarına göre Alüminyum Klorür Hidroksit %23-24 Al2O3 oranına sahip olmalı, yoğunluğu 1,33-1,35 g/cm3 arasında olmalı, düşük seviyede demir (maks.50 ppm), sülfat (maks.0.025 %), metal iyonları (Ca, Mg, Na maks.10 ppm) ve ağır metal (kurşun gibi maks.10 ppm) ihtiva etmelidir. Alüminyum Klorür Hidroksit’in karakteristik özelliği Al13 polimerlerinin, monomerler ve daha küçük polikatyonlarla denge halinde baskınlığıdır (%88). Yüksek yüklü Al+7 13’lerin karşıt Cl– iyonları tarafından sarılması itme kuvvetleri sayesinde ürünü stabil hale getirmekte böylece ürünün içinde alüminyum hidroksit çökelmesi engellenmektedir.
Bu sayede Alüminyum Klorür Hidroksit uygun depolama koşullarında uzun yıllar çökelek oluşturmadan ve yapısı bozulmadan saklanabilmektedir.
Ürünün Genel Özellikleri
· Güçlü Flok yapısına sahiptir.
· Hızlı Flok oluşumu sağlar.
· Düşük hamsu sıcaklıklarında kolayca reaksiyona girer.
· Çözelti hazırlamadan direkt dozlanır.
· Diğer inorganik koagülantlara göre düşük kimyasal çamur oluşumu sağlar.
· Yüksek KOI giderimi sağlar.
· Yüksek ağır metal giderimi sağlar.
· Yüksek bulanıklık giderimi sağlar.
· Dozlandığı suda bakiye alüminyum (Al+3) bırakmaz.
· Diğer koagülantlara göre düşük dozlarda kullanılır.
· Çamur susuzlaştırmada kullanılır.
· Deodorantlarda antiperspirant ajanı olarak kullanılır.
· Ürünün Teknik Özellikleri
· Görünüm: Berrak Sıvı
· Aktif Madde: %23,5 Al2O3
· Yoğunluk: 1,350 ± 0,2 g/cm3
· pH (%5 Çöz): 3,5-5,5
· Viskozite: 15 cps
Gümüş nitrat en önemli gümüş tuzudur. Renksiz ağır kristaller teşkil eder. Tıpta dağlamak maksadıyla kullanılır ve antibakteriyel özelliği vardır. Siğil tedavisinde çok iyidir. Ayrıca deriyi ve organik maddeleri karartmada tercih edilir.
Görünümü : Beyaz – Gri Toz
Kimyasal Adı : Nitric acid silver(1+) salt
Kimyasal Formülü : AgNO3
Ambalaj Şekli : 25 Kg. Çuvallarda
Tanımı ve Kullanım Alanları :
Gümüş nitrat, gümüşü külçe veya gümüş folyo gibi gümüşü nitrik asit ile reaksiyona sokarak, gümüş nitrat, su ve azot oksitleri ile sonuçlanarak hazırlanabilir. Tepkime yan ürünleri, kullanılan nitrik asit konsantrasyonuna bağlıdır .
3 Ag + 4 HNO 3 (soğuk ve seyreltik) → 3 AgNO 3 + 2 H 2 O + YOK
Ag + 2 HNO 3 (sıcak ve yoğunlaştırılmış) → AgNO 3 + H 2 O + NO 2
Bu, reaksiyon sırasında evrimleşmiş toksik azot oksit (ler) nedeniyle bir duman kapağı altında yapılır.
Gümüş nitrat ile tipik bir reaksiyon, bir gümüş nitrat solüsyonunda bir bakırçubuğu askıya alıp birkaç saat bırakır. Gümüş nitrat bakırla tepkimeye girerek saçlı gümüş metal kristalleri ve mavi bir bakır nitrat çözeltisi oluşturur :
2 iyodinin 3 + Cu → Cu (NO 3 ) 2 + 2 Ag
Gümüş nitrat ısıtıldığında ayrışır:
2 iyodinin 3 2 Ag (k) + → (I) O 2 (g) + 2 NO 2 (g)
Çoğu metal nitrat, ilgili oksitlere termal olarak ayrışır , ancak gümüş oksit gümüş nitrattan daha düşük sıcaklıkta parçalanır, bu nedenle gümüş nitratın ayrışması, bunun yerine elemental gümüş verir.
Gümüş nitrat en önemli gümüş tuzudur. Renksiz ağır kristaller teşkil eder. Tıpta dağlamak maksadıyla kullanılır ve anti bakteriyel özelliği vardır. Siğil tedavisinde çok iyidir. Ayrıca deriyi ve organik maddeleri karartmada tercih edilir. Deriyi kararttığından cehennem taşı ismini almıştır. Suda ve alkolde kolayca çözündüğünden birçok gümüş bileşiklerinin elde edilmesinde ilkel madde olarak kullanılır. En çok kullanıldığı yerler, başta fotoğrafçılık olmak üzere mürekkepler, saç boyası yapımı ve gümüş kaplamacılığıdır. Bileşenleri gümüş ve nitrik asittir. Sentezi ise örnekteki formüle göre yapılır:
Ag + 2 HNO3 → AgNO3 + NO2 + H2O
Kullanım Alanları
Gliserin, diğer adı “gliserol” de olan sıvı halde bulunan polar organik bir trihidroksi alkoldür. Hafifçe tatlı, zehirleyici olmayan bir sıvıdır. Su ve alkol ile karışır; asetonda çözünür.
Görünümü : Renksiz, kokusuz hafif tatlı yoğun bir sıvıdır.
Kimyasal Adı : E422, 1,2,3-propanetriol, gliserol
Kimyasal Formülü : C3H8O3
Ambalaj Şekli : 250 kg. lık fıçılarda
Tanımı ve Kullanım Alanları :
Gliserin, daha resmen gliserol olarak bilinen bir organik bileşiktir. Ortak kaynakları hayvansal yağ ve bitkisel yağtır. Gliserin oda sıcaklığında berrak, kokusuz bir sıvıdır ve tatlı bir tada sahiptir. Sabunlarda yaygın olarak kullanılır ve birçok farmasötik alanında ortak bir içeriktir.
Gliserinin moleküler formülü C3H5 (OH) 3’tür. Her karbon atomunun bir hidrojen atomuna (H +) ve bir hidroksil grubuna (OH-) bağlı olduğu üç karbon atomlu bir zincirden oluşur. Her iki terminal karbon atomunun her birinin ek bir hidrojen atomu vardır, böylece üç karbon atomunun da toplam dört bağ oluşur. Karbonun değeri dörttür, yani dört bağ oluşturmaya eğilimi vardır.
Kullanım Alanları
Amonyak, formülü NH³ olan; azot atomu ve hidrojen atomundan oluşan renksiz, keskin ve hoş olmayan kokuya sahip bir gaz bileşiğidir. OH? iyonu içermediği halde suda zayıf baz özelliği gösterir.
Görünümü : Sıvı kendine has kokusu.
Kimyasal Adı : AmmoniaAqueous; AquaAmmonia; Ammonia TS
Kimyasal Formülü : NH3
Ambalaj Şekli : 57 Kg Bidonlarda,20 Ton Dökme, 900 Kg IBC lerde
Tanımı ve Kullanım Alanı :
Azot atomu ve hidrojen atomundan oluşan renksiz ve keskin ve hoş olmayan kokuya sahip bir gazbileşiğidir.OH- iyonu içermediği halde zayıf baz özelliği gösterir.
Amonyak, kovalent bağlı (ametal + ametal) bir bileşiktir. Molekülleri polar olduğundan su içinde yüksek oranda çözünür. Amonyak molekülleri kendi aralarında olduğu gibi su molekülleri ile de zayıf hidrojen bağı oluşturur. Bu nedenle suda çok çözünür.
Bağ yapmamış bir çift elektronu olduğundan molekül şekli üçgen piramittir, bu yüzden polar bir moleküldür.Gazlaşma gizli ısısı çok yüksektir, bu nedenle sanayi tesislerinde soğutucu madde olarak da kullanılır.Oda koşullarında doymuş amonyak çözeltisi %34’lük olup, yoğunluğu 0,88 g/ml’dir.
Kullanım alanları
Alüminyum sülfat toz ve suda çözünür bir maddedir. Kimyasal formülü Al2 (SO4) 3 olan yer kabuğunda bol miktarda (%7,5-8,1) bulunmasına rağmen çok nadir bulunup ve bu nedenle bir zamanlar altından bile daha kıymetli görülmüştür. Alüminyumun ticari olarak üretiminin tarihi 100 yıldan biraz fazladır.
Alüminyum ilk keşfedildiği yıllarda cevherinden ayrıştırılması çok zor olan bir metaldir. Alüminyum rafine edilmesi en zor metallerden biridir. Bunun nedeni, çok hızlı oksitlenmesi, oluşan bu oksit tabakasının çok kararlı oluşu ve demirdeki pasın aksine yüzeyden sıyrılmayışıdır.
Alüminyum sülfat;(Al2SO4) formülü ile gösterilip, demir sülfat ile birlikte en çok kullanılan iki koagülanttan biridir. Yüksek verimli bir arıtma kimyasalıdır.Kuru halde korozif özelliği yoktur. Çözelti halindeyken korozif özellik gösterir.
Genellikle % 6 lık çözelti halinde kullanılır. Korozif özelliğinden dolayı plastik, cam elyaf ya da paslanmaz çelik içerisinde bulundurulmalıdır.Korozif bir durumu olduğundan, kullanım ve depolama esnasında plastik veya paslanmaz çelik tanklar kullanılmalıdır.
Görünümü : Beyaz Kristal Yapıda Katı Formda
Kimyasal Adı : Aliminium Sulphate, Aliminium sulfate, Cake Alum, Filter Alum,
Kimyasal Formülü : Al2(SO4)3
Ambalaj Şekli : 25 Kg Çuvallarda
Tanımı ve Kullanım Alanı :
Suda kolay çözünür, alkolde çözünmez. Su arıtımında kullanılan en yaygın pıhtılaştırıcı (koagülant) olması sebebi ile 1 tonluk big-bag’lerde granülür ve toz halde satılabilinmektedir. İşçi sağlığı ve iş güvenliği yönetmelikleri uyarında standart alüminyum sülfat ambalajı 25 kg’lıktır.
Satışını yaptığımız alüminyum sülfat Tip-1 normunda ve yüzde 16-17 saflık mertebesindedir.Kuru halde korozif aktivite göstermeyen alüminyum sülfat su ile solüsyonunda korozif olmaktadır. Korozif özelliğinden dolayı plastik ya da paslanmaz çelik tanklarda stoklanmalıdır.
Metal yağ almalarında ve deterjan malzemelerinde ağır soda kullanılmaktadır.
Karbonik asidin sodyum tuzudur. E500
Tanımı ve Kullanım Alanları :
20 °C deki suda 30gr/100 ml çözünür. Havuz suyunun pH değerinin yükseltir ve içindeki yüksek orandaki alkali maddeler sebebiyle havuzdaki asidik bileşenleri nötralize eder. Tüm alkali metal tuzlarının sanayi açısından kuşkusuz en önemlisidir. Bu bileşik belirli deniz bitkilerinde ve bazı kayalarda mineral halinde bulunur. Yatakları Afrika ve Asya’dadır. Günümüzde sodyum karbonat üretimi için kullanılan Solvay metodunda doymuş sodyum klorür çözeltisi, önce amonyakla daha sonra da karbondioksitle işlem görür ve bu yolla üretilen sodyum karbonata Solvay sodası denir.
Kullanım Alanları
Çamaşır ve özellikle tüllerin beyazlatılmasında kullanılır. Sodyum karbonat sularda sertlik yapan iyonları karbonat halinde çöktürüp ortamdan uzaklaştırır. Bu şekilde çamaşır makinelerinde yumuşatıcı olarak kullanılır.
Cam üretiminde kullanılan en önemli kimyasaldır. Kumla soda birleştirilerek çok yüksek ısıya yükseltilir ve aniden soğutulur. Bu şekilde cam üretilir.
Tekstil sektöründe reaktif boya kullanıldığında sodyum karbonat boya ve lif arasındaki bağı oluşturmak için kullanılır.
Gıda katkısı olarak asit düzenleyici, anti-caking ajanı ve stabilizatör olarak görev yapar. Şerbet tozu üretiminde kullanılır.
Tuğla yapımında ıslatma ajanı olarak görev yapar, bu şekilde kil extrude edilirken daha az suya ihtiyaç olur.
Diş macunlarında köpük ajanı olarak kullanılır. Sürtünme yaratır ve ağız pH ını yükseltir.
Saf haliyle , renksiz bir sıvıdır , sudan biraz daha yapışkandır. Hidrojen peroksit ; basit peroksittir. Bir ositleyici , ağartma maddesi ve dezenfektan olarak kullanılır. Konsantre hidrojen peroksit , bir reaktif oksijen türüdür ve rokette itici olarak kullanılır. Kimyasına kararsız peroksit bağının doğası hakimdir.
Kimyasal Adı: Hidrojen Peroksit
Formül: H2O2
Yoğunluk: (25°C)1.19 (%50 lik)
Kaynama Noktası: 150.2 C
Erime Noktası: -0,43 C
Molar Kütle: 34,02 g/mol
CAS No: 7722-84-1
PAKETLER
· 5 KG
· 25 KG
· 65 KG
· IBC
Kullanım Alanları: Atık Su Arıtma , Gıda , İlaç , Kağıt , Kozmetik , Maden , Tekstil , Temizlik ürünleri gibi bir çok sektörde kullanılmaktadır.
Hidrojen Peroksitin çeşitli sektörlerdeki kullanım şekilleri ve detaylı bilgi ;
Dünyadaki hidrojen peroksit üretiminin yaklaşık% 60’ı kağıt hamuru ve kağıt beyazlatma için kullanılır. İkinci büyük endüstriyel uygulama, çamaşır deterjanlarında hafif ağartıcı olarak kullanılan sodyum perkarbonat ve sodyum perboratın imalatıdır.
Dibenzoil peroksitin yüksek hacimli bir örnek olduğu çeşitli organik peroksitlerin üretiminde kullanılır. Polimerizasyonlarda, un ağartıcı ajan olarak ve akne tedavisinde kullanılır. Perasetik asit ve meta-kloroperoksibenzoik asit gibi peroksi asitler de tipik olarak hidrojen peroksit kullanılarak üretilmektedir.
Hidrojen peroksit, organik safsızlıkları gidermek için belirli atık su arıtma proseslerinde kullanılır. Bu, son derece reaktif hidroksil radikalleri (· OH) oluşturmak için onu kullanan Fenton reaksiyonu gibi ileri oksidasyon işlemleri ile başarılır. Bunlar aromatik veya halojenli bileşikler gibi organik kirleticilerin yok edilmesi normal olarak zordur. Atıkta bulunan kükürt esaslı bileşiklerini de oksitleyebilir; Genelde kokularını düşürdüğü için yararlıdır.
Hidrojen peroksit cerrahi aletler dahil çeşitli yüzeylerin sterilizasyonu için kullanılabilir ve oda sterilizasyonu için buhar (VHP) olarak kullanılabilir. H2O2, virüslere, bakterilere, mayalara ve bakteri sporlarına karşı geniş spektrumlu etkinliği gösterir. Genel olarak, Gram-pozitifliğe karşı Gram-negatif bakterilere göre daha fazla aktivite görülür; Bununla birlikte, bu organizmalarda katalaz veya diğer peroksidazların varlığı, düşük konsantrasyonlarda toleransı artırabilmektedir. Spor asidi aktivitesi için daha yüksek H2O2 konsantrasyonları (% 10 ila% 30) ve daha uzun temas süreleri gereklidir.
Hidrojen peroksit, oksijen ve su oluşturmak üzere parçalanır ve genellikle ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) tarafından antimikrobiyal bir madde olarak güvenli olarak kabul edildiğinden, klor bazlı ağartıcılara çevre açısından güvenli bir alternatif olarak görülür.
Tarihsel olarak hidrojen peroksit, kısmen düşük maliyet ve diğer antiseptiklere kıyasla hızlı temin edilebilirlik nedeniyle yaraları dezenfekte etmek için kullanıldı. Artık iyileşmeyi yavaşlattığı ve yara izine yol açtığı düşünülüyor, çünkü yeni oluşan cilt hücrelerini yok ediyor. Sadece çok düşük bir H2O2 konsantrasyonu iyileşmeye neden olabilir ve tekrar tekrar uygulanmazsa. Cerrahi kullanım, gaz embolisi oluşumuna neden olabilir. Buna rağmen, birçok gelişmekte olan ülkede yara tedavisi için hala kullanılmaktadır. Temas üzerine deriyle emilir ve cildin geçici bir beyazlaması olarak görülen lokal bir kılcal emboli oluşturur.
İnsan saçı ağartmak için amonyum hidroksit ile karıştırılmış seyreltilmiş H2O2 (% 1.9 ila% 12 arasında) kullanılır. Kimyasalın ağartıcı özelliği, adını “peroksit sarışın” ifadesine borçludur. Hidrojen peroksit aynı zamanda diş beyazlatma için kullanılır ve ev yapımı bir diş macunu yapmak için fırında gazlı içecek ve tuz ile karıştırılabilir. Hidrojen peroksit akne tedavisinde kullanılabilir , ancak benzol peroksit daha yaygın bir tedavi yöntemidir.
NANOTEKNOLOJİ ile sahip olduğunuz çeşitli zenginlikler sayesinde birçok problemin üstesinden kolayca gelebilirsiniz. Bütün katkı maddelerinin nasıl kombine edilmesi gerektiğini bilen NANOTEKNOLOJİ teknolojiyi bir tek amaç çerçevesinde kullanmaktadır: Sizleri korumak! Bu sayede kullanmış olduğumuz bütün ürünlerde en yüksek derecede antimikrobiyal güç ve de performans elde ediyoruz.
Sizlere en iyi katkı maddelerini sunacağımızdan emin olabilirsiniz. Polimerler, kaplamalar, plastikler, tekstil ürünleri, seramikler, kumaşlar, kağıtlar ve kartonlar ve bunun gibi daha birçok malzeme türleri için en etkili çözüm önerileri NANOTEKNOLOJİ’da.
Gümüş Yapılı Antimikrobiyal Katkılar
Gümüş bileşenlerden oluşan antimikrobiyal ürünler mikroplar karşısında güçlü koruma sağlar ve yüksek etki gösterir. Bu konuda herhangi bir şüphe taşımanıza asla ama asla gerek yok! Sapasağlam fiziksel özellikler ve yüksek etki bırakma gücü ile beraber kaplamalar, boyalar, tekstiller, polimerler ve diğer malzeme türleri üzerinde kullanmak için biçilmiş kaftandır adeta.
Çinko Yapılı Antimikrobiyal Katkılar
Antimikrobiyal ve antifugal maddeler arasında en tanınmış olanları şüphesiz ki çinko bileşenlere sahiptir. Aynı zamanda bu tür bileşenlere sahip antimikrobiyal katkı maddeleri kepeğe karşı koruma sağlayan şampuanlarda gönül rahatlığı ile kullanılmaktadır.
Bakır Yapılı Antimikrobiyal Katkılar
Bakır tuzları Eski Mısırlılardan beri insanlığın kullanmış olduğu bir alt substrat olarak kullanılagelmiştir. Çok sık bir şekilde dezenfektan ürünlerinin içinde kullanılan bu ürün koruyucu bir yapıya sahiptir. Hijyenik uygulamalarda çok rahat bir şekilde tercih edilebilir. Boyalar ve kaplamalarda çok rahat bir şekilde tercih edilebilir.
Organik Yapılı Antimikrobiyal Katkılar
NANOTEKNOLOJİ olarak tasarladığımız organik ürünler şunlardır:
Fenolik Biyositler
Maliyet bakımından en ekonomik biyosit olarak adlandırılır ve profesyonel kategori başta olmak üzere endüstriyel uygulamalarda koruyucu madde olarak kullanılır ve sıkça başvurulur.
Dörtlü Amonyum Bileşikleri (QAC yahut QUAT)
Bu antimikrobiyal katkı maddesi hem kullanım alanı hem de sağladığı fayda bakımından birçok farklı kategoride adından sıkça söz ettirmektedir.
Fungusitler ya da Tiabendazoller
Birçok küf türünde, yüzeylerde ve e mantar türlerinde ve bunların yarattığı tahribatlarda kullanılır. Uzun süre dayanan bir koruma içib başvurulması gereken ilk bileşendir.
Gazbeton Nedir?
Binalara çok yönlü katkılar sağlayan, modern dünyanın duvar örgü malzemesi olarak ilk tercihi konumunda olan gazbeton; hafif yapı malzemesidir.
· Gözenekli hafif bir yapı malzemesidir.
· Hacim olarak %70-80 gözeneklerden oluşur.
· Yoğunluğu düşük, masif bir malzemedir.
· Isı iletkenliği en düşük kagir duvar malzemesidir.
Neden Gazbeton?
Yüksek performansı sayesinde tüm dünyada yaygın olarak kullanılan gazbeton, Amerika’dan Japonya’ya kadar birçok ülkede üretilir. Dünyanın en prestijli şehirlerinin gözde yapılarında kullanılan gazbeton, yüksek ısı yalıtımı özellikleri ile yapının yangın ve deprem güvenliğini arttırması nedeniyle pazarın önemli bir ihtiyacını karşılar.
Projelere Değer Katan Yapı Malzemesi
Üstün özellikleri ile gazbeton, her tip konutta, sosyal ve turistik tesislerde, ticaret ve sanayi yapılarında sağladığı ekonomi, kalite, konfor ve hız nedeniyle güvenle kullanılır.
Yalıtım Gazbetonla Sağlanır
Binalarda meydana gelen ısı kayıplarının büyük kısmı dış duvarlarda oluşur. Bina dış duvarlarında ısı yalıtımı sağlamanın pratik ve ekonomik çözümü gazbeton kullanmaktır. Tuğla, taş, briket gibi malzemelerle yapılmış duvarlar, ilave maddeler ve ek masraflarla gazbetonun tek başına sağladığı üstün yalıtım gücüne ancak ulaşabilirler.
Gazbeton Hiç Yanmaz
Binaların yangından korunması hakkındaki yönetmeliğe göre, 1200°C’ye kadar ısıya dayanıklı “A1 sınıfı hiç yanmaz” malzeme sınıfındaki gazbeton, yangına 240 dakikadan fazla karşı koyabilmesiyle, yangına karşı emniyetli binalar inşa edilmesinde, “yangın duvarı” ve “yangın güvenlik holü” çözümlerinde vazgeçilmez bir seçenektir.
Nano kelimesinin anlamı Eski Yunancaya dek uzanır ve kelimenin Türkçe karşılığı ise cüce demektir. Son yıllarda bilimsel gelişmelerin de artış göstermesiyle birlikte bu kelimenin kullanımı da artmaya başlamıştır. Nanometreyi ise size şu şekilde anlatabilirim ancak: 1 metrenin 1 milyarda birini hayal edin. Ya da 1’den başlayarak 1 milyara kadar sayın bakalım. Bu sayıya ulaşmanız için 32 yıl boyunca aralıksız ve duraklamadan saymanız gerekir! Boş vaktiniz var mı bu kadar? İşte nanaometreler böyle hayal edilmesi dahi zor bir ölçü birimidir.
Nanotüpler ise nanoteknoloji sayesinde üretilen ürünlerden kullanılır. Çaplarından milyonlarca kat uzunluğa sahip nanotüpler elektrik ve ısı iletkenliği, sağlamlık ve dayanıklılık gibi özellikleri ile kıyaslamaya tabi tutulduğunda diğer materyallere nazaran kat be kat daha avantajlı. Karbon nanotüpler tek duvarlı ya da çok duvarlı olabilirler. Çok duvarlı karbon nanotüpler iç içe geçmiş şekilde olurlar ve bu yüzden bu isimle anılırlar. Buraya kadar nanotüp nedir ya da bir başka ifade ile karbon nanotüp nedir gibi soruları az ok cevaplamış olduk. Karbon nanotüpler DNA yahut Protein reseptörleri ile etkileşime girerek az miktarda bulunabilen
Nanoteknoloji, maddenin atomik, moleküler ayrıca supramoleküler seviyede kontrolüdür. Nanoteknolojinin ayrıca bugün moleküler nanoteknoloji olarak bahsedilen en eski ve yaygın tanımı budur.
Nanoteknoloji, maddenin atomik, moleküler ayrıca supramoleküler seviyede kontrolüdür. Nanoteknolojinin ayrıca bugün moleküler nanoteknoloji olarak bahsedilen en eski ve yaygın tanımı, tam olarak ‘makroölçek ürünlerinin imalatı için atomların ve moleküllerin kontrolünün belirli bir amacını ifade etmektedir.
Dünyada teknolojinin ulaştığı boyutu en iyi gösteren örneklerden birisi Nanoteknoloji. Çok küçük boyutlu ürünlerin kullanımını tanımlayan nanoteknoloji, halen gıda sektöründe kullanılmıyor. Ancak uzmanlara göre böyle bir potansiyel barındırıyor.
Avrupa Gıda Bilgi Konseyi (The European Food Information Council -EUFIC) web sitesinde, nanoteknoloji, nanoteknolojinin kullanım alanları ve gıda sektörü açısından nanoteknolojinin konumuna ilişkin sorulara ayrıntılı yanıtlar verildi. İşte EUFIC sitesinden A’dan Z’ye nanoteknoloji…
Nano ne kadar küçük ve ne anlama geliyor?
“Nano” ifadesi, milimetre ya da santimetre gibi belirli bir büyüklüğü tanımlamak için kullanılıyor. Bir nanometre, bir metrenin milyarda birine veya bir milimetrenin milyonda birine eşit bir ölçü birimi. Aşağıdaki şekil, bir nanometrenin ne kadar küçük olduğu konusunda iyi bir fikir veriyor.
Nano parçacık ise 1 ile 100 nanometre boyutundaki tek bir madde parçacığı olarak tanımlanıyor. Çıplak göz veya geleneksel mikroskoplarla görülemeyecek kadar küçük boyuttaki nano parçacıkları görmek için atomsal kuvvet mikroskobu veya elektron mikroskobu gibi özel aletler kullanılıyor.
Nano malzeme kelimesi de, nano parçacıklardan yapılan veya nano ölçek yapıdaki maddeler için kullanılıyor.
Doğada bulunabilen nano malzemeler
Nano malzemeler doğada birçok yerde ve şekilde bulunabiliyor. Volkanik kül, DNA molekülleri ve kertenkele ailesinden kelerin duvara tutunmasını sağlayan nano boyutlu tüyler, verilen örneklerden.
Nanoteknoloji nedir?
Nanoteknoloji, nano ölçekte gerçekleştirilen ve geniş bir bilimsel alanı kapsayan bir terim. Nanoteknoloji ile belli özelliklere sahip yeni nano malzemelerin oluşturulması veya nano malzemelerin teknolojide kullanımı (örneğin sudan istenmeyen parçacıkların uzaklaştırılması için nano boyuttaki deliklere sahip filtreler) mümkün olabiliyor.Nanoteknoloji aynı zamanda, nano parçacıkların mevcut bir teknoloji (homojenizasyon veya öğütme gibi) ile üretilmesi için de kullanılıyor.
Doğal olarak oluşan birçok nano malzeme olmasına karşın, arzu edilen şekilde davranacak bir malzeme elde etmek amacıyla belirli boyut, şekil veya bileşime sahip nano malzemeler de üretilebiliyor. Bunlar “mühendislik ürünü nano malzemeler” olarak anılıyor.
Nanoteknoloji neden kullanılır?
Küçük ebatları, büyük yüzey alanları nedeniyle nano parçacıklar, genellikle aynı malzemeden yapılan daha büyük parçacıklardan farklı davranır. Boyutun malzemenin davranışını nasıl etkilediğini anlamak için, ağır ve hareket etmesi zor bir kaya ile kolayca hareket edebilen kum, iyi bir örnek. Kaya ve kum, aynı maddeden yapılmış olsa da, farklı boyutları nedeniyle fiziksel olarak farklı davranır. Nanoteknoloji ile nano parçacıkların boyut ve şeklini kontrol ederek, farklı özelliklere sahip ve başka yollarla üretmenin zor veya imkansız olduğu şekilde hareket eden malzemeler oluşturabiliyor.
Örneğin gümüş nano parçacıkların iyi antibakteriyel özelliklere sahip olmasının nedeni de bu. Gümüş nano parçacıklar, bakterilerin hücre yüzeyine yapışarak hücre içine gümüş iyonları bırakıyor. Milyonlarca nano parçacığın toplam yüzey alanı, büyük bir gümüş parçasından çok daha büyük. Bu nedenle gümüş nano parçacıkları daha fazla bakteriyi öldürebiliyor. Yani daha iyi bir antibakteriyel. Küçük ebatlarda böyle özel amaçlı nano parçacıklar, gelecekte hayatımızda daha önemli bir yere sahip olacak. Örneğin mutfaklarda hijyen gözetilmediğinde sağlık için risk oluşturabilen gıda hazırlanan yüzeylerde antibakteriyel kaplamaların kullanımı, nanoteknoloji ile mümkün olabilecek.
Bir diğer örnek ise güneş ışığındaki ultraviyole (UV) ışınlarını emdiği için güneş kremlerinde kullanılan nano boyutlu titanyum dioksit (TiO2). Beyaz renkte olan büyük titanyum dioksit parçaları, gıda ve kozmetik ürünlerinde genellikle beyaz renk vermek üzere kullanılıyor.
Gıdalarda nano malzeme var mı?
Evet, doğal olarak oluşan nano malzemeler gıdalarda da bulunabiliyor. Bunlara en iyi örnek; sütteki proteinler veya biradaki karbonhidrat parçaları. Öğütme veya emülsiyon yapma gibi küçük parça veya damla oluşturmayı amaçlayan geleneksel işlemler de gıdalarda nano boyutlu parçacıkların oluşmasına neden olabiliyor. Bu geleneksel işlemler, çok uzun süreden beridir gıda üretiminde kullanılıyor. Aslında, insan vücudu sindirim sürecinde, gıdaları, içeriğindeki besin ögelerinden daha fazla ve daha kolay yararlanmak üzere nano boyutlu parçalara ayırıyor.
Nano malzemelerin gıda üretiminde kullanımı risk oluşturacak mı? Avrupa’da mevzuat nasıl düzenlenecek?
AB’de tüketicilerin korunması amacıyla sağlık, çevre ve güvenlik konusunda oldukça katı bir mevzuat söz konusu. Genel Gıda Yasası, yalnızca güvenli gıdaların tüketime sunulabilmesine yönelik hükümler içeriyor. Bu ve diğer yasalar (gıda katkı maddeleri, yeni gıdalar ve gıda ile temas eden malzemelere yönelik düzenlemeler) sayesinde, doğal veya insan üretimi nano malzemeler içeren gıdaların güvenli tüketimi de sağlanıyor.
Bugün itibariyle, Avrupa’da mühendislik ürünü nanomalzeme içeren herhangi bir gıda bulunmuyor. Gıda uygulamaları için geliştirilen tüm mühendislik ürünü nano malzemelerin, işletmelere sunulmasından önce yetkili otoriteler tarafından tarafından değerlendirilme ve onay şartı bulunuyor. Üreticilerin aynı zamanda mühendislik ürünü nano malzeme içeren gıda ürünlerini etiketleyerek, ürünü alan tüketicilere bu bilgiyi gösterme yükümlülüğü bulunuyor.
Gıda üretiminde nanoteknoloji kullanmanın potansiyel faydaları neler?
Nanoteknolojinin gıda ürünlerine katabileceği bazı faydalar şu şekilde sıralanıyor:
Hijyen ve gıda güvenliği: Antibakteriyel kaplamalar veya gıdalara bulaşı olduğunda renk değiştiren nano sensörler.
Gıda tedarik zincirinde izlenebilirlik ve güvenilirlik: Gıda ürünlerinin tanımlanması ve izlenmesi için nano barkodlar. Bu teknoloji gıda zincirindeki olası sahtekarlıkları önlemeye yardımcı olabilir.
Gıda işleme: Yapıyı ve tadı değiştirmek; yağ veya tuz miktarını azaltmak.
Beslenmeyi iyileştirmek: Bir nano parçacık içinde yer alan besinler, vitaminler veya enzimler, bu besinlerin arzu edilmeyen tadını maskelerken, vücudun besinleri almasını kolaylaştırabilir.
Nano malzemeleri gıda ürünlerinde kullanmanın riskleri neler?
Tüm teknolojilerde olduğu gibi, potansiyel riskler arasında uzun dönemli sağlık ve çevre etkileri var. Ancak unutulmaması gereken nokta; hiçbir madde, yalnızca nano olduğu için diğer madde veya kimyasallardan daha riskli hale gelmiyor. Mühendislik ürünü nano malzemeler veya nanoteknolojilerin gıdalarda kullanımı söz konusu olduğunda güvenli kullanım için yetkili otoriteler tarafından gerekli değerlendirmelerin yapılması ve onay verilmesi gerekiyor.
AB’de nanoteknolojilerle ve mühendislik ürünü nano malzemelerle ilgili bilgi eksiklikleri olduğu yönünde genel bir kabul var. Nanoteknoloji ve nano malzemelerin üretimi, tüketimi ve çevreye etkisi gibi konulardaki güvenliğini değerlendiren çalışmalar ise devam ediyor. Nanoteknoloji ve gıdalarda kullanımına ilişkin konular, ulusal ve uluslararası seviyelerde ve AB seviyesinde dikkatle inceleniyor.
Tetrafloroetilen (TFE) monomerlerinin polarizasyonla bir araya gelmesi sonucu PTFE polimeri oluşur. PTFE’nin üretim aşaması aşağıdaki figürde görülmektedir.
PTFE’nin dökümü için yaygın olarak kullanılan yöntemlerden biri kalıplama yöntemidir. Kalıplama yöntemi, sıkıştırma kalıplama, akıtma kalıplama, çıkarma kalıplama ve şişirme kalıplama gibi farklı işlem türlerine sahiptir. Sıkıştırma kalıplama, PTFE’yi dökmek için en yaygın olarak kullanılan yöntemdir.
PTFE’nin dökümü için kullanılan bir başka yöntem harmanlamadır. Harmanlama yöntemi çözelti harmanlama ve eriyik harmanlama olarak iki kategoriye ayrılır.
Sahip olduğu üstün özellikler nedeni ile PTFE birçok endüstri alanında yaygın olarak kullanılmaktadır.
Otomotiv endüstrisi: Araçların dişli sitemlerinde yağlama amacı ile kullanılır. Yüzey enerjisinin düşük olmasından dolayı kendinden yağlamalı bilyeli yatak olarak kullanılır.
Petrokimya ve enerji endüstrileri: Sürtünme özelliklerinin iyi olması dolayısıyla conta, halka gibi işleme ekipmanlarında fonksiyonel bir malzeme olarak kullanılır.
Kimya Endüstrisi: PTFE, tepkimeye girmeyen bir malzeme olması nedeniyle, kimyasal saldırılara oldukça dirençlidir. Bundan dolayı asit kapları, asit tüpleri, hortumlar ve valfler için kaplama malzemesi olarak kullanılır.
Endüstrilerde kullanımının yanı sıra elektrik ile ilgili uygulamaları da bulunmaktadır. Elektrikli cihazlarda, bileşenlerin boyutuna bakılmaksızın yoğun olarak yalıtım malzemesi olarak kullanılır. Tel yalıtkanı olarak kullanılması çok yaygındır.
Radyasyon Koruması Nedir?
Radyasyon koruması, yıllardır önemli bir bilimsel araştırma konusu olmuştur çünkü radyasyon ilk başta insan sağlığını etkiler. Bilim adamları, radyasyonu optimum malzemelerle minimum seviyede tutmaya çalışıyorlar. Hemen hemen her malzeme, gama veya X ışınlarına engel teşkil edebilir ancak verimlilik, boyut, kütle, maliyet vb. , malzeme seçiminde belirleyici parametrelerdir. Kurşun, kalay, bakır ve beton bugünlerde radyasyon kalkanı için en yaygın kullanılan malzemelerdir. Aşağıdaki Şekil 1, bazı radyasyon koruma malzemelerinin şematik gösterimini göstermektedir.
Radyasyon Koruması için Grafen nasıl kullanılır?
Özel bir karbon şekli olan grafen (bkz. Şekil 2), düşük atomik sayı değeri olan Z = 6 olması nedeniyle zayıf radyasyon emici kategorisindedir. Bu, sadece bir atomunun atom kalınlığı olduğu düşünülürse şaşırtıcı değildir. Bununla birlikte, son zamanlarda yapılan çalışmalar grafenin çok katmanlı grafen levha şeklinde olduğunda radyasyon kalkanı olarak kullanılabileceğini göstermiştir. Bir grafen levha, yaklaşık 10 mikron kalınlığındadır ve bir düzineden fazla tek tabakayı içerir.
“Ancak, son çalışmalar, grafenin çok katmanlı formda grafen levha halinde radyasyon kalkanı olarak kullanılabileceğini göstermiştir.”
Katmanlı yapıda, en verimli emme katmanı, her iki tarafta bulunan iki ortamın girişlerinin toplamı ile eşleşen bir iletkenliğe sahip olmalıdır. Serbest havada, karşılık gelen iletkenlik, 188 Ohm / sq dirence karşılık gelen 5.31 mS karedir.
Birbirine paralel birkaç grafen katmanı bu değerleri karşılayabilir.
Universite De Namur tarafından yapılan bir deney bu gerçeği kanıtladı. Deneyde, her biri grafen ile kaplanmış ince polimer filmler, mikrodalgayı absorbe etmek için kaç katmanın gerekli olduğunu belirlemek için katman katman yerleştirildi. Mikrodalgaları absorbe etmek için sadece altı katman yeterliydi. Aynı deney, 3-5 nm kalınlığa sahip metalik katmanlar ile gerçekleştirildi, ancak bükülmeye ve korozyona karşı çok kırılgandı.
Başka bir çalışma ayrıca grafen oksidin, en çok toksik ve radyoaktif, uzun ömürlü insan yapımı radyonüklidlerin bazılarını, kirli sudan ve 2.0 değerinde pH değerine sahip asitli çözeltilerden bile uzaklaştırdığını göstermiştir (Anna, Alexander, Kalmykov & James (2013)).
Görüntü Kaynağı:https://www.unamur.be/en/sci/carbonnage/research-activities/graphene/shielding
Sonuç olarak, radyasyon koruma önemli bir teknolojik sorundur çünkü radyasyon hem insanlar hem de gelecekteki nanoteknoloji için büyük bir endişe kaynağıdır. Birçok çalışmada tartışıldığı gibi, grafen, düşük üretim maliyeti, hafifliği ve diğer geleneksel koruyucu malzemelere kıyasla radyasyon emiliminin yüksek etkinliği nedeniyle yansıtılan yeni koruyucu malzemedir.
Manchester Üniversitesi’ndeki National Graphene Enstitüsü’nde çalışan Trinity College Dublin araştırmacıları, çok hassas olan bu elektrokimyasal sensörleri oluşturmak için Grafen ile Silly Putty oyun hamurunu birleştirdiler. Bu sensörler, elektriği iletebilen, deformasyona ve darbeye duyarlı, ucuz ve sağlık sektörü başta olmak üzere başka sektörlerde de kullanılabilecek niteliktedir. Grafen katkılı Silly Putty oyun hamurunu insanın göğüs veya boyun kısmına yerleştirildiği zaman, G-Putty hamurunun solunum, nabız ve kan basıcını ölçebildiği gözlemlenmiştir. Bunun sebebi olarak da grafen eklenmesinin oyun hamurundaki elektrik iletkenliğin artırmasından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Bu kompozit malzemenin elektriksel iletkenliği en ufak bir darbeye veya gerilmeye karşı aşırı duyarlıdır. Dolayısıyla hali hazırda kullanılan sensörlerden yüzlerce kat daha hassastır.
Grafen katkılı oyun hamuru, aynı zamanda küçük örümceklerin adımlarının tespiti için başarıyla test edilmiştir. Bu nedenle, çok hassas darbe sensörlerine ihtiyaç duyulduğunda, bu tür malzemelerin birçok tıbbi cihaz için uygun olabileceği düşünülmektedir.
Merhaba! Ben Nanokar AI asistaniyim. Size nasil yardimci olabilirim?