Hoparlörünüzün yanına cep telefonunuzu koyduğunuzda duyduğunuz o rahatsız edici “bızzt-bızzt” sesini, kablosuz internet sinyalinizin bir anda zayıflamasını veya arabanızda radyo dinlerken yüksek gerilim hattının altından geçtiğinizde oluşan paraziti hiç yaşadınız mı? Tüm bu sorunların arkasında görünmez bir düşman yatar: Elektromanyetik Girişim (EMI – Electromagnetic Interference).
Günümüz dünyası, cep telefonlarından Wi-Fi ağlarına, mikrodalga fırınlardan elektrik motorlarına kadar sayısız elektromanyetik sinyal üreten bir “gürültü” okyanusuna dönmüş durumda. Bu sinyal karmaşasında, hassas elektronik cihazların düzgün çalışabilmesi için onları bu istenmeyen gürültüden koruyacak bir sığınağa ihtiyaçları var. İşte bu sığınağın adı Elektromanyetik Kalkanlama (EMI Shielding) ve bu sığınağın duvarlarını inşa eden malzemeler ise bizim çok iyi tanıdığımız iletkenlerdir.
Elektromanyetik Girişim (EMI), bir elektronik cihazın çalışmasını bozan, performansını düşüren veya tamamen durduran istenmeyen elektromanyetik enerjidir. Bu girişim, iki ana yolla yayılır:
EMI kalkanlama, öncelikli olarak ışıma yoluyla yayılan bu görünmez dalgalara karşı bir savunma hattı oluşturur.
EMI kalkanlamanın arkasındaki temel prensip, 19. yüzyılda Michael Faraday tarafından keşfedilen Faraday Kafesi konseptine dayanır.
Bir Faraday Kafesi, iletken bir malzemeden (örneğin metal bir ağ veya kapalı bir kutu) yapılmış bir muhafazadır. Dışarıdan bir elektromanyetik dalga bu iletken yüzeye çarptığında, iletkenin içindeki serbest elektronlar bu alana anında tepki verir. Elektronlar, dış alanı iptal edecek zıt bir elektrik alanı oluşturacak şekilde yüzeyde yeniden dağılırlar.
Sonuç? Dışarıdaki elektromanyetik fırtına ne kadar güçlü olursa olsun, kafesin içi korunmuş bir liman gibi sakin kalır. Arabanızın yıldırım çarpması sırasında neden güvenli bir yer olduğunun veya asansörde telefonunuzun neden çekmediğinin temel açıklaması budur.
Bir EMI kalkanı, istenmeyen elektromanyetik dalgaları iki temel mekanizma ile etkisiz hale getirir:
Bir elektromanyetik dalga, bakır veya alüminyum gibi yüksek iletkenliğe sahip bir yüzeye çarptığında, malzemenin içindeki serbest elektron deniziyle karşılaşır. Bu serbest elektronlar, gelen dalganın enerjisiyle kolayca salınır ve bu salınım, gelen dalganın büyük bir kısmını bir ayna gibi geriye yansıtan yeni bir dalga oluşturur.
İyi bir iletken, gelen EMI dalgasının enerjisinin büyük bir kısmını daha içine bile almadan geldiği yere geri gönderir. Bu, kalkanlamanın ilk ve en önemli savunma hattıdır.
Yansımadan kurtulup malzemenin içine girmeyi başaran dalga enerjisi ise ikinci bir savunma hattıyla karşılaşır. Dalga, iletken malzemenin içinde ilerlerken, malzemede küçük “girdap akımları” (eddy currents) oluşturur. Malzemenin doğal direnci nedeniyle bu akımlar enerji kaybeder ve bu enerji ısıya dönüşür.
Bu süreçte, dalganın kalan enerjisi malzeme tarafından adeta bir sünger gibi emilerek sönümlenir. Malzemenin kalınlığı ne kadar fazlaysa ve frekans ne kadar yüksekse, soğurma o kadar etkili olur.
Mühendisler, belirli bir kalkanlama ihtiyacı için en uygun maliyet ve performansı sunan çeşitli iletken malzemeler kullanır:
İç içe geçmiş sinyallerle dolu modern dünyamızda, elektronik cihazların uyum içinde çalışabilmesi, bu sessiz koruyuculara bağlıdır. İletken malzemeler, sadece devrelerimizde akım taşıyan yollar olmakla kalmaz, aynı zamanda bu devreleri görünmez elektromanyetik gürültüden koruyan kalelerin duvarlarıdır. Bir dahaki sefere Wi-Fi bağlantınız kesintisiz çalıştığında veya hastanedeki hassas bir tıbbi cihaz hayat kurtaran verileri doğru bir şekilde okuduğunda, görevini sessizce yerine getiren o görünmez iletken kalkanı hatırlayın.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
| P | S | Ç | P | C | C | P |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « Kas | ||||||
| 1 | 2 | 3 | 4 | |||
| 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 |
| 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 |
| 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 |
| 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 | |
Merhaba! Ben Nanokar AI asistaniyim. Size nasil yardimci olabilirim?
Yazar hakkında