Etiket arşivi covid-19

Yeni virüsler nasıl evrimleşiyor ve yayılıyor?

Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan Corona (Korona) virüsü ile ilgili dünya alarma geçti. Dünya Sağlık Örgütü’nün acil durum ilan ettiği Corona virüsü, soğuk algınlığından Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS) ve Ağır Akut Solunum Sendromu (SARS) gibi daha ciddi hastalıklara kadar çeşitli hastalıklara neden olan büyük bir virüs ailesinin parçası. Virüslerin genel olarak nasıl bir genetik değişim sonrası insana geçebildikleri ve insan için taşıdıkları tehditler konusunda aşı teknolojileri alanında araştırmalarıyla tanınan Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Bilimleri Araştırma Merkezi ve Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nesrin Özören’den bilgi aldık. Özören, küresel iklim değişikliğinin, kalabalık kentsel yaşam ve artan insan hareketliliğinin daha önce bilinmeyen yepyeni virüslerin ve dolayısıyla hastalıkların ortaya çıkmasında ve hızlı yayılmasında etkili olduğunu belirtti.

SARS ve MERS’ten sonra şimdi de Corona virüsü dünya gündemine yerleşti. Virüsler genetik değişime nasıl uğruyor? Bu hastalıklarda virüsler nasıl bir evrim izliyor ve virüsler insana hangi yollarla geçiyor?

Normal bir nezle virüsü, Corona veya Influenza (grip) virüs yapılarında kendilerini kodladıkları öğelerden, RNA parçalarından oluşuyor. RNA’nın kendisini kopyalarken çok fazla hata yapma olasılığı var. Virüsün çoğalması için gereken ise konak bir hücre. Virüs konak hücreye yapışıp (burun, boğaz, üst solunum yolu epitel hücreleri) içeri alındığında o konak hücrenin içinde ve metabolizmasını korsan olarak kullanarak kendisini ürettirebiliyor. Virüsün kendisini kopyalayıp, üretilebilmesi için bazı mekanizmalar var. Grip virüsünün sekiz adet RNA parçasından oluşan genomu var ve buna bağlı kodlayan RNA ürettiriyor, kendi enzimlerini ürettiriyor ve sonrasında konak hücrenin zarından tomurcuklanıyor, yeni virüsler ortaya çıkıyor. Bu yeni virüsler yakındaki diğer konak hücrelere yapışarak içeri alındıkları takdirde yeni bir çoğalma döngüsü başlıyor. Corona virüsünün tek parça RNA genomu olsa da hata oranları gene de yüksek.

Aşılarının güvenli bir şekilde uygulandığı ve beş yıl ve üzeri koruyuculuğu bulunan virüsler ise DNA virüsleri. Hepatit B (sarılık yapan) virüsü örneğin, genomu DNA’dan oluşuyor. Bu virüs için de konakçı bir hücreye ihtiyaç var (karaciğer hücresi) DNA kopyalanırken hata yapma riski daha düşük, RNA kopyalanırken ise hata olasılığı daha fazla.

Corona, SARS veya MERS gibi virüslerin kaynağı ise RNA virüsleri olarak biliniyor. Corona virüsünün taşıyıcısının yarasa olduğu belirlendi. Yarasadan yarasaya geçen bir virüs var ve o virüs mutasyona uğruyor. Ancak geçirilen her mutasyon virüsü daha tehlikeli yapmıyor. Tamamen zararsız veya kendini kopyalamayan, yayılması mümkün olmayan olan virüsler de ortaya çıkabilir ancak bunlar hastalık yapamayacağı için bunları gözlemlememiz mümkün değil. Fakat virüs yeni bir özellik sayesinde geçişgenlik kazandıysa çoğalabiliyor ve böylelikle bu virüsleri izleyebiliyoruz. Virüsün konak içinde kopyalanması ve bir sonraki konağa varabilmesi için farklı özelliği olan virüslerin hayatta kaldıklarını görüyoruz. Rastgele mutasyonlardan birinde yarasa hücresine çok iyi yapışabilen virüs artık insan hücresine de iyi tutunma özelliği kazanıyor.

Virüsün her geçtiği canlıdan canlıya veya türden türe kendi sağ kalım mücadelesi söz konusu. Virüs kendisini bir başka canlıda kopyalayabilmek için canlının hücre zarı üzerindeki proteinlerden birine, sanki bir limana varmış gibi, yapışabiliyor. İnsan hücresine yapışabilme özelliği kazandığı zaman orada çoğalmaya başlıyor. Yarasa hücrelerinin üzerinde de benzer konakçı proteinler mevcut. Yarasalar, şempanzeler, fareler ile insan hücre zarı arasında çok büyük farklar yok. İmmünolojik bakımdan virüsün yarasadan insana sıçraması büyük bir eşik. Corona virüsünde virüsün insandan insana geçebildiği de görüldü. Bu da virüsün insan vücudunda sağ kalmayı başarıp kendi kopyalarını yapmayı başardığını gösteriyor.

Virüslerin özellikle kış döneminde ortaya çıkması tesadüf mü?

Virüsler sadece kış mevsiminde ortaya çıkan partiküller değil, yazın da ortaya çıkabiliyorlar ancak kışın popülasyonları daha fazla büyüyor ve insanların bağışıklık yanıtı da daha zayıf düştüğü için hastalık sıklığı artıyor. Virüsün insana geçmesi sonucunda hapşırma, öksürme gibi yollarla virüs yayılmaya başladığında yayacağı partiküller içinde kaç tane virüs olduğuna bakmak gerekiyor. Virüs konakçı hücrelerin içinde kendini çok iyi kopyaladığında bu oran yükseliyor ve bulaşma olasılığı artıyor. Örneğin, bir öksürmeden sonra bir metrelik bir alana dağılan bir milyon sıvı taneciğinin içinde sadece beş partikülde virüs olsun ve sonra başka bir insana bulaşmış olsun. Kişinin bağışıklık sistemi çok güçlüyse bu virüsü yok edeceği için hissetmez ve hastalanmaz bile. Bu kişiler taşıyıcı olabilirler. Nitekim Corona virüsünde hastalık belirtisi taşımayan bir insandan da virüsün bulaşabildiği görüldü. Çin hükümeti geçmişte SARS gibi bir deneyime sahip olduğu için çok büyük önlemler aldı ancak Corona SARS’tan daha az öldürücü bir virüs . Oran olarak bakılacak olursak yüzde 3-5 gibi bir öldürme kapasitesi söz konusu, SARS’ta ise bu çok yüksekti. Elbette önümüzdeki günlerde Corona virüsü ile ilgili gelişmeleri dikkatle izleyip göreceğiz. Ancak mevcut verilerle şunu söylemek mümkün; Corona virüsü çok korkutucu bir virüs değil. Yeni bir virüs çıktığında en önemli sorun çoğu insanın bu yeni virüsle ilk kez karşılaşmasından doğuyor. 65 yaş üstü kişiler, organ nakli olmuş veya kanser hastaları aldıkları kemoterapi veya radyoterapiden dolayı akyuvarlarının sayısının düştüğü, bağışıklık yanıtı düşmüş kişiler için çok riskli grupları oluşturuyor.

Corona virüsünün neden daha önce değil de şimdi çıktığı merak konusu. Bunun nedeni nedir?

Bu soru çok soruluyor ancak kesin bir cevabı bulunamadı. Çin’de asırlardır yaban hayvanları tüketiliyor. Dolayısıyla bugün neden bu virüsün çıkmış olduğu sorusu yanıtlanabilmiş değil. Akla gelen ihtimallerden ilki, iklim değişikliği olabilir. Küresel iklim değişikliği, sıcaklıkların artması insanların bağışıklık sistemlerini ve yarasaların taşıdığı virüsleri de etkiliyor. İkinci etken aşırı kalabalık şehir hayatı ve toplu taşıma gibi havasız ortamlar. Üçüncü ihtimal küresel ölçekte çok hareketli bir insan nüfusu olan dünyamız. Çok fazla seyahat ediyoruz. Eskiden küçük bir köyde hastalık çıktığında köy karantina ile korumaya alınırdı, oysa bugün dünyada milyonlarca turist mevcut. Bu riskler devam ettikçe yeni virüslerin ortaya çıkma olasılıkları da yükseliyor.

Virüsler aslında insanlığa ders de verebilir ama insanlar haklı olarak önce korkuyorlar. Fakat geçmişe baktığımızda çiçek gibi, verem gibi ölümcül sonuçları olan hastalıklar da yaşadık. Çok sayıda insanımızı geçen yüz yılda verem nedeniyle kaybettik. Verem kontrol altına alındı, bugün eskiden olduğu gibi ölümcül ve korku verici değil. Çiçek virüsü ise dünyada hastalık yapamayacak şekilde aşılama sayesinde silindi. 1.Dünya Savaşı sonrasında yaşanan aşırı kıtlık, savaş sonrası çekilen yokluk İspanyol Gribi gibi büyük bir salgını getirdi. Her dönemde yeni bir virüsün çıkabileceğini unutmamak gerekiyor, tedbirli olmamız lazım.

Bir virüs hemen konağına öldürücü etki yapıyorsa o virüsün bulaşma zamanı kalmıyor, mesela Ebola virüsü bulaştığı insanların yarısından fazlasını öldürüyor bir kaç gün içinde, çok kişiye bulaşma fırsatı kalmıyor bu sayede. Geniş toplumlara en çok zararı Corona virüsü gibi belli bir kuluçka süresi ve konağını öldürmeyen virüsler veriyor. İnsanı öldürmüyor ama yayılmış oluyor ve çok daha fazla kişiyi etkiliyor. Ağır bir nezle veya grip olarak seyreden bu hastalığı sağlıklı insanlar atlatabiliyor.

Çin’den ithal edilen ürünlerin virüs taşıma ihtimali var mı?

AIDS virüsü için benzer bir test yapılmıştı. AIDS’li biri ile aynı havuza girebilirsiniz veya AIDS hastasının kullandığı çatal deterjan ve sıcak su ile yıkandıktan sonra virüs kapma olasılığı neredeyse sıfırlanıyor. Bu tür objelerden virüs bulaşması milyonda bir olabilir. Her virüs için dış yüzeylerde (konakçı hücre dışında) sağ kalabilme ve yeni enfeksiyon başlatabilme kapasitesi farklı- bazıları 20-30 dakika, bazıları haftalarca. Kolonya (etanol, %70 ) ile bolca spreyle objeyi silerek sadece Corona değil her virüsten korunursunuz. Çin’den gelen oyuncakları gümrüklerde ultraviyole ışıkla dezenfekte etmek mümkündür.

Peki virüse karşı aşı geliştirmek mümkün mü? Her sene olduğumuz grip aşılarının artık eskisi kadar etkili olmadığı doğru mu?

Daha önce var olmayan bir virüse karşı önceden aşı üretmek mümkün değil. Ancak AIDS virüsü ve grip virüsüne karşı geliştirilen ilaç kombinasyonlarının Corona virüsü ile mücadelede yardımcı olduğu gözleniyor. Bu da gösteriyor ki Corona virüsüne karşı elimiz kolumuz bağlı değil.

Her yıl için yeni grip aşı geliştirirken, üretici şirketler bir istatistiki bir projeksiyon yaparak bir önceki yılın verilerine bakıp bir sonraki yıl görülmesi muhtemel iki veya üç virüse karşı karışık aşı preparatı geliştiriliyor ve o aşı %70 gibi bir koruma sağlayabiliyor belirli bir bölge için tahmin tutarsa. Fakat sizin bölgenizde farklı bir grip virüsüne yakalandığınızda aşılanmış olsanız bile grip olma ihtimaliniz var, ancak gene de aşılanan kişiler nispeten daha hafif atlatabiliyorlar o seneki gribi.

Dünyada şu anda aşı geliştiren ve tüm dünyaya sunan belli başlı şirketler var, bu şirketler size üç, dört çeşit grip aşısı üretebilir ancak bu aşılar belli bir oranda koruma sağlar. Bizim bu noktada kendi kaynaklarımızı kullanarak yerli-milli aşı geliştirmek yönünde çabalarımızı hızlandırmamız şart görünüyor. Ülkemizde böyle bir çalışma olsa sadece iki veya üç tür grip virüsüne karşı kompozit aşı değil de, beş-altı tür grip virüsü suşundan oluşan özgün ve adjuvanlı aşılar geliştirilebilir. Sağlık sistemimize ülke olarak son yıllarda önemli yatırımlar yaptık. Çocuk aşıları alanında son beş yıldır önemli çalışmalar yapılmakta. Dolayısıyla artık kendi aşımızı geliştirmek ve bu yönde teknoloji geliştirmek zorundayız. Hammadde için dünyadaki birkaç şirkete bağımlı olmaktan çıkmamız lazım.

Aksi halde iklim değişikliğinin etkilerini yaşadığımız globalleşen dünyamızda yepyeni virüslerin karşımıza çıkması çok da sürpriz olmayacak.

Kaynak: Boğaziçi Üniversitesi

COVID-19 Çocuk Hasta Yönetimi ve Tedavisi

Çocuklarla ilgili COVID-19 enfeksiyonuna yönelik tedaviler ile ilgili, bugün içinbilimsel kanıt düzeyi yeterli olan veri bulunmamaktadır. Bu nedenle çocuklarla ilgili COVID-19 tedavi önerileri erişkin çalışmalarına göre değerlendirilmeli ve çocuk hastanın durumuna göre planlanmalıdır. COVID-19 salgının başından itibaren, 22 Mart 2020 tarihine kadar, dünya genelinde 0 – 9 yaş arasında ölüm görülmemiştir. Daha büyük çocuklarda, 10 – 19 yaş arasında ise %0.2 ölüm bildirimi yapılmıştır. Bu rakamlar ve bugüne kadar paylaşılan veriler değerlendirildiğinde, çocuklarda klinik tablonun daha hafif seyirli olduğu görülmektedir. Ayrıca, çocuklarda ilaçların olası yan etkileri de tedavi kararı verirken göz önüne alınmalıdır. Bugün için çocukluk çağında tedavi her bir hasta için ayrı değerlendirilmeli ve olası ağır vakalarda planlanmalıdır.

Çocukluk Çağında Tedavide Kullanılabilecek Olası İlaçların Dozları ve Uygulama Şekilleri

İlaç Adı Günlük Çocuk Dozu, Verilme Yolu Tedavi
Süresi (gün)
   
     
Oseltamivir Term bebekler 0-12 ay 3mg/kg/doz günde 2 kez 5 gün
tb 75 mg 15 kg ≥ günde iki kere 30 mg  
süsp 12 mg/ml 15 kg ile 23 kg arası olanlar günde iki kere 45 mg  
  23 kg ile 40 kg arası olanlar günde iki kere 60 mg  
  40 kg > günde iki kere 75 mg  
     
Hidroksiklorokin, Çocuklardaki doz (<18 yaş): 5 gün
200 mg tablet 10 mg/kg (maks: 600 mg/doz) PO BID x 2 (yükleme),  
  sonra 3 mg/kg PO TID (maks: 200 mg/doz) 4 gün toplam  
± tedavi süresi beş gün  
Azitromisin* 1-5 ay çocuklarda 10 mg/kg/doz (maks doz 500 mg/doz) 5 gün
200 mg/5 ml süsp 6 ay > çocuklar ve adölesanlarda 10 mg/kg ilk gün günde  
500mg tb1 tek doz (maks doz 500 mg/doz), devamında 5 mg/kg  
  günde tek doz 2-5 gün boyunca (maks doz 250 mg/doz)  
  toplam 5 gün  
     
Lopinavir 250 mg/ Çocuklarda doz: 14 gün – 6 ay arasında olanlarda: 10- 14 gün
ritonavir50mg lopinavir komponenti 16 mg/kg PO BID  
tablet2 6 ay – 18 yaş arası:  
  15-25 kg: 200 mg-50 mg PO BID 26-35 kg: 300 mg-75 mg  
+ PO BID >35 kg: 400 mg-100 mg PO BID  
    10- 14 gün
Ribavirin kapsül 2 gr (30 mg/kg) yükleme dozu  
200 mg 4×1 gr (17 mg/kg/ 6 saatte bir /4 gün  
  4×0.5 gr (8 mg/kg/ 8 saatte bir /6 gün  
     

Yoğun bakım ünitesinde yatan, destek tedavilerine rağmen organ fonksiyonları bozulmaya devam eden kesin covid-19 tanısı konulmuş hastalarda antiviral tedaviye ek öneriler; MASya da hemofagositoz sendromu gelişen hastalarda rehberin yoğun bakımda tedavi bölümüne başvurunuz.

  1. 1    Hem azitromisin, hem de hidroksiklorokin Q-T aralığını uzatıp, ventriküler taşikardiye eğilim yaratabilir. Bu nedenle özellikle QT’yi uzatan başka bir klinik durumu olan hastalarda azitromisin kullanılmamalıdır. Diğer durumlarda hasta bu açıdan, gereğinde EKG çekilerek yakından izlenmeli, kardiyotoksik istenmeyen etki görülenlerde öncelikle azitromisin kesilmeli, daha sonra hidroksiklorokinin önce dozu azaltılmalı, sorun yine devam edersekesilmesi düşünülmelidir
  • 14 günden küçük yenidoğanlarda lopinavir ve ritonavirin güvenlik, etkinlik ve farmakokinetik profilleri belirlenmemiştir. 14 günden küçük yenidoğanlarda, özellikle preterm yenidoğanlarda, lopinavir / ritonavir oral çözeltisinin kullanımı ile propilen glikol toksisitesi geliştirme riski vardır. Oral çözelti etanol ve propilen glikol içerir; etanol propilen glikol metabolizmasını rekabetçi bir şekilde inhibe eder. Oral solüsyonun kullanımını takiben erken doğan bebeklerde pazarlama sonrası raporlar arasında kardiyotoksisite (tam AV bloğu, bradikardi, kardiyomiyopati), laktik asidoz, santral sinir sistemi depresyonu, solunumsal komplikasyonlar, akut böbrek yetmezliği ve ölüm bulunur. Oral çözelti, bebek yakından izlenmedikçe ve yararlar açıkça riske ağır basmadığı sürece, doğum sonrası 14 günden küçük tam dönem yenidoğan veya doğum tarihinden sonraki 14 güne kadar erken doğum yenidoğanları dahil olmak üzere hemen doğum sonrası dönemde kullanılmamalıdır. Günde bir kez dozlama (oral çözelti veya tabletler), 18 yaşından küçük çocuklar için onaylanmış bir rejim değildir.

Kaynak: https://covid19.tubitak.gov.tr/korunma-tedavi-yontemleri

Covid-19

Koronavirüsler hayvanlar arasında yaygın olan büyük bir virüs grubudur. Nadir durumlarda, ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezine göre, bilim adamlarının zoonotik olarak adlandırdığı şeydir, yani hayvanlardan insanlara bulaşabilirler.

Koronavirüs Belirtileri Nedir ?

Virüsler, genellikle soğuk algınlığına benzer şekilde, hafif ila orta derecede üst solunum yolu hastalığı olan insanları hasta edebilir. Koronavirüs semptomları arasında burun akıntısı, öksürük, boğaz ağrısı, baş ağrısı ve belki de birkaç gün sürebilen bir ateş bulunur.

Bağışıklık sistemi zayıf, yaşlılar ve çok genç olanlar için, virüsün zatürre veya bronşit gibi daha düşük ve çok daha ciddi bir solunum yolu hastalığına neden olma ihtimali vardır. Ölümcül olduğu bilinen az sayıda insan koronavirüsü vardır.

MERS virüsü olarak da bilinen Middle East Respiratory Syndrome ilk olarak 2012 yılında Orta Doğu’da rapor edildi ve aynı zamanda solunum problemlerine neden oldu, ancak bu semptomlar çok daha şiddetliydi. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezinden paylaşılan bilgiye göre, MERS ile enfekte olan her 10 hastanın üçte dördü öldü.

SARS olarak da bilinen Severe Acute Respiratory Syndrome, daha ciddi semptomlara neden olabilen diğer koronavirüstür. İlk olarak güney Çin’deki Guangdong eyaletinde tanımlanmıştır. Dünya Sağlık Örgütüne (WHO) göre, solunum problemlerine neden olur, ancak aynı zamanda ishal, yorgunluk, nefes darlığı, solunum sıkıntısı ve böbrek yetmezliğine neden olabilir. Hastanın yaşına bağlı olarak, SARS ile ölüm oranı vakaları % 0-50’si arasında değişmekte olup yaşlılar en savunmasız durumdadır.

Wuhan koronavirüsünün şu anda SARS ve MERS’den daha hafif olduğu düşünülmektedir ve semptom geliştirmesi daha uzun sürer. Hastalar bir hafta boyunca hafif bir öksürük ve ardından nefes darlığı ile hastaneyi ziyaret ettiler. Şimdiye kadar, vakaların yaklaşık% 15 ila % 20’si şiddetli hale geldi.

Koronavirüs Nasıl Yayılır ?

Virüsler hayvanlarla insan temasından yayılabilir. Dünya Sağlık Örgütüne göre, bilim adamları MERS’in develerde başladığını düşünüyor. SARS vakasında bilim adamları misk kedilerinden şüpheleniyorlardı. Yetkililer, Wuhan’daki mevcut salgına hangi hayvanın neden olduğunu henüz bilmiyorlar.

Virüslerin insandan insana bulaşması söz konusu olduğunda, genellikle birisi enfekte bir kişinin öksürükteki salgılarıyla temas ettiğinde olur.

Virüsün hastalığa neden olma yeteneğine bağlı olarak, öksürük, hapşırma veya el sıkışma bulaşmaya neden olabilir. Virüs, enfekte olmuş bir kişinin dokunduğu ve daha sonra ağzına, burnuna veya gözlerine dokunarak da bulaşabilir.

Wuhan koronavirüsü için insandan insana bulaşma doğrulanmıştır, ancak uzmanlar şimdi kimin en çok bulaştırdığını, kimin en fazla risk altında olduğunu ve bulaşmanın çoğunlukla hastanelerde mi yoksa toplumda mı meydana geldiğini anlamaya çalışmaktadır. SARS ve MERS büyük ölçüde hastanelerin içinde bulaşmıştır.

Koronavirüsten Kimler Daha Çok Etkilenir ?

MERS, SARS ve Wuhan koronavirüs yaşlı insanlarda daha ciddi hastalıklara neden gibi gözükse de, en son salgın etrafında belirsizlik devam etmektedir. Wuhan koronavirüsünün şimdiye kadar bildirilen vakalarında hiçbirinin henüz çocuklar arasında olduğu doğrulanmamıştır. Uzmanlar ortalama yaşın 40 yaş ve üstü olduğunu belirtmiştir.

Koronavirüs tedavisi

Spesifik bir tedavi yoktur, ancak araştırmalar devam etmektedir. Çoğu zaman, semptomlar kendi kendine gider ve uzmanlar erken bakım almayı önerir. Semptomlar standart soğuk algınlığından daha kötü hissedilirse, mutlaka doktora danışılmalıdır.

Doktorlar ağrı veya ateş ilacı reçete ederek semptomları hafifletebilir.

İnsan Koronavirüs Tipleri

Koronavirüsler yüzeylerindeki taç benzeri sivri uçları için bu şekilde adlandırılmıştır. Alfa, beta, gama ve delta olarak bilinen dört ana koronavirüs alt grubu vardır.

İnsan koronavirüsleri ilk olarak 1960’ların ortalarında tanımlandı. İnsanları enfekte edebilen yedi koronavirüs şunlardır:

  1. 229E (alfa koronavirüs)
  2. NL63 (alfa koronavirüs)
  3. OC43 (beta koronavirüs)
  4. HKU1 (beta koronavirüs)
  5. MERS-CoV (Ortadoğu Solunum Sendromuna neden olan beta koronavirüs veya MERS)
  6. SARS-CoV (ciddi akut solunum yolu sendromuna veya SARS’a neden olan beta koronavirüs)
  7. 2019 Yeni Coronavirüs (2019-nCoV)

Dünyadaki insanlar genellikle insan koronavirüsleri 229E, NL63, OC43 ve HKU1 ile enfekte olur.

Bazen hayvanları enfekte eden koronavirüsler gelişebilir ve insanları hastalayabilir ve yeni bir insan koronavirüsü haline gelebilir. Bunun son üç örneği 2019-nCoV, SARS-CoV ve MERS-CoV dur.

Koronavirüs Nasıl Önlenir ?

Henüz bu virüs ailesine karşı korunacak bir aşı yoktur. Bir MERS aşısı için denemeler devam etmektedir. ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri yeni virüse karşı aşı üzerinde çalışmaktadır, ancak klinik araştırmaların başlaması aylar ve mevcut hale gelene kadar bir yıldan fazla olacaktır. Hasta olan insanlardan kaçınarak enfeksiyon riskinizi azaltabilirsiniz.

Koronavirüs Test Kiti Var Mı?

Mikrobiyolojik testler mevcuttur. Ters-Transkriptaz-Polimeraz Zincir Reaksiyonu, RT-PCR içerir. Moleküler Tanı, Serolojik Testler, Viral Kültür, Genetik Sekanslama denilen tekniklerden faydalanılır.

Corona (Korona) Virüs İçin Nano Gümüş Teknolojisi

Corona (Korona) virüsü hayvanlar arasında yaygın olan büyük bir virüs grubudur. Nadir durumlarda, bilim insanlarının zoonotik olarak adlandırdığı durumdur, yani hayvanlardan insanlara bulaşabilirler.

Günümüzde sıkça görülen Corona virüsleri için nanoteknolojik önlemler alınmaktadır. Corona virüslerden yaşadığımız ortamları arındırmak için,   Nano gümüş teknolojisi ile ortamlar steril edilmekte Nano gümüş Teknolojisinin sayesinde  virüsler 3 ile 6 ay arasında etkisiz hale getirildiği iddia edilmektedir.

Nano Gümüş, antimikrobiyal özelliği olan nano boyutta bir aktif ajandır, literatürde birçok bakteri, küf, mantar vb. mikro organizmalar üzerinde etkisinin olduğu bilinmektedir.

Corona Virüsler

İlk olarak 1960’lı yıllarda görülmeye başlayan Corona virüsün, Çin’in Hubei eyaleti Wuhan şehrinde ortaya çıkması nedeniyle hastalık oldukça merak edilir bir konu oldu. Akciğer hastalığına neden olabilen ve tedavi edilmediğinde ağır akut solunum yolu yetersizliği sendromu gibi hastalıklara yol açmaktadır.


Covid-19 Hastalığının Belirtileri:

  • Ateş
  • Öksürük
  • Nefes darlığı
  • İshal(Daha az)
  • Bulantı ve kusmadır


Covid-19 Alınacak Önlemler

Enfeksiyonun yayılmasını önlemek için standart öneriler arasında düzenli el yıkama, öksürme ve hapşırma sırasında ağız ve burnun kapatılması, et ve yumurtaların iyice pişirilmesi yer alır. Öksürme ve hapşırma gibi solunum yolu rahatsızlığı belirtileri gösteren kişilerle yakın temastan kaçınmalıyız.

Şu an COVID-19 enfeksiyonuna karşı geliştirilmiş bir aşı henüz yoktur.

Corona virüs dahil tüm solunum yolu hastalıklarından korunabilmek için aşağıdaki önlemlerin düzenli olarak uygulanması önerilmektedir:

         Ellerinizi sık sık, 20 saniye süreyle su ve sabunla yıkayın. Küçük çocukların da aynı şekilde ellerini yıkamasını sağlayın.

         Su ve sabun bulunamıyorsa alkol bazlı bir el dezenfektanı kullanın.

         Öksürürken veya hapşırırken ağzınızı ve burnunuzu kağıt mendille kapatın, ardından mendili mutlaka çöpe atın.

         Kirli ellerle ağzınıza, burnunuza ve gözlerinize dokunmayın.

         Corona Virüs belirtileri olan yada teşhisi konmuş hastalarla aynı kaptan yemek yemek, aynı bardağı paylaşmak veya öpüşmek gibi kişisel temastan kaçının.

         Kapı kolları ve oyuncak gibi sık dokunulan yüzeyleri temizleyin ve bunları dezenfekte edin.

Dünya Sağlık Örgütü, riskli bölgelere seyahat eden herkes için aşağıdaki tavsiyeleri vermektedir;

         Çiftlikler, pazarlar, ahırlar ve hayvanların bulunduğu diğer yerleri ziyaret ederken genel hijyen kurallarına uymalarını,

         Hayvanlarla temas öncesi ve sonrası düzenli olarak ellerini yıkamalarını,

         Hasta hayvanlarla temastan kaçınmalarını,

         Çiğ ya da iyi pişmemiş hayvan ürünlerini tüketmemeleri gerektiği

konusunda uyarmaktadır.

corona dan korunma yolları

Novel Coronavirüs’ün / Covid-19 (Koronavirüs) tedavisi için henüz bir aşı bulunmamaktadır.